30 Aralık 2010 Perşembe

günler günlerin ardından..

Hep aynı geyiği yapıyorum belki ama geçen sene şu günlerde bambaşka bir ülkenin bambaşka bir şehrinde olduğum gerçeğini kabullenemiyorum. Hayal gibi geliyor, hiç gitmemişim gibi. Yine blog yazmaya aralık sonu başlamıştım. Kış mevsimi verimli geçer bir çok açıdan, o yüzden seviyorum kışı. Sonra kışın sıcak evde oturup elinde sıcak çikolatan müzik dinlemek bir lükstür mesela. Bunu seviyorum. Geçen senenin bu dönemine ait bazı şarkılar var ilginçtir ki hala onları dinliyorum sık sık. jay jay olsun, elliott smith olsun ve leonard cohen olsun, İspanya' daki kışımı onlarla bağdaştırmışım. İnsan oğlu doyumsuz ve nankör ya hani, işte tam öyleyim ben de.

Oradayken burada olma isteği ve buradayken orada olma isteği sıkıntı yaratıyor haliyle.Şimdi tek hedefimiz İzmir' dir. İleri.

Sabah 9'da nispeten boş olan Kadıköy ve Moda sokaklarını seviyorum. Sabah 9' da vapur iskelesine kadar gitmişken okula gitmekten vazgeçip yine kulağımda mp3 üm sokaklarda boş boş dolanmayı seviyorum.

Dertli değil; hüzünlüyüm. Hüznü seviyorum. Dertli insanla hüzünlü insan arasındaki müthiş farkı çok pis geyik yaparak anlatırdım da üşeniyorum. Ah üşengeçliğimi bir kenara bıraksam daha neler neler yapacağım zaten.

Kelime oyunlarıyla gelmeyin bana, ben sıkıntılarımı ve arzularımı dolandırmadan açık açık anlatırım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder