Belki ikimizin de hayat çizgisi çok farklıydı, büyük ihtimalle öyleydi. Benim orada, onun yanında oluşum, bunca zamandan sonra, bunca aydan sonra.. "Sevdiğin bir ünlüyle olmak gibi." Hani hiç olmayacağını bilirsin. Sanki bir hayalin içine düşmüştük, ama her şey o kadar kusursuz değildi; çünkü gerçekti.
Aynı anda bu kadar leş ve bu kadar samimi olduk birbirimize. Gizlemedik yaramazlıklarımızı ve birbirimizden beklentilerimizi. Her şey çok şeffaftı. Tek güzel yanı buydu zaten, herhangi bir laf oyunu ya da romantizm yaratma çabaları olmaksızın oradaydık işte, birbirimize bakıyorduk ve az sonraki olacaklardan sorumluyduk.
Her şeyi söyledim ona. Karşımdaki erkeğe, onun hakkında düşündüğüm her şeyi hiç çekinmeden söyledim. Bunu ilk defa yaptım sanırım. Saklayacak bir şey yoktu, her şey ortaya dökülmüştü zaten. Beyaz ten her zamanki kadar güzeldi, siyah gözleri her zamanki kadar zehirleyici bakıyordu, dudakları her zamanki gibi dokunduğu yeri yakıyordu. Ama bu kadardı, dahası yoktu, olmazdı, olmayacaktı.
Kendimi küçük bir kız çocuğu gibi hissetmekten ne zaman kurtulacaktım acaba? Belki karşımdaki adamın olgunluğu, yaşı ve davranışları yüzündendi bu hissim. Bu histen nefret ediyordum.
Bir redd şarkısı gibi gelişti her şey.
"Boşver, sevdim de ne oldu,
boşver böylesi daha güzel."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder