Gün geçmiyor ki yeni bir engelle, yeni bir sorunla karşılaşmayalım şu fani dünyada. Çok damardan girdim sanırım aslında o kadar umutsuz bir ruh hali içerisinde değildim. Sadece her zamanki gibi düşüncelerimi, fikirlerimi isteyip istemediklerimi istemeden yapmak zorunda kaldıklarımı ve isteyip de yapamadıklarımı analiz ediyordum oturup. Sonra çok yorulduğumu fark ettim.
Çok büyük sıkıntılarda ya da sorunlardan bahsetmiyorum burada, nispeten küçük ama zihnimizi uğraştıran durumlar bunlar. Her gün önümüze aşmamız gereken bir engel çıkıyor, zihnen, ruhen sürekli bir şeyleri aşmak, insanları, olguları kabullenmek durumunda kalıyoruz. Zorunda kalıyoruz çünkü bu da kendimizi gerçekleştirmenin, yani sağlıklı bir birey olabilmenin bir parçası. Evet, bütün gün yarınki formasyon sınavlarım için çalıştığım, çok mu belli oluyor?
İlk durum, kabullenmem gereken insanlar ve kabullenmem gereken insan ilişkileri oluyor. Kendi rızamla seçebileceğim bir kaç insanla yaşamıma devam edebilirdim oysa ki.. Ya da hala sürmekte olan ebeveyn-çocuk ilişkileri.
Diğer bir insan zihnini zorlayan durum da insanın kendini kontrol edebilmesi. İsteklerini, arzularını, ihtiyaçlarını kontrol edip yeri geldiğinde kendisine karşı çıkması, zaaflarından kaçınması gibi. Bence insan beynini en çok yoran sorunsallar bunlardır.
Şunları düşünürken bile yoruldum, tek istediğim Uludağ' da bembeyaz karların içinde yuvarlanmak şu an. Ebeveynlerden kopardığım izin üzerine üç günlük tatilim kafamın rahatlamasını sağlayacaktır diye umuyorum. Sevgili M. ile Uludağ' da üç gün geçirmek mi? Evet kesinlikle rahatlayacağım. Pardon kayak yapmasını bilen var mıydı?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder