25 Ocak 2011 Salı

hayal.

Bir şeyi kırk kere istedim oldu. Ama istediğim gerçekten bu muydu? Bir hayalin gerçekleşmesi sonucu ortaya hayal kırıklığı çıkacağını kim bilebilirdi? Hayaller, hayal oldukları zamanda verdikleri tadı, gerçekleşince veremiyorlar. Bundan sonra, hayallerimin gerçekleşmesi değil, hayal olarak kalmasıdır istediğim.

"Kalp atışlarımı duyuyor musun? Bak nasıl hızlı atıyor kalbim."

Kalp atışlarını duydum, gözlerine baktım, elini tuttum ve dudaklarını öptüm. Beyaz ten, artık erişilemez değildi.

"Senden çok etkilendim."

Bir ilah olarak gördüğüm o insan, aslında basit ihtiyaçlarını gidermek uğruna ilahlıktan insanlığa iniyordu. O da insandı, evet. Yemek yiyor, su içiyor ve sevişiyordu.

Ben ise hala ve hala safım. Bir derece masumum. İnsanlara hak veriyorum artık. Gerçekten bende bir beyazlık, bazılarında da siyahlık mevcut. Ama ben çok şey bildiğimi sanırken, hiçbir şey bilmediğimi gördüm bugün. Safım ben, saf.

Zaten ne zaman mükemmel oldu ki bir şeyler? İstediklerimiz her zaman kısmen oluyorlar. Bir şeyler eksik ya da bir şeyler fazla oluyor. Eh hayat bu, matematik işlemi değil ki tam bir sonuç, kesin bir doğru çıksın ortaya.

Bundan sonrası daha da zor olacak, göz göze gelmek yasaklandı bize.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder