Yolculuklar sonrası eve dönüşler kesinlikle yalnızlıkları dahil ederler içlerine, o bir kesin.
Yıllar sonrası tren yolculuğu yapmanın da tadı bir başka şimdi. Yemek vagonunda otururken kendi yeri olmasına rağmen gelip karşıma oturan, ben "Ama burası dolu." deyince hiçbir şey demeden kalkıp giden çocuğu bulsam soracağım tek soru "Before Sunrise' ı izledin mi?" olurdu.
Bayram' ı ilk kez bu kadar dolu dolu yaşadım galiba. Ankara, seni sevmiyorum ama sevdiklerimin hatırına katlandım sana. Böyle kalabalık aile olmayı özlemişim. Daha burnumun dibindeki akrabalarımla görüşmezken uzaktakilerle avunmak iyi geliyor.
Kuzenimin çocuğu benim neyim olur bilmiyorum fakat ben o çocuğu galiba sevgimle boğdum. 5 yaşındaki velet bayramımın en eğlenceli kısmını oluşturdu. Yeri geldi evcilik oynadık, yeri geldi sırtımda taşıdım ben onu ama çok bir eğlendim. Annelik içgüdülerimi kabarttı lan bu velet benim.
3 günde 10 kilo almış olabilirim. Tartılmıyorum; çünkü korkuyorum. Acil spor salonuna ziyarete gitmem gerek benim. Dünyanın yemeğini yedik yahu. Bayram denince akla yemek, çikolata falan geliyor tabi. Bu düşünce bizim ailede tamamen genetikmiş onu gördüm.
İstanbul' da yaşayan bir insanı başka hiçbir şehir kesmiyormuş ha. Hepsi böyle küçük köy, kasaba gibi geliyormuş insana. Bir kere Ankara senin hiç şansın yok, denizin yok ulan!
Bir de kuzen güzel şeymiş. Kuzen özlemi çeken bir insan olarak 3 kuzenimin arasına düşünce keyfim yerine geldi, neşelendim. Ben onları yılda bir anca görsem de onlar benim kuzenimdir.
Bayram harçlıkları sayesinde Scorpions için gereken parayı elde etmiş bulunmaktayım bir de babadan iznimi koparsam işte o zaman dünyalar benim olacak!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder