25 Kasım 2012 Pazar

arayı kapatalım dedik.

Gülme terapisi diye bir şey varmış... Arkadaşlarınızla toplanıyorsunuz. Birisi sebepsiz yere gülmeye başlıyor, biraz da kendini zorlayarak. Gülüyor gülüyor, onun gülmesine bir başkası gülmeye başlıyor. Derken bulaşıcı olan bu harikulade aktivite herkese yayılıyor ve dakikalarca gülüyorsunuz. Gözünüzden yaşlar akıyor, karın kaslarınız ağrıyor. Sonra yavaş yavaş susuyor ve durup dururken bu kadar gülmüş olmanın getirdiği bir mutluluk haline bürünüyorsunuz. Denendi, onaylandı.

Hafta içlerinin yorgunluğunu hafta sonu atmak diye bir şey yokmuş. Hafta içi işten ve kurstan yorgun düşerken hafta sonu da gezip tozmaktan yorgun düşüyormuş insan. Ne beden ne beyin dinleniyor bu durumda. Uyku hiçbir zaman yetmiyormuş zaten. Cuma'nın gelişinden Pazartesi kendisini hissettiriyormuş. Pazartesi sendromu gerçekmiş hatta 40 yıldır çalışan insanlar için bile varmış bu sendrom, hiç geçmiyormuş.

İş dünyası bambaşkaymış. Bunun içinde övülmek de varmış azarlanmak da... Alışık olmadığınız tepkilerle karşılaşıp güçlü durmaya çalışmak önemliymiş bazen dayanamayıp ağlanıyormuş da ama hepsi sonra geçiyormuş. Stresiyle heyecanlıyla insanı sürüklüyormuş iş hayatı.

İnsanın karşısına bazen 'bu dünyada hala bu kadar iyi insan var mı lan?' diye sordurtan insanlar çıkıyormuş. Sizi her seferinde iyi niyetiyle, düşünceliliğiyle ve sevgisiyle şaşırtıyormuş.

Aylar, günler hatta doğum günleri gelip geçiyormuş da 23 yaşına giriliyormuş. Hayatta en önemlisi sağlık, sevgi ve huzurmuş. İç huzurunuzun sürdürülebilir olması dileğiyle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder