20 Eylül 2011 Salı

Cinayet Romanı Çevirmeni

Şu sıralar 'bilmiyorum' göbek adım olabilir. Baya baya çok şeyi bilmiyorum. Misal, bu sene mezun oluyorum ancak okuldan sonra ne yapacağımı bilmiyorum. Yüksek lisans zımbırtısını nerede ne üzerine yapacağımı, ispanyaya ne amaçla gideceğimi, burada kalırsam nerede çalışıp çevirinin hangi kolu üzerinde yoğunlaşacağımı bilmiyorum. Neredeyse adımdan bile emin değilim bu günlerde. Milyonlarca fikir, plan, istek var ama aralarından 'ahanda bu' diyebileceğimi bulamıyorum. Bilmiyor ve bulamıyorum. Geçelim romanıma.. Son 96 sayfanın heyecanı içerisindeyim. Cinayet romanı sevenlere güzel eserler yaratma çabalarındayım. Bana bundan sonra 'Cinayet romanı çevirmeni' diye hitap etsinler lütfen, arz ederim. Ha bir de bugünlerde hayat çok hareketli. Vb' nin geri dönüşü, alman arkadaşın bir günlük istanbul ziyareti ve mü' nün son iki gündür burada oluşu. En güzel haftamı yaşıyor olabilirim ben ya. Hayatım hep bu haftaki gibi geçse daha da bir şey istemezdim yani. Bu hafta bittiğinde ölsem gözüm açık gitmem, o kadar yani. Bildiğim bir iki şey var ki; ispanya özleminden yanıp tutuşuyorum. Ha bir de ben erkekte güzel burun seviyorum. O burun hep olsun ya. Haydi sağlıcakla.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder