Ama yok, mutluluğu öyle büyütmüşüz ki gözümüzde elimizdekilerin bizi tatmin etmesine imkan yok bu devirde. Hep dahasını istiyor, fazlasını arıyor bu bünye. Bir 'içimizdeki boşluk' kavramıdır gidiyor öylece. "Neymiş ulan bu boşluk, bu kadar doluluğun içinde ne boşluğuymuş bu?" da demiyor kimse...
Haberleri dinlemek, gazeteleri okumak istemiyorum adeta. Yalan olmasın, çok duyarlı bir vatandaşım demiyorum ulu orta. Bir de duyarlı olsam küfürler savurarak atardım kendimi sokağa. Onun yerine kendime sövüyor, kendime sayıyorum. İnsanlar kar altında evsiz barksız çadırlarda yaşam savaşı verirken ben evimde bilgisayarımın başında ona buna mırın kırın ediyorum. Bir de üzerine resmen vicdan azabı çekiyorum.
Neymiş; mutluluk içimizdeymiş demek, içten de gelmiyorsa şayet, dışarıda bulunmuyormuş bu meret.
Kulağıma küpe olsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder