12 Ocak 2012 Perşembe

aklınız aklıma paralel mi?

Kendimi size bir parça daha yakın hissetmek için okuduğum şiirler ve öyküler... Belki içimdeki sadece hatıraları yaşatma hevesidir. Hatıralara pek bir hevesli olduğum doğrudur çünkü. Ayrıca içimde, okuduğum öyküler ve şiirlerde kendime küçük bir pay çıkarma arzusu... Demiyorum ki bana yazılmışlar ya da beni anlatıyorlar. Belki aklınızın bir ucundan geçmişimdir sadece. Aklınızın ucundan geçmek sanırım hayatıma bir nebze olsun heyecan katacaktır. Ya da aklınızın aklıma paralelliği beni memnun edecektir.

Sırf öyküler, şiirler değil; sokaklar ve banklar da bu yolda eşlik ediyor arzularıma. Daha neler neler... Yemekler, içkiler, şakalar, şarkılar. Geçmişten kalan her bir sevinç ile hüznü, birçoğunu kullanamadığımı düşündüğüm beynimde eritiyor, harmanlıyor, bir benzerini yaratıyor belki yoktan var etmiyor; ancak var olanı bir daha var ediyorum. Hem de tekrar tekrar.

İstanbul'un semtlerine farklı mevsimlerde farklı anlamlar yüklüyorum son zamanlarda. İstanbul'u git gide seviyor olmam onunla yaşadıklarımızdan mıdır, yoksa bu bir tür yaşlanma belirtisi mi? Beyoğlu'nun aşırı hareketliliğini sevmeyen ben bile tünele doğru yaklaştıkça bir sıcaklık hissediyorsam içimde, Beşiktaş'tan Ortaköy'e doğru yürürken eski duvarlarda bir başka gizem bir başka romantizm görüyorsam, Moda'da içtiğimiz kahvelerin hatırı hala geçmediyse, evet ben bir İstanbulluyum, evet İstanbul hem sizinle hem de benimle unutulmaz hatıralara imza atmış demektir.


129T'de.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder