23 Mayıs 2012 Çarşamba

işe yaramaz körler ordusu.

Son zamanlarda her sabah içimde bir sıkıntıyla uyanır oldum. Sıkıntım; içinde bulunduğum dünyayı, ülkeyi ve şehri artık hiç mi hiç sevmiyor oluşum. Sevmek şöyle dursun, böyle çarpık ve adaletsiz bir düzen karşısında bir süre şaşkın şaşkın baktıktan sonra sadece "beni buradan kurtarın" diye bağırmak istiyorum. Genelden başlayıp özele doğru gidecek olursak, öncelikle böyle kapitalist bir dünya içerisinde kafamı nereye vuracağımı bilemiyorum. Paranın tanrı olduğu yerdeyiz hep beraber. Müslüman, Hristiyan, Ateist, Putperest fark etmeksizin gözümüz sadece parada, para nerede biz orada. Doymak bilmeyen vahşi yaratıklardan başka bir şey değilmişiz meğer. Hep dahası ve dahasını arzuluyor, parayla uyanıyor parayla uyuyor para için yaşıyor; ancak parasız ölüyoruz. İyi ki parasız ölüyoruz, çünkü var ise öbür taraf belki orada yoktur bu pis para kavgası.

İnsan biliyor aslında yanlışları, çirkinlikleri ama çoğu zaman unutmaya çalışıyoruz asıl unutulmaması gerekeni. Maddiyatın maneviyatımızı öldürmesine nasıl izin veririz? Tatmin olmak, paraya sahip olmak kadar kolay olsaydı keşke... Para kazanılır belki ama iç huzuru ya da mutluluk? Bu kadar boku çıkmış bir dünyada hangi iç huzuru ve hangi mutluluk bu? Olacak gibi değil bu işler. Haydi hep beraber dünyayı değiştirelim gibi ütopik inançlarım yok belki de evet ama bu sadece gözleri parayla kör olmuş, dünyadan bir haber yaşayan ve hayatındaki en önemli gayesi yeni çıkan telefon modellerini takip etmek ya da moda idolü omaya çalışmak olan hatta kulağa şaka gibi gelse de insanın sosyal statüsünü elindeki cep telefonunun belirlediğini düşünen insanlara karşı isyanımdır benim. Kendime onlar gibi olmayacağıma dair verdiğim büyük bir sözdür ayrıca bu.

Dünyanın çarpıklığını bir kenara koyup da kendi çevreme, kendi ülkeme ve şehrime baktığım zaman inanın içim açılmıyor daha da kötü oluyorum. Ne aşırı milliyetçi kesildim ne de ülkemden nefret ettim şu ana kadar. Ancak artık burama kadar gelmiş olacak ki ardı arkası kesilmiyor kaçma planlarımın. Ha başka bir yer buradan daha iyi olduğundan değil belki, ama kendi milletimi bu şekilde görmeye daha fazla dayanamadığım için. Başımızdaki insanlardan ne kadar tiksiniyorsam şu anda, başımızdaki insanları seçenlere de bir o kadar büyük kin besliyorum elimde olmadan. Acımaktan da geri kalmıyorum aynı anda. Acıyorum çünkü, hepsi kör. Körlük sebepleri kimi zaman para, kimi zaman din, kimi zaman da aşırı ırk sevgisi. Sebepleri fark etmeksizin, işe yaramaz körler ordusu.

Öfkemin kusuruna bakmayın, ancak böyle kötü bir dünyada kendi kendine mutlu olmaya çalışan herhangi biriyim. Sadece düşünüyorum. Kimilerinin hiç yapmadığı bir eylemi yapıyor ve düşünüyorum. Her şeyin farkındayım ve tüm bunlara karşı çıkmak için bir şeyler mi yapıyorum? Hayır. Beni tek mutlu eden şey, olanların ve başımıza gelen kötülüklerin farkında olduğumu bilmek. Kör olmaktansa, gözlerim sağlam ve bu şekilde acı çekiyorum.


Son iki senede gözlerimi biraz daha açan hukuk hocama teşekkürler.


Tüm bunlara rağmen, umut verici bir parça dinlemeye devam ediyorum. En azından müziğimiz umutlu olsun.

"Insanity laughs under pressure we're cracking
Can't we give ourselves one more chance?"


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder