Bir de cebimde listelerim vardı. Tuvalet kağıdına yazılmış uzayıp giden listeler. Kenarında tik işaretleri olan ve olmayan maddeler.. Her şeyin bir sistemi vardı benim düşünce dünyama göre. O da şöyleydi; insanlar ya da nesneler, hiç fark etmeksizin, elimdeki listelere %90 oranında uygunluk göstermeliydiler. Bu listede neler neler bulunmuyordu ki... Müzikler, yemekler, filmler, romanlar, hayat görüşleri; yani kısaca kümelerimin elemanlarını liste şeklinde göstermiştim bu sefer. Kümeme en çok uyanı arıyor ufak kesişmelere dudak kıvırıyordum ki hatamın farkına vardım. Bir başka 'ben' yoktu.
Gözlerimi sımsıkı kapamış klonlamayı düşünüyordum. Bir tane daha 'ben' klonlamak. Nasıl bir bataklığa saplanıp kalmıştım böyle? Yaşamın bu kadar kesin hatlarla çizilmediğinin farkına varmam gerekiyordu bir an önce, o zaman anladım. Her an bir sıfat üstlenmemiz gerekmiyor, bazen bir 'hiç' olabiliyorduk. Normaldi bu. 'Hiç' de olacaktık, 'her şey' de. Gördüm ki kümemdeki tüm elemanların eşleşmesine ihtiyacım yoktu. Kesişmemiz yeterliydi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder