"Ne kadar şanslı olduğumu biliyorum," dedi gözlerimin içine bakarak kafam avucunun içerisinde. Benden bahsediyordu, benimle olmaktan, benim onunla olmamdan.
Ben ise "Ben de dedim, ben de çok şanslıyım." Onda başka bir şey vardı. Farklı bir şey, daha önce kimsede görmediğim bir şey.
İkimiz de şanslıydık 70 milyon insanın yaşadığı bu tesadüfler ülkesinde. İki insanın şans eseri bir araya gelmesi ve bu birlikteliğin devam etmesi çok sık rastlanan bir durum olmuyordu artık günümüzde. Şans eseri tanışmıştık ama belki de plana göre gidiyordu her şey, bilmiyorduk.
Onunla beraber şarabımızı yudumlar ve güneşin batışını izlerken uçurumun kenarında, tamamlanmış hissediyordum kendimi; yanımda ondan başkasının olmasını düşünemezdim gibi. Çok fazla insanın başına gelen bir his değildi bu, işte bu yüzden şanslıydık ikimizde. Hayal ettiğiniz ve hayalinizde aşık olduğunuz o adam hiçbir zaman gerçek olmuyordu. Hayalinizdekiyle belki de hiç alakası olmayan bir adamdı karşınızdaki; ancak tanıyınca anlıyordunuz; o sanki yıllardır vardı ve bundan sonra da olacaktı. Onun gözlerine baktığımda, konuşmasına gerek yoktu, ben bunu görüyordum.
Ben belki biraz kafamız iyi bir şekilde Bülent Ortaçgil'den 'Sensiz Olmaz'ı dinlerken ya da tıpkı aynı şeyi hissettiğimizi bildiğimiz o diğer anlarda olduğu gibi, biliyordum ne kadar şanslı olduğumu. Bir gece yan yana durup saatlerce sohbet ettiğimizde anlamıştım daha önce nelerin eksik olduğunu ve neyi aradığımı. Bazen tamamen iki arkadaş olarak geyik yaptığımızda ya da soluğunu tenimde hissettiğimde bir kez daha anlıyordum neden 'o' olduğunu.
İşte, bazen sadece şanslıydınız ve bunu kabullenmeliydiniz. O gece dışarı çıkma planı yapıyordunuz ve onu buluyordunuz. Yine o gece evde oturmaya karar verseydiniz işler nasıl mı olurdu? Bilmiyorum ama sanırım yollar yine bir şekilde kesişirdi.
"Aşk bir dengesizlik işi, sensiz olmaz sensiz olmaz,
Dengeye dönüşen bir sevgi, sensiz olmaz."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder