28 Mart 2011 Pazartesi

based on a true story, no: bilmem kaç.

Onu çevir, şunu oku, bunu izle, oraya git derken yazacak şeyler birikmiş meğer.

Öncelikle sevinçten çığlık atmak istiyorum izninizle: Dün gece saat 3 sularında roman çevirisi bitti. 550 sayfa bitti. Dört aylık bir çeviri sürecinden bahsediyorum, az uz değil. Bu hafta da düzeltme işlemleriyle uğraşıp hafta sonu romanımı teslim edeceğim. Cengiz Han' la ilişkimizin sonuna geldik sayılır. Ancak onun hayatımdaki yerini asla unutmayacağım. Çünkü,o benim ilklerimden biri. Evet, şu an abartıyorum.

Bir kaç haftadır insan ilişkilerine dair gözlemlediğim bazı noktaları paylaşmayı borç bilirim;

Yakın erkek arkadaşın, arkadaşlıktan çıkıp başka konumlara geçmeye çalışma çabaları insanı derinden yaralayabilir. Yakın erkek arkadaş, konumunu bilmeli ve düzeni bozmamalıdır. Aksi takdirde, yakın arkadaşlıktan uzak arkadaşlığa geçiş yaşar. (based on a true story) Tüm yakın erkek arkadaşlara sesleniyorum, kendinize gelin beyler.

Ha bir de yüz yıllardır süre gelen inanışın bir kez daha doğruluğu kanıtlanmıştır: Kaçan kovalanır. Aylardır hayran hayran seyrettiğim M' nin şu an bana iki günde bir mesaj attığını ve benim onu bazen bahanelerle reddettiğimi ya da ona hiç cevap vermediğimi düşünecek olursak, erkek basit bir canlıdır. Erkek, kadının oyununa çok çabuk gelir. Kadın ise bir türlü, erkeğin basit bir canlı olduğunu öğrenemediğinden enayi konumuna düşer.

Gözlemlerim, fark ettiğiniz gibi aslında çok alışılagelmiş hepimizin önceden bildiği detaylardır. Ancak; yukarıda bahsettiğim iki durumu da belki defalarca yaşamış insanlar bile bir sonrakinde aynı hayatı yapmaktan geri kalmıyor ve gözünü gerçeklere yumuyor. Hata yapmaktan çekinmem, hata insana öğretir. Fakat, aynı hatanın bir ikincisi olmaz, demiştim kendi kendime aynı hataları binlerce kez yapan biri olarak.

Çünkü; bazı hatalar alışkanlık haline geliyormuş. Siz hatalardan vazgeçseniz de hatalar sizden geçemiyormuş.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder