30 Haziran 2013 Pazar

içimdeki canavar.

İstemediğim şeyler yaparken buluyorum kendimi yine. Beynim bulanmış, bir hayal dünyasında yaşıyorum adeta. Kendi yazdığım hayat senaryosuna inanıyorum, kendi kendime bir yalanın kucağına düşüyorum. Yalan beni sarıyor, ben yalana sımsıkı tutunuyorum. Beynim benimle oyunlar oynuyor. Negatif oyunlar bunlar. Pembe hayaller değil; aksine karabasanlar ve kabuslar.

Sevdiğim insanlara verdiğim zararlar var. Bazen keşke yakınımda olmasalar diyorum, sonra ise dayanamıyorum işte. Böyle zamanlarda kendime olan nefretim sel olup akıyor. Beynimdeki bulanıklığı birilerine göstermem, anlatmam gerek. Sanki bir şeyler kemiriyor içimi. Yiyor, bitiriyor. Saçma sapan krizler bunalımlar yaşıyorum. Kendini kapana kısılmış duygusuyla karşı karşıyayım. Anlattıklarımın hepsi o kadar boş ki ve bunun o kadar farkındayım ki.

İçimdeki bu canavarın söylediklerini duymazdan gelmek istiyorum, ama olmuyor. Tüm dünyanın bana karşı olduğunu savunuyor bu canavar, beni buna inandırmak istiyor. İtiraz diyorum ama ne fayda, o benim içimde; ben onun değil.

Ani duygu değişimleri yaşıyorum. Beş dakika önce kin ile beslenirken beş dakika sonrasından çocukluğuma dönüyor gülüyor zıplıyorum. Dengesizliğin zirvesindeyim. Sonra anneme ne kadar benziyorum, diye düşünüyorum. Onun kadar hırçın ve içinde kopan fırtınaları yansıtan dışarı. Yaşlandıkça daha çok onun gibi olacağım, bu düşünce beni korkutmaya başlıyor.

Tüm bunları yaşıyor olmamın somut bazı sebepleri var elbet. İçinden çıkamadığım durumlar, sorunlar. Ama içimdeki bu canavarın bana zarar vermesi değil bana yardım etmesi gerekiyor ki beynimdeki bulanıklıktan kurtulayım. Bazen 'imdat' diye bağırmak istiyorum, sesim çıkmıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder