1 Temmuz 2012 Pazar

çeviriler, edebiyat, müzik.

Gün 1 Temmuz'u gösterdiğine göre, buraya 2012 Haziran' a dair birkaç not düşmenin vakti gelmiş demektir. Haziran dopdolu, capcanlı, epeğlenceli, dupduygusal, her yönden 'janjanlı' bir aydı pek çoğumuz için. Zaten son günlerde dilimizden hiç düşmeyen mezuniyet baloları, mezuniyet törenleri yapıldı bir süre önce. Baloda, dört yılın acısını çıkartarak içip dans ederken, törende bu sefer kendimizden emin bir şekilde mezuniyet yeminimizi ettik ve o en meşhur anı yaşadık; keplerimizi göğe fırlattık.

Mezuniyet haricinde, arkadaşlarla gezmeli tozmalı da bir ay oldu Haziran. Ancak sırf gezmeli değil ilginç bir şekilde de bol çevirili oldu geçtiğimiz az. Şöyle ki, Sabahattin Ali'nin hayatını anlatan 'Sabah Yıldızı' adlı belgeselin alt yazısını çevirdim son bir hafta. Belgesel, Haziran başı gösterime girmişti, ancak bu sefer yurt dışına çıkıyor ve çevirisini de bendeniz müstakbel çevirmen hanım yaptır. (Müstakbelliği bir kenara bırakarak...) Belgesel öyle güzeldi ki, çevirisi de öyle zevkli oldu işte.

Onun haricinde diğer görüştüğüm yayın evi için iki kısa öykü çevirisi yaptım. Her ikisini de ağzım açık bir şekilde okuyup, ağzımı kapatarak çevirdim. Ne kadar çok edebiyat; o kadar çok huzur ve keyif. Ne kadar çok çeviri, o kadar çok mutluluk. Günlerimin ana fikri de bu olsun.

Çevirilerden arta kalan zamanlarda da gidip İksv'de rehberlik yaptım ve Fazıl Say'ın Borusan Filarmoni Orkestrası'yla birlikte verdiği muhteşem konserini izleme fırsatını elde ettim. Ben ki sürekli bir klasik müzik dinleyicisi olmamama rağmen, bu konseri müziğe aşık olarak dinledim. Özellikle de Say'ın kendi bestesi olan Mezapotamya'yı tüylerim diken diken olarak dinledim. Zaten konser bitiminde, Say'ın tüm salon tarafından ayakta alkışlandığından bahsetmeme gerek yok sanıyorum. Kendisini canlı canlı izleme şerefine ulaştığım için ben de pek keyifliydim.

Haziran benim için her açıdan verimli bir ay oldu. Tüm yazın bu kadar şenlikli geçmesini dilerim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder