2 Kasım 2011 Çarşamba

regrets? i've had a few.

Diyorum dayaklığım diye, öyleyim işte. Şimdi istediklerim dün istediklerimle bir değil mesela. Ne kadar programlı yaşamaya çalışsam da kafamın içini programlayamıyorum bir türlü. Ne yemek yiyeceğime karar verir gibi beynimdekileri de ortaya döküp karar verebileydim, bu gün bu durumda olmazdım zaten.

Ama öyle bir şey hissettim ki, tarif etmekle uğraşmayacağım da şimdi, hani acaba dedim hata mı ettim, kötü mü ettim, kendime yeni bir 'keşke' mi yarattım?

'Bilmiyorum' da en sevdiğim kelime bugünlerde. 45 dakika içinde kaç kere 'bilmiyorum' diyebilir bir insan? Karşıdaki gerçekten zor sorular sormaya başladıysa, cevaplar 'bilmiyorum' dur. Biliyorsam da bilmiyorum'dur.

"Bilip de söylemek istemediğin bir şeyler var."

Kolay değil o şeyleri söylemek. Bazen öyle sorular gelir ki tırnaklarınızla oynar, masayla oynar karşıdakinizle göz göze gelmemek için türlü şebeklikler yaparsınız. Bu, böyledir.

Gerekli Not: Bugün kendime Frank Sinatra'dan "My way" adlı parçayı armağan ediyorum.

Gereksiz Not: saçımın hayatımın en kısa versiyonunu yaşamakta. kuförde göz yaşlarına bozulmak üzereydim, ancak banyo yapmanın kolaylığını fark edince keyif duydum bu işten.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder