Sırf öyküler, şiirler değil; sokaklar ve banklar da bu yolda eşlik ediyor arzularıma. Daha neler neler... Yemekler, içkiler, şakalar, şarkılar. Geçmişten kalan her bir sevinç ile hüznü, birçoğunu kullanamadığımı düşündüğüm beynimde eritiyor, harmanlıyor, bir benzerini yaratıyor belki yoktan var etmiyor; ancak var olanı bir daha var ediyorum. Hem de tekrar tekrar.
İstanbul'un semtlerine farklı mevsimlerde farklı anlamlar yüklüyorum son zamanlarda. İstanbul'u git gide seviyor olmam onunla yaşadıklarımızdan mıdır, yoksa bu bir tür yaşlanma belirtisi mi? Beyoğlu'nun aşırı hareketliliğini sevmeyen ben bile tünele doğru yaklaştıkça bir sıcaklık hissediyorsam içimde, Beşiktaş'tan Ortaköy'e doğru yürürken eski duvarlarda bir başka gizem bir başka romantizm görüyorsam, Moda'da içtiğimiz kahvelerin hatırı hala geçmediyse, evet ben bir İstanbulluyum, evet İstanbul hem sizinle hem de benimle unutulmaz hatıralara imza atmış demektir.
129T'de.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder