23 Şubat 2010 Salı

sometime,somewhere

İspanya' dan döneli yeteri kadar zaman oldu. yeteri kadar zaman ne demek? şu demek, artık erasmus hayatımı çok geçmişteymiş ve aslında hiçbir zaman çok gerçek olmamış gibi hissetmeye başladım. bunu söylemek aslında çok üzücü ancak sanki erasmus rüyaymış ve ben uyanmışım gibi. arkadaşlarım rüyamdaki oyuncularımmış meğer.hayır ama hayır hala konuşmaya devam ediyorum ben onlarla ve özlüyorum onları ama sanki ispanya farklı bir dünyaydı. yani gezegen değiştirmiş gibi hissediyorum kendimi. ben arkadaşlarına bağlı bir insanım çoğu zaman. kavga da etsek, aramız kötü de olsa öyle 2 dakikalığına arkadaş olan biri değilm ben. sahiplenmeyi severim, sahiplenilmeyi de bu yüzden önemserim arkdaşımı, görüşmediysek bir süre merak eder arar sorarım. İspanya'daki arkadaşlarımla da böyle şmdilik. yani msn de facebook da konuşuyorz ediyoruz. ama ben de bir korku var, hiçbir şeyin bir daha aynı olmayacağını hissetme korkusu. bazen onları rüyamdaki oyuncular olarak bırakmak istiyorum. arkadaşlarmı değil de sadece beynimdeki oyuncuları kaybediyormuşm gibi hssetmek daha sağlıklı geliyor bir an. ama sonra da düşünüyorum, belki burada bitmemiştir yani ne biliyim bir gün bir yerde tekrar bir araya gelirz sonra geçmişi anarız güleriz eğleniriz. ve o arkdaşlığımızı hissederiz.tamam bazıları var ki birdaha göreceğime eminim. ama bir de başka bir kısım var ki bir daha büyük ihtimalle hayatımda hiç görmeyeceğim insanlar. sadece onlar benim hayatımdan gelip geçtiler, ben de onlarınkinden. belki hatta ben onların hayatından geçerken onların bnim hayatımda ifade ettikleri anlam kadar önemli değildim. sadece hayatlarında mekan doldurmak için kullanılan insanlardan biriydim. bu düşünceden gerçekten nefret ediyorum. çünkü bu olur, yani ben birini aslında ona da hissettirmeden çok önemserim. ama o benim varlığımı bile farketmemiştir. hey! bunlar gerçekten olan şeyler.

Bilmiyorum, ben insan kaybetmekten korkuyorum, zaten çok insan sokmuyorum kendi alanıma soktuklarımı da kaybetmek istemiyorum. acaba kendimi bir bok sanıp da o yüzden mi her insanla arkadaş olamıyorum yoksa gerçekten çoğu insanlar arkadaş olunacak kadar değerli değiller mi? haydi cevabı bilin bakalım.kazanana ödül.

Bu arada ben nankör bir insanım. ha doğrusu evet ben tamamen bir insanım. şmdi sorun şu: hayatımda çok atraksiyon olunca "öff yeterr kmseyi istemiyorum, defolun hayatımdan" diye bağırmak istiyorum sonra da kendi kendime sıkılıyorum. bir dengem yok ki. ya çok atraksiyonlu ya da çok sıkıcı. orta kıvamı hiç bulamam ben zaten nedense. "ya hep ya hiç" ilkesini çok benimsemişim. kararında bırakma gibi bir yeteneğim yok sanırım. bir zayıf noktam daha işte. zayıf noktalarımı bularak çok eğleniyorum galiba kendi kendime. ha mesela tembelim. ya ama harbi tembelim. içimde sürekli dışarı çıkmaya hazır bütük bir güç var sanki ama ben onun harekete geçmesine bir türlü izin vermiyorum. ha bir de bunu bile bile yapıyorum. yazık lan bana.nse bu kadr özeleştiri yeter bugünlük.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder