4 Ağustos 2011 Perşembe

ben mağdurum!

Resmen mağdurum ben. Didinip duruyorum ama daha çabalarımın bir karşılığını alamadım. Neyden bahsediyorum? Hayatımın büyük bir bölümünü oluşturan mevzu para şu günlerde. Çünkü çeviri ofisi işi var, birinci romanımın basılmak üzere olması, ikinci romanımın çevirisi ve şu iki ay önce çalıştığımız BM konferansı var. Sürekli koşturup duruyorum da bir türlü elime para geçmiyor yahu! Buradan hiç çekinmeden isimlerini de vererek Teke Organizasyonu kınıyor, gençleri kandırarak mağdur etmelerini kabullenemiyorum. Her gün 'paranızı yarın yatıracağız' cümlesini duymama rağmen henüz elime para geçmedi, beklemedeyim. Üç koldan işle uğraşmama rağmen bir türlü paraya ulaşamıyorum. Paranın hayatındaki yeri ise git gide büyüyor ve böyle giderse tüm hayatımı bile kaplayabilir, korkuyorum. Mağdurum.

Birileri sürekli geliyor ve gidiyor. Gelenler çoğu zaman sevinç getirirken gidenler resmen boynu bükük bırakıyor insanı. Kısacası hem param yok, hem mağdurum hem de boynum bükük. Gerçi dün gece biricik kardeşimin Kanada' dan dönüşü boynumu biraz doğrulmuş olabilir ama yine de tam doğrulmuyor kalbim. Beklemedeyim ve mağdurum.

Yarın gece sonunda İstanbul' u terk ederek ben de gidenler arasına karışıyorum işte burada mağdurluğumdan kurtuluyorum. Şu hayatta en sevdiğim şey olan, deniz, kum, güneş üçlemesine kavuşacak olmak diğer tüm dertlerimi bir süreliğine unutturuyor o kadar da mağdur değilim diyorum.

Mağdurluk da renkler ve zevkler gibi göreceli bir kavram olsa gerek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder