13 Kasım 2013 Çarşamba

bazı korkular.

Korkmaya devam ettiğimiz sürece gözümüzde büyüyecek bu korkularımız ve bir gün bizi yutacak. Bunu öğrendim, öğrenmeye de devam ediyorum. Ama kendime hatırlatıyorum zaman zaman, korkma, diye. Çünkü ancak o hissi bir kenara atıp düşünmeden hareket etmeye başladığın anda unutuyorsun korkunu ve bir şeyler yapmaya başlıyorsun gerçek anlamda.

Önümüzdeki zamanlarda yeni bir süreç başlıyor benim için. İş anlamında yeni bir yol, bir sene önce adını bile duymadığım duysam bile o pozisyondaki insanın ne iş yaptığını tahmin edemeyeceğim bir yol. Bir sene sonra ise yine buradaki benim evet ama biraz farklılaşmış biraz olgunlaşmış biraz da yontulmuş şekilde. Şanslı oluşum ise ben her korkuyorum, dediğimde bana güvenip korkmam için hiçbir sebep olmadığını söyleyen insanlar olması etrafımda. Ya ben kendime yeteri kadar güvenmiyorum ya da onlar bana fazla güveniyorlar ki bu durumda umarım birincisi geçerlidir.

Bazen düşünüyorum bundan öncesini. Bazı şiirler vardı o zaman, kafalarının içine hiçbir zaman erişemediğim bazı yazarlar vardı. Her zaman anlama vasfına erişmek istediğim ama ya onlar gerçekten saçmaladığından ya da benim anlama kapasitem yeterli olmadığından bir türlü anlayamadığım erkekler. Karanlık dünyalarında kendilerinden nefret eder gibi görünüp kendilerine tapan o yazarlar. Ama o şiirler vardı hala dolapta bir dosya içerisinde duran şiirler. Büyük olasılıkla bir daha şiir yazılan kişi olma mertebesine erişemeyeceğim, duyguların o şekilde aktarılmasına şahit olamayacağım bir daha. Daha net daha sade yollarla anlatılacak duygular bana; çünkü şiir yazacak kadar aşık olma evrelerini sanıyorum ki atlattık. Artık daha ayakları yere basan ilişkiler yaşıyoruz. Sevgi, güven dolu ilişkiler ama içlerinde risk ve korku barındırmıyorlar.

Atıp tutmuyoruz da eskisi gibi, kelimelerimizi düşünerek seçiyoruz. Havada uçuşan edebiyat notları yok artık ortada, mantıklı birer birey olarak cümlelerimiz kalıplara uygun, devrik değil düzgün cümleler. Günümüzü geçirmenin değil daha çok yıllarımızı geçirmenin yollarını bulmaya çalışıyoruz. Mutlu muyuz? Mutluyuz tabii, karnımız doyuyor, sevip seviliyoruz, geziyoruz tozuyoruz içip yiyoruz. Mutlu muyuz? Öyle olduğunu düşünüyoruz.

Biraz daha atıp tuttuğumuz yalpalayarak yürüdüğümüz zamanları özlüyor gibiyim zaman zaman. Daha cesur daha rahat bakıyorduk hayata, şimdi ise işler ciddiye binmeye başladı. Sorumluluğun kendisi ile tanıştık, sorumsuzluğun bedellerini gördük. Daha temkinli olup artık gündüz sıcaksa bile akşam serinleyecek havayı kestirip hırkamızı almaya başladık yanımıza. Korkularımız değişti, ama sadece kılık değiştirdi. Yine de evet harekete geçmeyip oturduğumuz yerden izlediğimiz takdirde korkarak öleceğiz, hatta korkudan öleceğiz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder