
Bir gece şöyle bir şey olmuştu; sanki insanlar en azından birçoğu iyi şeyler yapıyorlardı eserler üretiyorlardı ve o eserlerin üzerine isimlerini yazıyorlardı. Belki çok da harika değillerdi, sadece uğraşmaktan vazgeçmiyorlardı işte. Onlardaki bu 'azim' ve işlerine, sanatlarına o her neyse ona duydukları 'sevgi' ye hayran kalmış kendime "hmm peki ya ben?" diye sormuştum.
Zaman zaman kendimi oldukça değersiz ve beceriksiz hissettiğim oluyordu, ama "Hangimiz kendimizi değersiz hissetmedik ki?" diye sormuştu Barış Bıçakçı. O yüzden bıraktım bu 'değersizlik' duygusunu bir kenara ki o anda hatırladım kendi yaptığım, severek ve çaba harcayarak yaptığım o işi, sanatı. Ben bir kitap çevirmiştim yazın. "Secrets to the Grave". O kitabı Türkçe adıyla "Sır" ı 10 Şubat'tan itibaren kitapçılarda bulabileceksiniz efenim. Tabii ki harika bir çeviri olduğunu düşünmememe rağmen, sevgimi kattığım ve basılan ilk roman çevirim olduğu için yeri bende ayrıdır. Reklam bitti. Gerilim ve polisiye severlerine iyi okumalar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder