Son üç aydır başıma gelenleri düşündüğümde kendimi 'neden' sorusunu sormaktan alı koyamıyordum. Cevabı ise her zaman içinde günbegün kaybolduğum enginlere sığmayıp taşan bir sessizlik oluyordu. Bataklık misali beni git gide içine çeken bir ızdırabın içerisindeydim. Çözüm ise beklemek, sabretmek ve günlük hayata devam etmek gibi hepimizin çok yakından bildiği ama yapmakta en çok zorlandığımız aktivitelerdi.
Asıl çözüm neden'i bir kenara atıp bir süre -uzun bir süre- gözünü, kulağını ve ağzını kapatarak tüm duygularını ciddi bir operasyonla tek tek aldırmış gibi yaşamaktı. Uyuyup uyanacaktık ve bir bakacaktık ki aydınlık günler gelmiş, yani kafamızdaki hayal böyleydi ama gerçekte bizi neler bekliyordu hiçbirimiz bilmiyorduk.
Ivır zıvırın bile bizi yıldırmaya yettiği şu hayatta bir de gerçek dertler, sıkıntılar vardı ki insan bunları yaşamadan katiyen anlayamıyor anlamanın yakınından bile geçmiyordu. Ancak ve ancak tecrübeden sonra görüyordunuz bu zamana kadar ne boş dertlere kucak açtığınızı.
Soru sormayı bırakıp sadece çözüme odaklanmak gerekiyordu; aksi takdirde yaşamak bir işkence oluyor hayatınızın bu bataklık içinde kaybolmasını izliyordunuz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder