Artık bir şeylerin değişmesi gerektiğinin bilincindeydim. Bu çok sık olmazdı bana. Yani her pazartesi başlanan diyet ya da her yıl başında "Bu yıl her şey bambaşka olacak," gibi bir şey değildi. Çünkü öyle zamanlarda zaten hiçbir şey değişmezdi. 1 Ocak' ta aniden güzel bir şeyler olmazdı, hayatın bok gibiliği hiç de kendisinden taviz vermeden yoluna devam ederdi. Sadece sen hiç düşünmediğinde birden bire içinde doğan bir azim ve güç ile değişirdi bazı şeyler. Bu güç sanki dışarıdan bir takviye yardımıyla gelirdi. Bu güç, güçlüydü. O zaman dünyayı baştan yaratacak kuvveti bulurdun kendinde. Maalesef bu güçlülük hissi çok uzun süre kalmazdı, o yüzden en kısa sürede ne kadar olumlu değişiklik yaparsan o kadar kazançlı çıkardın. Bir dakika sonra, bir saat ya da bir gün sonra eski yılgınlığına geri döner kendini yine bir nokta olarak görmeye devam ederdin kaldığın yerden.
"En doğru sandığımız yanlışlıkları da beraber yapmadık mı, bir yanlış daha yapsak ne olacak sanki?" dediğinde karşıdaki ona "Hayır ben yanlışlardan sıkıldım artık." diyebilirdin bu güce sahip olunca. Bu güç bir ganimet, en büyük hazineydi. Aksi takdirde yılgınlık insanı yanlışlarına devam ettirirdi. Yanlış zaman, yanlış karar, yanlış kafa, yanlış beden, yanlış zihin, teker teker tüm doğrular silinirdi sonra.
"Beni kimse anlamıyor, çok yalnızım." zihniyeti ise tam bir dayaklık zihniyetti. Tabi, sen dehaydın, sen kimsenin düşünemediğini düşünürdün, kimsenin yazamadığını yazar, kimsenin çalamadığını sen çalardın sen film çekerdin, sen oynardın, sen, sen, sen sen sen..... Ne kadar çok 'sen' vardı kafanda gördün mü? Tek sorun buydu. Sen hep senden bahsederdin, seni belki de kimse anlamıyordu çünkü sen hep ve sadece sendin. Çünkü sen başkasını anlamayı hiç denemedin. Düyanın en açık görüşlü insanı olduğunu savunup aslında kendi kendine kurduğun küçük dünyanda yaşadın. Sonra insanların o dünyayı takmadıklarını gördüğünde ise "İnsanlar beni anlamıyor." oldu bunun adı. Sen bir başkasını hiç anladın mı? Anlamayı istedin mi?
Bir şeyleri bozmak, kırmak ve parçalamak gerekiyor. Önce teker teker parçalarımıza ayrılıp daha sonra yeni baştan oluşacağız. Değişim,tam da böyle bir şey işte.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder