2 Aralık 2012 Pazar

güneşli bir Aralık'ın getirdiği şaşkınlık bambaşka.

İnsan, çok güzel bir şey yaşıyorsa hayatın karşısına çıkaracağı olumsuzluklardan daha çok korkar hale geliyormuş. Normalde hiç önemsemeyeceğiniz şeyleri önemsemeye , korkmayacağınız şeylerden korkmaya başlıyormuşsunuz.

İnsan, kendisini hiçbir zaman karşısındakinin gözünden göremiyormuş. Ne kadar deneseniz de karşınızdaki size söylemeden ne olumlu ne de olumsuz yönlerinizi görebiliyormuşsunuz. Karşıdaki insanın dürüst olması bu nedenle çok önemliymiş.

Karga Bar'ı hep severdik zaten ama kışın şömineye nazır elinizde şarabınızla oturduğunuzda her zamankinden daha çok, daha bir başka seviyormuşssunuz.

Hermes Fanzin'in ikinci sayısını çıkarmamız 6 ayı bulmuş; ama bu 6 ayda Hermes'imiz büyümüş ve olgunlaşmış. Güneşli, Kaçar ve Karaçizmeli ortaklığı olan bu fanzin bünyesine başkaları da girmiş, tasarımlar yapılmış, basılmış ve Kadıköy'deki kitapçılara bir bir dağıtılmış.

'Hermes kanatları' temalı dövmemi de dün yaptırmış bulunmaktayım ayrıca. Dövme gerçekten bir hastalıkmış; bir defadan sonrası illa geliyormuş.

Aralık ayında üzerinizde hırkayla dışarıda oturmak bir yandan hoşunuza giderken bir yandan da ne olacak bu küresel ısınmanın hali diye düşünüyormuşsunuz. Aralık adeta bir Eylül gibi geçiyormuş.

İnsan 20'li yaşlardayken 40'lı yaşlarında yapacaklarının planını yapmaya başlıyormuş. 'Bir ofisimiz olsun, içinde güzel güzel edebiyat çevirileri yapalım, yazılar yazalım' deniyormuş. O zamana kadar tabii ki birikim yapmak gerekiyormuş; ama sırf 40'lı yaşlarda rahat edelim diye çalışırken 20'li yaşların güzelliğini unutup gitmemek gerekiyormuş.

İnsanın fikirleri günbegün, anbean değişiyormuş.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder