28 Şubat 2010 Pazar

i believe in miracles.

Dün eğlenceli bir gündü blog mutlu oldum. arkadaşlar, yeni insanlar bizim herzamanki barımız ve bira. hatta bir de üstüne çiğ köfte ohh. daha ne olabilir ki. hani tesadüf yoktur falan gibi klişe cümleler vardır ya ama ben onlara inanıyorum sanırım. klişe bir insanım galiba sorun yok. tesadüflere inanmıyorum gerçekten yani olması gereken şeyler oluyorlar. bir insanı o gün görmeniz gerekiyorsa görürsünüz merak etmeyin. böyle inanmışım nedense bir çok da kanıtım var. mesela geldiğimden beri buluşaılm diye aramayı düşündüğüm çok sevdiğim bir arkadaşımı yine de aramayı unutup ama buluşma günü ona rastlamam ve sonuç olarak beraber takılmamız gibi. tabi bunun yanında bazen görmeyi, sokakta rastlamayı çok isteyip de olmaması gerektiği için göremediğimiz insanlar var. e ne yapalım kural bu. bazı şeyler gerçekten olmamalı.ben mucizelere de inanırım diyeceiğm size, bsg diceksiniz diye tırsıyorum biraz. valla inanırım. ama bunu sizinle tartışmayacağım şu anda.

Evet, dün eğlendik muhabbet ettik yedik içtik. bugünse tam zıttı sıkıcı bir gündü. bütün gün friends izledm. sınra gitar çaldım. sınra yine friends ardından gitar falan diye devam etti günüm. zaten friends i artık kendimden bir parça olarak görmeye başladım o konuya hiç girmeyeyi çok psikopat hislerim var o diziye karşı. gitara gelince. kaç aydır doğru düzgün çalmıyordum, şimdi ispanyolca şarkılar çalmaya başladım hatta sanatımı sokaklara mı taşısam dedim. belki 3, 5 kuruş para kazanırım. sanatımı mı dedim ben az önce!? hmm peki ozaman. ama gitarı hep sevmişimdir. kaç ay çalmasam da elime aldığımda hiç ara vermemiş gibi hissederim, gitara. eski bir dosta yeniden merhaba demek gibi, hoş yani. bir de içimde çok bir duygu biriktirmişsem bir şeklide dışarı atmam gerekioyrsa o duyguları gitar herzaman yanımda. seni seviyorum gitarım.
neyse bir komik olayda geçen gün çiğköfteciye gittiğimde yeni bir çocuk gelmiş, onu görmüştüm. hoştu baya mavi mavi gözleri vardı falan neyse bugün de eve çiğ köfte istedik, o getirdi çiğköfteleri de kapıyı da ben açtım falan üstümde pembe pembe pijamalrımla. çok bir hoş oldu yani. resmen ev hali diyeceğimiz kılıkta. komedi. amaan n'apiyim.

Yarın yine pazartesi, koşuşturmaca falan. evde oturmaktan daha iyi gerçi dışarı çıkıp gerçek insanlarla kaynaşmak burda oturup Monica ve Rachel la kaynaşmaktansa. gerçi onlar bana sorun yaratmıyorlar. ben ne zaman istersem ozaman varlar, istemediğim zaman yoklar. gerçek hayatta da mümkün olsaydı keşke bu. çok mu canice konuşuyorum yoksa?? ama bir içine kapanıklık söz konusu bugünlerde bende. dizilerle ve gitarla yaşıyorum haydi bakalım hayırlısı!!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder