5 Nisan 2011 Salı

run, baby, run.

Hayat hiç temposunu bozmadan koşmaya devam ediyor. Peşinden de biz tabi.. Geçen cuma romanımı teslim ettim. Garip bir huzurdu yaşadığım, sanki çevirmemiş de roman yazmışım gibi. Ya da onun gibi bir şey işte. Sonuç olarak huzurluyum evet. Büyük bir yük kalkmış omuzlarımdan, akşamları evde bekleyen kocam varmış gibi koşa koşa eve gelmiyor biraz daha yaşamakla ilgileniyorum artık. Güzel, sevdim bunu. Daha güzeli ise eminim, kitabın basılmış halini ve kapağını açtığım anda Çevirmen: Dilek Öykü Güneşli, yazısını görmek olacaktır. O an dünyalar benim olabilir işte. Tabi bir de Haziran ayında emeğimin karşılığı( her ne kadar tam karşılığı olmasa da) olan parayı almak güzel olacaktır. Yaza paralı gireceğim, ne hoş.

Roman falan bir yana şimdi baya bir iş var önümüzde. 18' inde Uluslararası Çağdaş Drama Kongreleri daha sonra Mayısın ilk iki haftası da Devlet Bakanları Zirvesi' nde çalışacağız. Bir sakatlık çıkmazsa yazın bu paralar keyifle harcanabilir.

Bir sürü güzel şeye rağmen garip bir yorgunluk ve hüzün de var üzerimde. Hüzün kısmını her zamanki gibi çözemiyorum, meraktayım bu sefer neler yumurtlayacak bu beyin. Her şeye rağmen bir yok olma isteği var içimde. Yok olsak, fena olmazdı bak, neyse.

İş güç, güzel hoş da bir yandan acayip kafa dinlemek, gezmek, eğlenmek ve içmek istiyor bünye. 4 aydır çeviri yaparken bir sürü insana birlikte şarap içme sözü vermişim. Şimdi birer birer o sözleri yerine getirmek gerek falan. Böyle sözleri yerine getirmek pek sorun olmasa gerek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder