Derslerden dolayı uzun süre yazamayınca ve çok şey yazmak isteyince hiçbir şey yazamıyor insan, nereden başlayacağını bilemiyor falan. Ama şöyle bir başlayayım dedim, öncelikle iki haftalık bir vize dönemini kah gülerek kah ağlayarak atlatmış bulunuyoruz. O zaman yayaye coco jambo diyerek mutluluğumu dile getirmek isterim efenim. Ayrıca bu gece ana, babamı yurt dışına yollayarak tam 7 günlük ebeveynsiz bir hayata adım atıyor olmanın sevinci de ne yalan söyleyeyim bir başka oluyor şimdi.
Sınavlarımın arasında da özellikle dilbilimden bahsetmek istiyorum. İMT tarihi böyle bir sınav görmedi beyler. En fazla 20 puan alabileceğimiz bir sınava girdik. Sınav kağıtları dağıtıldığında hepimiz bön bön baktık sonra bir kahkaha patlattık. Sınıfça dilbilimden kalacağız sanırım. Tek bir insan geçecek o sınavdan, kim mi? Tabiki S.A. O adamdaki potansiyeli bilim adamları dahil daha çözemedik araştırmalarımıza hızla devam ediyoruz.
Dünkü formasyon sınavı ise hayatımın en ilginç sınavlarından biriydi. Tam 6 tane gözetmenin bulunduğu bu sınava bu kadar önem verilmesine de bir anlam veremedik. Öss' de bile en fazla 2 gözetmen olurdu lan ne bu kıytırık formasyon sınavı için bu kadar titizlenmeler?
Önemli olan bu iki haftayı atlatmış ve tatile girmiş olmak tabi. Ha çok mu boş olacağım yapacak bir şeyim yok mu? Tabi ki var olmaz mı.. Şimdi zaman çeviri zamanıdır beyler. Ama önce durun biraz şu atari oyunlarından oynayayım. Az biraz.
O değil de, bazı insanlar var ki, yaşamaları gerçekten gereksiz. Entel görünümlü kıro lar bunlar. En zararlı tipler yani. İşte anadolu rock yapan falan, şiir yazdığını sanan ama yazdığı şey bir boka benzemeyen, buna rağmen kendini çok iyi sanıp öz güveni acayip yüksek olan insanlar.. Bu insanlara karşı toplu katliam yapmak istiyorum. Yaşamaları yanlış ve gereksiz.
Ya profiterol e böyle ağız dolusu 'profitorol' deyince daha bir güzel olmuyor mu? Sanki işte tam o hissi veriyor gibi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder