Vakit, zaman, gün, tarih, saat, ay, dakika, yıl ve saniye geçerken sonsuz değişimler geçirmekteyiz. Belki bir öz var bizi terk etmeyen; ancak onun haricinde beynimizin içinde bin bir tilki vb diğer hayvanlar takla atıp duruyorlar adeta devinim içerisinde kısmen de evrim geçirerek.. Orman misali beynimiz, içerisinde yoğun bir kalabalık söz konusu.
Seslerle, ses sahipleri aralarında çok derin ilişkiler kurarım. Bir insanı görmeden sesine aşık olabileceğimi belirtmiştim daha önce de. Görüntü yok; ses var ise sorun yaratmaz bu durum. Ha bir de görüntü var ise o sesin arkasında, duygular şelale o zaman.
"Bu gün iyi görünüyorsun."
Bak şimdi, bu cümlenin derin yapısından o kadar çok anlamlandırma yapabilirim ki, bu durumu anlamlandıramazsın. Ben iyi görünürüm tabi, görünmesine de, canım sen asıl ne demek istiyorsun onu de bana. Çekinme çekinme. Benden duyacağın cümle ise "Sen hep iyi görünüyorsun." olacaktır en fazla ama hareket ve bakışlarımla cümlelerden daha büyük ifade şekilleri kullandığımı düşünüyorum. Anlamadın mı hala?
Size hayran hayran bakan, sizi izleyen birini fark etmeyecek kadar kör müsünüz yoksa? Ya da bunu fark edip bununla eğlenecek kadar pislik mi? Siz hangisisiniz?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder