Yapılması gereken ev işleri beni beklerkene burada oturup bir şeyler yazmak daha bir hoş sanki. amann işler beklesn ne acelesi var sanki elbet bir ara kalktığımda yaparım, tabi evet.
Yarın yılbaşı. ben yılbaşlarını severim. hatta bir çocuk gibi bile heycanlanırım o derece, gerçi yılbaşnda alınan verilen hediyelerdir belki de beni heycanlandıran haha. bu sene yılbaşını İspanya'da kutlamak nasipmiş. tamam güzel eyvallah, ispanyada yılbaşı kutlamak her fırsatta geçmez elime ancak şu an sanki memleketimde sevdiğim insanlrla kutlamayı terchi ederdim. bir zaman sonra yerin mekanın bir önemi kalmıyor be blog. nebiliyim ispanya yerine arkdşlarmla herangi bi yerde olmayı terch ederdim. Fakat tabi ki bu yılbaşımında kıymetini bilmem ve doyasıya eğlenmem gerek. bir de birde bir de! tek bir şey istesem 2010 dan acaba olur mu dersin, gerçekleşir mi?? ben 2010 dan huzur istiyorum sadece huzur. 2009 a baktığımda.. acısıyla tatlısıyla ortalama bir yıl olmuş benim için. bir sürü mutluluğm bir okadar da hüznüm var geriye baktığımda.. ama bol atraksiyonlu bir sene olmuş valla. 2010 biraz daha sakin biraz daha huzurlu böyle zararsız ziyansız bir yıl olsun başka bir şey istemiorm.hani yılbaşına nasıl girersen bütün yıl öyle geçer geyiği var ya! ne yani şmdi bütün yıl İspanya'da mı geçicek haha. daha neler, istemem kalsın.. ohh dileğimi de diledim 2010 dan daha ne yapayım ben.
Bu arada burda doğal olark hayatımın ilk Christmas ı nı kutlamış ve bu işi çokça sevmiş bulunmaktayım. sevme nedenim okullarn tatil olşu olablr o ayrı. ama böyle o gece başka bir şey vardı sanki, öncelikle hristiyan arkadaşlarımın bu konudaki hassasiyetlerine biraz şaşrımş olmakla birlkte onları saygıyla selamlarken bu durum hoşuma bile gitti. Polonyalıların geleneksel yemeklerni yaparkenki o heyecan falan ne biliym ben güzel şey bunlar. yemek esnasında dinlenen christmas şarkıları.. bir Christmas ı ve bir yılı bıraktık yine arkada, zaman su misali tabi canım.
Acaba nasıl değiştim ben bu bir yıl içinde? elbet değişmişimdir yani koca bir yıl içinde, bir kere yaşadığımz acılar ya da mutluluklar insanı değiştiriyor ha bir de şu erasmus mevzusu var. burada da değiştim tabi. çok fazla şey öğrendim de erasmus konusuna bir ara başka bir yazıda değinmeyi düşünüyorum şimdi değil.
Neyse ben dileğimi diledm şmdi beklemek görmek lazım. görecek daha çok şeyimizi vardır eminim.
30 Aralık 2009 Çarşamba
29 Aralık 2009 Salı
"Olur Öyle Bazen"
Bazen çok yalnz hssederim olur öyle bana. duvarlar üstüme üstüme gelir, şu bilgisayar ekranın ne kadar sanal olduğunu farkederim, insanları sevmem. halbuki ben insanları çok severdim, ne olduysa, bana ne yaptılarsa sevmez oldum onları. ya onlar beni yanlş anladı ya da ben onları ancak bazıları beni çileden çıkartmayı başardı onları buradan tebrik ediyorum. bazıları var ki işte onlar da dünya da hiçbir şeye değişilmez insanlar.. ama bu yalnızlık başka bir şey, çığlık atmamı sağlayan, beynimi sessizliğyle patlicakmş gibi hissettiren gözyaşlarımı tutamadığım bir yalnzlık, hani kimi zaman ben yalnz kalmayı terch ederm gerksiz insanlarla birlikte olmaktansa.. yalnz kalmanın keyfini de çıkarırım o ayrı. ama bu yalnzlık bir başka.içimi darlayan çok sessiz bir yalnzlık ve çok katı. birgün beni terkedermi bu yalnzlık yoksa hep benle mi kalır orası da meçhul be blog.
28 Aralık 2009 Pazartesi
Huzur !?
Huzursuz bir insanım ben. Öyle işte içim bir huzursuz. Uykumda bile huzursuzum varmıdır ötesi? Hep bir şeyler yapmam gerekiormuş da yapmıyormuşum gibi bir his. Sürekli bir şeylere geç kalmışımda koşarak yetişmem gerekiyormuş gibi.. Sürekli bir yarın planı yapmanın telaşı var içimde. Nerden edindim bu telaşı ben yahu. Ben rahattım sanki bir zamanlar. çok değiştim çok.. Rüyamda bile bırakmıyor bu telaş beni, yine bir şeylerden kaçıp bir şeyler kovalıyorum. Arada uyanıp saate bakıyorum sanki gün içinde yapacak bir işm varmş da uyanmam gerekiyorumş gibi. Halbuki yüce İsa sağolsun tatilde okulum 20 gün kadar. İşim yok gücüm yok. Yinede günü kaçırıyormuşum gibi çok önemli şeyler yapacakmışım gibi aman daha uyumayayım dur geç kaldım düşünceleri ilen boğuşarak harcıyorum uykumun son bikaç saatini. Yoksa içimdeki ev kadınlığı mı dışarı fırlıor benim!? Bugn uyanıp ilk düşündüğüm şey "ne yemek yapsam ya" oldu. Dün kalktğımda evi süpürmem gerektiği bilincinin verdiği rahatsızlığı yaşıyordum. Belki de gerçek hayat bu kadar huzursuz bir şeydir ve ben de gerçek hayata adım atmışımdır, ne bileyim. Yarın kiramı ve faturalarımı ödemeye gideceğim. Halbuki bu İspanya dedikleri memlekette de insanlar okadr rahat ki! Hatta bilirsin Siesta ları var bunların. Gün içinde 2 den 4 e kadr falan uyuyorlar. Onlar uyudukça ben stres oluyorum uykularım kaçıyor severim halbuki ispanyolları çokça. Ama unutmamak gerek ne kadar İspanya'da olsam da normalde Türkiye gibi bir ülkede yaşıyor olmanın verdiği huzursulzuktur belki de bu. Aslında düşününce bu huzursuzluğun bir çok nedeni olabilrmiş ya. Asıl neden benim içimden bi yerden çıkar bir zaman sonra dur bakalım.
Öncelikle...
Öncelikle, bu blog yazma ihtiyacımı gidermek için ve belki bunu yaparken de kendimi daha iyi tanırım düşüncem sonucu oluşturlmuştur. Hep kendimi tanıdığımı düşündüğüm ve "şunu yaparım ben bak bunu hiç yapmam" cümleleri sarfettğim bir anda aslında kendimi hiç de tanımadığımı farkettim. Bir öykü var tamam ama onun içinde ondan başka çok öykü var imiş. İşte belki yazarken aslında hangi Öykü olduğumu anlarım diye umut ediyorum. İnsan gerçekten değişirmiymiş? Ya da bir insan bir süre sonra asıl kendini bulduğunda eskiye göre çok değiştiğini mi sanarmış. Bilmiyorum, daha bilmediğim de çok şey var...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)