13 Eylül 2011 Salı
zihin, ruh, beden, tahta.
Uzun süre heyecanla beklediğimiz şeylerin gerçekleşmesi artık herkes tarafından kesinleştiği zaman heyecanımızın artmasına değil; aksine tepkisizliğe sebep olur. Ne bileyim final dönemini başladığında "Ah ulan şu finaller bir bitsin eğlencenin dibine vuracağım!" diye atıp tutarken, son finalimizden çıktığımızda o beklediğimiz doruk noktasına ulaşamayız da "ee bitti işte?" tepkisiziliği tepkisini veririz. Ya da ben mesela bir önceki romanımı çevirirken "Var ya şu roman bir bitsin deli gibi gezeceğim" diyorken çevirinin bitmesiyle bir 'aptallaşma' bir 'ne olduğunun ayırdına varamama' durumları yaşamıştım. İşte uzun süredir gelmesi beklenen birinin birkaç güne gerçekten geliyor olması da garip bir aptallık yaratıyor bende. Sanki son iki aydır gün saymıyormuş da yokluğunu fark etmemişim gibi. Ama gerçek öyle değil. Beklenen an geldiğinde belki aptallık yerini yoğun duygu akımına bırakacaktır, bunu şu anda bilemiyoruz..
Roman çevirisinin en güzel yanı, söz konusu romandan bir okur olarak zevk almakmış. Bunu pek sevgili Cengiz Han' da fark etmemiş olabilirim ama bu sefer işin özünü kaptım. Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki bu roman bomba gibi olacak ve cinayet, gerilim dalında okumayı seven insanlar bu romanı sevecekler. Kitabın yazarı Tami Hoag' a buradan teşekkür etmek istiyorum, her ne kadar kendisi kitabının çevirmeni olarak beni tanımasa da.
Bu yaz yaptığım yararlı işlerle bence bana hayatım boyunca yeter. Daha fazla yararlı bir iş yapmama gerek yok. İki staj ki birisi hukuk alanında diğeri ise her türlü alanda çeviri, üç hafta ilk staj yapılan yerde para karşılığı verilen çeviri hizmeti, tabii bir yandan da elimizdeki romanımız. Yani bu yaz ben toplam 2 hafta tatil yaparak hayatımda bir rekora imza attım. Tembel yaz aylarının ayağını kaydırdım resmen. Ruhumu tam elli yaşına getirdim ve bıraktım. Elli yaşındaki bir kadının yorgunluğunu taşımaya başladım. Bu sırada hayatımdaki insanları ve diğer aktiviteleri ihmal etmek durumunda kaldım. En acı kısmı da buymuş zaten iş dünyasının. Ama söz verdim son üniversite yılımı dolu dolu geçirmeye, 'dolu dolu' derken çeviriyle dolu demek istemiyorum tabii ki yanlış olmasın da.
Baya baya üzerimde yaz sonu yorgunluğu var benim, bir yandan da kış heyecanı var çaktırmayan. Zihnim ve ruhum kendilerini toparlamaya ve yeni bir mevsime hazırlanmaya çalışıyorlar. Sonbaharı selamlıyoruz hep birlikte.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder