11 Mart 2011 Cuma

vardan yok olmak.

"Hala tam bir olgunluğa eremedim, ergenlikten tam olarak kurtulduğumu da söyleyemeyeceğim, böyleyim işte."

Tam bir olgunluğa eren insan var mıydı ki? Sanmıyorum. Baya saçmalamışım o zaman.

Mart, gerçekten ilginç bir şekilde ilerliyor. Benim yoğun çeviri saatlerim olsun, ki kitabın bitmesine sadece 2 buçuk hafta gibi bir süre kaldı, ödevlerdi, gelecek planlarıydı, gelip geçen insanlar derken sürekli bir koşuşturmaca mevcut. Şanslıyım. Koşuşturmacalar, hayatı yaşanır kılıyor.Aynen öyle.

Bir insanın gitmesi gariptir, hele de giden insana dair elinizde hiçbir şey kalmadıysa.. Ölü insanla, giden insan arasında bir fark olmuyor o zaman. Çünkü elinizde ne bir telefon numarası, ne bir mail adresi, hiçbir şey yok.. Ölseydi, işte böyle olurdu diyorsunuz. Ölseydi de, evet ona ulaşacağım herhangi bir telefon numarası olmazdı; ama o zaman onu ziyaret edebileceğim bir yer olurdu belki yer altında. Bu, daha başkaydı. Fizik kurallarına karşı gelerek, vardan yok olmak gibiydi.

Ama, bir kez daha kanıtlandı fizik kuralları. Hiçbir varlığın yoktan var, vardan yok olmayacağını gördüm yine. Aldığım bir mesajla kimsenin sadece ve sessizce gidemeyeceğini gördüm. Sevgili M, buldu beni. Oysa ben beyaz teninden ve kara gözlerinden çoktan vazgeçmiştim zaten. Aklımı kurcalamıyor değildi, büyük dudakları ama yokluğu varlığından çok farklı değildi.

O yüzden onu görmek istediğimden emin olamadım, o yüzden içimi bir huzursuzluk kapladı, o yüzden kendimi rahatsız hissettim ve o yüzden görüşme teklifini kabul ettim. Benim olgunlaşmama daha baya var be dostlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder