Bundan sanırım 3 hafta kadar önce bir oyun izledim. Tek kişilik bir oyun, adı "İkinci Dereceden İşssizlik Yanığı." Oyuncu; Berkay Tulumbacı. Kendisi tanıdık olduğu için gittiğim, zaten çok iyi iş çıkaracağını beklediğim ve beklediğimden de iyi şeyler gördüğüm bir oyundu. Size burada arkadaşımı övecek değilim uzun uzun, ama bir gidin izleyin derim, bu adam ileride çok büyük oyuncu olacak çünkü.
Geçen hafta ise daha eskilere dönerek Hamlet'i izleme şansına eriştim. Ama bu Hamlet biraz daha günümüze ve bizim kültürümüze uyarlanmış, daha doğrusu dili biraz adapte olmuş bir Hamlet. Moda Sahnesi'nde oynuyor, bunu kaçırmayın derim. Gerçekten de Hamlet izlerken bu kadar gülebileceğimi tahmin etmemiştim; ancak oyunculuklar sayesinde hem anlamak için çaba sarf ettiğiniz hem de yeri geldiğinde kahkaha atabildiğiniz bir Hamlet olmuş, sevdik.
Aslında bu sıralar Haluk Bilginer'in oynadığı Nehir adlı oyunu da izlemek istiyorum; ancak Oyun Atölyesi'nde biletler çok öncesinden tükendiği gibi fiyatlar da pek iç açıcı değil, ama dişimizi sıkıp ona da gideriz.
Komik bir etkinlikle bitireyim yazımı. Sene 2004 falan biz hazırlıktayız. En yakın arkadaşımla bir boyband tutkunuyduk o zamanlar. Hatta o zamanlar boyband ler bayağı popüler falan, pop müzik dinliyoruz ve bu çocuklar da yakışıklı mı yakışıklı. Şarkılarını ezbere bilir, hatta zar zor radyoda çıktıkça kasetlere kaydeder öyle dinlerdik. İngilizce'yi belki de onlardan öğrendim. Neyse efenim, bu çocuklar (şu an kocaman adamlar oldular) ilk defa konser vermeye geliyorlar ülkemize. İşte o arkadaşımla hemen bir durum değerlendirmesi yapıp bu konseri kaçıramayacağımıza karar verdik.
Belki müzik tarzlarımız değişti, belki büyüdük belki boyband ler dinlenmez oldu; ancak Blue bizim lise çağlarımız olduğu için buna değer dedik ve biletleri aldık. Geriye dinleyip dans edip eğlenmesi kaldı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder