Uzun zaman sonra bitirebildiğim ilk kitap Lars İyer'in Kuşku'su oldu. Bir süredir bana devam etmek için bir şeyler vaat eden bir kitap bulamadıktan sonra bir kitabı bitirmek içimde yeniden bazı duyguların canlanmasını sağladı. Şimdi ise ikinci bitirmeye azmettiğim kitabımdayım. Bu sefer bambaşka bir yerden daldım işe. Bu bir bestseller. Evet bayağı New York Times Bestseller'ı. Durun! Vurmaya başlamadan önce bir 'neden' diye sorun. Öylesine bestseller diye almadım bu kitabı. Aldığım kitap Jenny Lawson diye bir 2011 webblog ödüllerinde finalist olmuş bir blog yazarı. Her şey tamamen ilham almak adına anlayacağınız. İlginç hayatını anlatıyor Jenny. Belki sonunda 'peh boşuna okudum' diyeceğim bir kitap 'Hiç olmamış gibi yapalım'. Ama en kötü kitabı bitirdiğimde kitap hiç olmamış gibi yaparım. (kötü espri günümdeyim).
Öyle ya da böyle uzun zaman sonra bir şeyler okuyabiliyor olmanın getirdiği iyi bir duygu var içimde. Özüme dönmek diyerek başladım devam edeyim. İki gün önce yine uzun zamandır yapmadığım bir şey yaparak gitarımı aldım elime. Açıkçası- okuyanlar bilir- çok sıkı ders çalışan kardeşim yüzünden evde yüksek sesle konuşmak bile yasakken sanat icra etmek mümkün olmadı son dört yıldır. Ama artık buna dur demek zorunda kaldım. Kendi yaşam sınırlarım içerisinde gitarımı çalabileceğimi duyurdum herkese. Henüz şikayet gelmedi ev sakinlerinden.
Öze dönme çabalarının içerisinde tabii biraz kafa dinlemek amacıyla yalnız kalma isteği de var. İş hayatının dezavantajlarından biri o kadar çok zamanınızı iş yerinde harcamak zorunda kalıyorsunuz ki geri kalan zamanlarda tabii ki de dostlarınızı, sevdiklerinizi ve ailenizi görmek istiyorsunuz. Ancak bu kısıtlı bir zaman dilimi olduğundan kendinize ayıracak çok zaman bulamıyorsunuz. Geçen sene gidip tek başıma deniz kenarında kitap okuduğum ya da bir kafeye gidip orada blog yazdığım zamanlarımı özlüyorum zaman zaman. Oradayken sanki en özümde oluyorum ben. Kimsenin varlığından rahatsız olmadan, kimsenin varlığına ihtiyaç duymadan. Kendimi özgürce hissetme ve eleştirme imkanı bularak..
Şu an oturduğum balkonumda kahvemi içip Editors'dan 'Sugar'ı dinler ve blog yazarken işte biraz daha özüme dönmüş gibi hissediyorum ya, bu en güzeli.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder