Dün, sabrımın son noktasına geldim. Hiç bir zaman ait olduğum ülkeden, taşıdığım benlikten çekinmedim aksine övündüm bunca zaman. Çok aşırı milliyetçi olmadım ama sevgi duydum, sevdim ülkemi. Hala severim. Benim sorunum ülkeyle değil, bu başımızdaki insanlarla zaten. Tabi bir de başımızdaki insanları yüceltecek kadar kör ve cahil insanlarla.. İşte dün bir kaç düşünce birikintisi sonucunda burada yaşamak istemediğime karar verdim. Bu büyük bir karar öyle hop diye alınmaz. Ben de hop diye almadım zaten, uzun zamandır kafamı kurcalayan düşüncelerin sonucunda karar verdim.
Burada yaşamayıp da ne halt edeceğim, onu açıklayayım. Planlarım şu yönde ilerliyor, bir buçuk yıl sonra mezun olmuş olacağım. Yüksek lisansımı İspanya' da yapma şansım var. Eğer mümkün kılabilirsem yüksek lisansımı orada yaparken bir de çalışmaya başlarsam rahat rahat geçinirim. Yüksek lisanstan sonra İspanyolca- İngilizce çevirimi iyice geliştirmiş olacağım için tercümanlık hayatıma orada devam edebilirim. Tabi Türkçe- İspanyolca' da eminim işime yarayacaktır. Ve sonra, ben orada hayatımı rayına oturtup ileride sahip olmak istediğim ailemi de orada kuracağım. Ben burada büyüdüm, ancak çocuklarım burada büyümeyecek tek arzum bu. Batıyla, doğu arasındaki çelişkilerle kafaları dolmayacak, kim olduklarını bilmeden büyümek zorunda kalmayacaklar. Tabi, her zaman Türk olduklarını bilecekler, Türkiye' yi tanıyacaklar. Ancak buradaki stres ve endişe sebeplerinden uzakta daha huzurlu bir hayatları olacak. Ben de bir yerden sonra kurtarmış olacağım en azından.
Eğer yüksek lisans planım işlemezse de o zaman, burada yüksek lisansımı yapıp bir süre paramı kazanıp ondan sonra gideceğim. Sonuç olarak, gideceğim. Arada gelir görürüm buraları, unutmam tabi. Şimdiki plan bu, yıllar ne getirir bilinmez tabi...
Her ülkenin kendi sorunları vardır, hiçbir ülkenin ne dış ne iç politikası kusursuz değildir. Ancak halkın tercihleri benim tercihlerimle uymuyor ve ben azınlık kalıyorsam bulunduğum yerde o zaman en uygunu gitmektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder