6 Haziran 2011 Pazartesi

bu da böyle bir anımdır.

Bir zamanlar ben daha ergenliğimin baharındayken henüz sevgili muhabbetlerine adım bile atmamışken birinden hoşlanıvermiştim. Tesadüfe bak ki o da benden hoşlanmışmış. Tabi bir ilişki için hani önce o çok önemli soru sorulacaktır ya.. "Benimle çıkar mısın?"

Eh ben de bu çocuğun teklifi karşısında biraz naza çektim kendimi sanırsam. Bir de doğrusu mu çok da emin değilmişim onunla çıkmak istediğimden. Çıkmak da ne kötü bir tabirdir! Neyse çok uzun değil bir kaç hafta bir süründürme sürecinden sonra bir öğlen artık sürekli peşimde olan bu çocuğun teklifine, biraz da arkadaşlarım tarafından baskı altında kalarak, 'evet' yanıtı verdim. Tüm gün peşimden kuyruk misali ayrılmayan beni ilgiden ilgiye boğan bu pek muhterem şahıs benden 'evet' yanıtını aldıktan sonra bir daha gün boyu hiç ortalarda görünmedi. Tabi alışmış da kudurmuştan beterdir ya, ilgiyi gördü bünye bir kere istiyor da istiyor ne yaparsın. Tam 24 saatlik süren ' çıkma' serüvenimizin ardından ben artık kendisine bu 'ilişkinin' yürümeyeceğini ama arkadaş kalabileceğimizi falan anlattım(Sorun sende değil bende, muhabbeti yapmamıştım hatırladığım kadarıyla).

Tabi bu delikanlımız değil arkadaş kalmak arkamdan türlü türlü dedikodular yaparak güya onurunu kurtarıp benim onurumu da yerle bir etti. Neyse, gençtir yapar dedik de aldırmadık. Nihayetinde bugün hala yüz yüze bakan insanlarız.

Bu da harbiden böyle bir anımdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder