9 Ocak 2012 Pazartesi

sesler benzer.

"Napıyorsun?"

"Kimsiniz?"

"Napıyorsun?"

"Sen misin?"

"Yok yanlış oldu pardon."

Kısa ve sonuçsuz bir telefon konuşması örneğidir yukarıdaki. Aradaki iletişim hiçbir sonuç vermemektedir. Yalnız aranan kişinin görebileceği bir sonuç vardır ortada. "Sen misin?" sorusu o anda aranan kişi için bambaşka anlamlandırmalara gidebilir. Ses benzetmesi. Benzetmeler. Sesleri benzetivermek. Sesler benzer. Ama o değildir. Kalp çarpıntısı kalır telefon kapandıktan sonra. Bir de tuhaf bir hüzün. Ne oldu ki şimdi? Zaten beklenmiyordu. Beklenmeyen bir şeyin gerçekleşmemesi hüzün yaratmıyor olmalı. İnsan değil dürüst kimseye. Ne sana ne kendine.

"Sen misin?"

Şey gibi sanki 'hah ben de seni bekliyordum.' Niye bekliyor da numara yapıyor. İnsan yalancı, hem sana hem kendine. Böyle zamanlarda insan sövüyor bile 'o olmayan' a. 'O olmayan' o kadar çok ki. 'O olan' da bir o kadar az. 'O olan' o kadar az ki yetmiyor ne o'na ne bana. İnsan kendine yetmiyorsa nasıl yetsin bir de bana? İnsan insan olalı görmedi böyle yetinmeyi bilmezlik. Ne cürret yetinmiyorum da istiyorum fazlasını? O cürret işte.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder