Hiç beklemediğiniz yerlerde, şehirlerde çok acayip mutlu olabiliyorsunuz bazen.
10 gün önce kadar bir Adana tatili yapmak zorunda kaldık. 'Zorunda' diyorum; çünkü iş sebebiyle yapılan her şey bir zorundalıktır sanırım. Neyse, tabii Adana aslen tatil için gitmek istediğimiz şehirler listesinde başlarda gelmiyordu. Gel gör ki, Adana bizi, biz Adana'yı çok sevdik, beklemediğimiz kadar da eğlendik.
Bir kere en güzel kısmı- herkesin tahmin edeceği üzere- Adana kebaptı. Benim gibi bir etçil için de kebap hayatın önemli unsurlarından biridir. Babamın üniversiteyi Çukurova'da okumuş olması, gün geldi bir avantaj olarak geri döndü ve bize gidilecek görülecek yerler, yenilecek kebaplar hakkında bilgiler verdi.
Kebap için herkesin farklı bir yer tercihi olabilir, ancak ben bizzat gidip görmüş biri olarak Onbaşılar'ı önereceğim size. Eğer normalde bir kebap severseniz, bunu yediğinizde kendinizi evrenin bambaşka bir yerinde hissedeceksiniz, valla öyle. Ayrıca manzara olarak da bence Adana'nın en güzel yerini kapmış kebapçımız.
İkinci olarak simitçilerde dahil her yerde bidonlarda satılan şalgamdı. Zaten onu da çok severim. İçtik de içtik. Kah rakıyla içtik kah rakısız içtik. Ama gerçek şalgamı da tatmış olduk. Burada içtiğimiz tüm kapalı şalgamlarda da bir dünya boya maddesi olduğunu ve tatlarının doğal şalgama benzemediğini not olarak ekleyeyim.
En ilginci hiç ciğer sevmeyen benim bile orada bayılarak ciğer yemem oldu. Pazar sabahı - özellikle Cumartesi akşamdan kalmalar için- Büyük Saat bölgesindeki tüm sokaklar seyyar ciğercilerle dolu oluyor. Bilirsiniz ki köftenin de sokakta yenileni makbuldür. İşte onun gibi ciğerin de en lezzetlisi bu sokaklarda yenilen küçücük masalarda oturup isterseniz kendi rakınızı götürebildiğiniz - Pazar saat 12:00 sularında rakı içenleri de gördük- bu ciğercilerde bulunuyormuş.
Yemeklerden sıra gelirse biraz şehri anlatayım. Bir kere şehir çok güzel olabilecekken bakımsızlığa mağdur olmuş bir şehir. Barajın kenarından yürürken "vay be nasıl güzel burası" diyorsunuz, ancak ne bir bakım var, ne adam gibi bir tesis var. Hiçbir şey yapmıyor sanırım bu Adana belediyesi. Yani gelip yatıyorlar. Halbuki bir çalışsalar neler neler olur oralarda, tam bir tatil beldesi olur Adana.
Baraj kenarı haricinde, Adana'nın Bağdat Caddesi olarak adlandırılan Ziyapaşa Bulvarı var. Gerçekten de Nortshield'ı Starbucks'tı, ismini duymadığımız bir sürü cix mekandı derken burası Bağdat Caddesi ile Nişantası arasında bir yer olmuş. Mağazalar, markalar da hemen kapmışlar buraları, alışveriş için her şey mümkün.
Yalnız en çok ilgimizi çeken şey hepi topu 2 gün, hatta 1 buçuk gün kalmış olmamıza rağmen gördüğümüz polis sayısı, ambulans sayısı ve olay sayısı oldu. Sanki her an olay çıkabilecek bir yer gibi geldi Adana bize, heyecanı macerası bol anlayacağınız.
Bilmiyorum zamanınız olur mu, olsa da Adana'ya gider misiniz; ancak bir gün yolunuz düşerse güzel vakit geçirebileceğinizden emin olabilirsiniz.
Tesadüf gördüm yazını ve güldüm baya :) Yolum düştü ve bundan sonra çok düşecek galiba :) Mayıs'ta bile sıcaktan her yerim yapışsa da, ben sevdim oraları ya. Hele de Seyhan nehri kenarını. Sabah ayrı akşam ışıklandırmalarla ayrı bir manzara. Bir de nehir kenarında, baraj yakınlarında bir düğüne gittik - zaten Adana'ya da o yüzden gittik ya - çok güzeldi. Bahsettiğin dillere destan yemekleri yemiyor/yememiş olsam da "muzlu süt" denen şeyi yanlış biliyormuşum onu öğrendim. Umarım onu da içmişsindir ya da bir daha gidersen kesinlikle iç. "Ne alaka kız" diyeceksin, ama içince hak vereceksin bence canım :D Nerede içeceksin? Kazım Büfe'de. Bilindik bir yer. Bir de baraj gölü üzerinde çok güzel yerler var, huzur dolu. Hatta Rıza şimdi orada, sıcaktan eriyor halde, çok da özledim hani. Neyse... Mucuk sana bolca :x
YanıtlaSil