Yatağa yattığım anda geliyor aklıma bazı kötümser düşünceler. Kötümser demek doğru değil belki de, diye uyarıyorum kendimi. Eğer gerçek buysa, kötümser değilim sadece gerçekçiyim diyerek realist ve aynı zamanda pesimist bir insan kavgasına tutuşuyorum. Kavganın sonunda düşünceler durmak bilmeden akmaya devam ediyor. Saniye, dakika, saat bilmiyorum. Zamanı unutuyorum o an.
"Kum fırtınalarından başka bir doğal eylem barındırmayan içimde, ne bir yağmur ne de bitkisel bir yeşerme gözlemlendi. Kendimi çatlak kurumuş topraklara benzetebilirim şu halimle. Çoğu zaman sonsuz derecede sakin olan topraklarımda kum fırtınaları birbirini izlemekte. Fırtınayla birlikte çeşitli duygular da oradan oraya savruluyor, çekmecelerdeki planlar, bazı şarkılar ve fotoğraflar ortaya yayılıyor. Bir kaos, bir karmaşa ki görmeyin."
Bu kuraklıktan kurtulabilmek için yağmur duası ediyorum uyku öncesi ayini misali. O an içimde ilahi bazı duygular barındırdığımı ve bunları yalnızca yağmura ihtiyacım olduğunda hatırladığımı fark ediyorum. Şu kuraklıktan çatlamış toprakların bir damla da olsa suyu hissetmelerini istiyorum sadece ve bunu ellerimi iki yana açarak yapıyor sonra da 'ne tuhaf şey' diye düşünüyorum. Sonrası düşüncesiz, tasasız, tatlı uyku.
.....
Ertesi gün uyanıp gök yüzünü yararcasına yağan yağmura bakıyor, gülümsüyor ve 'ne tuhaf şey' diye düşünerek kendimi sokağa atıyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder