Gecenin bir körü gelen telefonla başlıyor birbiri ardına kabuslar.. Her gece sessize alıp öyle uyuduğum telefonumu şansa bak ki(!) titreşime almışım o gece. Telefonun sanki acı bir haber vermek istercesine titremesiyle uyanmıyor ama gözlerimi açıyorum. Zihinsel bir uyanma yaşanmıyor yani. Telefondaki ismi gördüğümde ise güzel bir küfür ediyorum arayana. Telefonu açmıyor; aksine kapatıyor ve tekrar uyumaya devam ediyorum. Uyumak denirse..
O andan itibaren türlü kabuslara ev sahipliği yapıyor derin uykum. Kabusların baş rolünde de uykumun bölünmesine sebep olan zat-ı muhterem. Kendisini çeşitli zor durumlarda görüyorum rüyalarımda. Her birinden telaşla uyanarak telefonu açmadığıma pişman oluyor sonra yeniden dalıyorum ve bir rüya daha..
Sabaha kadar yarı uyanık yarı uyur vaziyette kıvranıyorum. Bana böyle kötü bir gece yaşatan şahısa karşı kızgınlık, telefonu suratına kapadığım için pişmanlık ve daha bir çok duygunun karışımı bir türlü huzur bulmamı engelliyor.
Sabah artık pes edip tamamen uyanmaya karar verdiğimde ise telefonumu elime alıp gece gelen aramanın gerçek olup olmadığına bakmak istiyorum. Çünkü her şey o kadar bulanık geliyor ki artık rüyayla gerçeği karıştırıyorum. Telefondaki en son gelen aramalar kısmında gördüğüm isim "anne" oluyor. Her şeyin aslında bir rüyadan ibaret olduğu o saçma sapan korku filmlerinden birindeymiş gibi hissediyorum kendimi ve abuk subuk geçirdiğim gecemle kalıyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder