"Anlarsın sanmıştım." dedi.
"Sanmamalıydın, beyinlerimiz bir mi, senin anladığın her şeyi anlamak zorunda mıyım?" dedim.
Belki biraz sığ yaklaşmıştım mevzuya. Ama anlayacağımı sanmayıp anlayıp anlamadığımı sormalıydı. İmalardan, ima etmekten sıkılmıştım. Patır kütür olmalıydı insan.
Bence en kötüsü, söylemek için ertelediğin şeylerin zamanının hiç gelmeyecek olmasıdır. Hani kafanda kurarsın kurarsın, ben şunu derim o böyle cevap verir ya da şöyle cevap verir onun üstüne ben de bilmem ne derim, diye. Ama demezsin bir türlü. Çekinirsin, ürkersin ve ertelersin. Ertelememeli insan, beş dakika sonra ölmeyeceğini ne biliyorsun?
Cumartesi Kadıköy' ünü çok seviyorum özellikle. Hele de hava güneşliyken. iki haftadır yağmurlu hava gören insanların cumartesi kendilerini dışarı atmaları, insana hayatının devam ettiğini ve birilerinin de senin gibi mutlu olmaya çalıştığını hatırlatır da kendini yalnız bile hissetmezsin. Cumartesi gününde güzel bir telaş vardır, belki sabahtan gezmeye gidilecektir ya da akşam arkadaşlarla buluşulacaktır falan. Kadıköy'de de oradan oraya koşuşturan insanlar vardır, bazen aralarında tanıdık simalar çıkar. Cumartesi Kadıköy' ü güzeldir.
Son 199 sayfa. Hani alış veriş yaparken falan etiketlerin üzerinde 200' ün altı çizilmiş altına 199 lira yazılmıştır ya. Bende de aynı hesap, az görünsün diye 199 sayfa bıraktım, 200 değil. Nisan başı bitecek bu olay, bitse de gitsek.
Spor salonundaki, yakışıklı, uzun boylu, karizmatik; bir o kadar da suratsız, havalı ve kendini beğenmiş spor hocalarını hiç sevemedim. M.' nin yerini tutamaz kimse.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder