Biraz ne yaptım'ı, neredeydim'i, ne yapacağım'ı konuşayım dedim. Artık hayatımın düzeni ve rutini koşuşturmaca oldu benim. Her an bir iş, yapılacak çeviri, gidilecek konferans, girilecek sınav, öğrenilecek dil derken patlamaya hazır bir bomba haline geldim, patlamak için finallerin bitişi bekleniyor.
Yine final haftam, yine kahvenin hayatımdaki ana besin kaynağı olduğu ve alkole bol ihtiyaç duyulan bir hafta. Korkarım hayatımın bundan sonraki hali bu olacak. Çünkü finallerin bitmesiyle 3 gün tatil yapacak olan ben 20 Haziran itibariyle staja başlayacağım. Yaz planların kaç ay öncesinden yapılmış. Temmuzun ortasında staj biter, Ağustos başı güneye uzanılır, Ağustos ortası ikinci staja gidilir. Tüm bunlar gerçekleşirken bir de roman çevirisine devam edilir. Sonrasında ise yine Eylüle uyanırız.
Böyle paldır küldür yürüdüğüm zamanlarda hayatımın güzel insanları ile soluklanmak da en keyiflisi. Cuma gününden itibaren bir özgürlük kutlaması yapılır illa ki.. Bu cumartesi sevgili Mü de geliyor mesela..
Ayrıca kendisi şu an İstanbul' da bulunmayan pek bir sevgili şahsın gelişine de az kalmış bulunmakta ve onun dönüşü de çeşitli kutlamalarla kutlanacaktır. 8 temmuzda konsere gelen Bon Jovi ve ön grup olan Redd bu birlikteliği kutlarlar mesela bizimle.
Bu aralar aklımda hep içinde Eric Clapton parçaları çalan loş bir odada dans eden insanlar.. Bu odanın hikayesi de anlatılacak bir gün.. You look wonderful tonight, diyelim o zaman.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder