21 Mart 2011 Pazartesi

yes, you will die; did you expect me to lie?

Pink Martini' nin içimde dans etme hissiyatını yaratan ezgileri ve ispanyolca sözcükleriyle bezenmiş şarkılarını dinleyerek elimde içkim, kokteylden yeni çıkmışım üzerimde de tuvaletim varmış gibi dans etmek istiyorum. "La Soledad" ın sözlerini ezberleyip benimsedim. Yaylı çalgılar olsun her yerde istiyorum. Uçuyormuşum gibi bir his oluyor o zaman.

Neyse Pink Martini' nin büyülü müziğinden gerçek hayata geçersek, her ne kadar geçmek istemesem de, kitabın son haftasındayım, kalan sayfa sayısı 59. Bugün ağlayacaktım çeviri esnasında. Cengiz Han, içimi yaktı ve kitap tarih romanı olmaktan çıkıp drama dönüştü. Kitap, anca son 50 sayfada heyecanlı olmaya başladı. Okuyacaksanız son 100 sayfayı okuyun yeter, ha okumayacaksanız ona da eyvallah. Ama sonra göbeğinize falan imza istemeyin. (bknz. Mü)

Okulu bitirmeme 1 buçuk seneden az kala keşfettim metrobüsle daha hızlı eve geldiğimi. Geç oldu güç olmadı. Her gün kazanacağım 50 dk' ları hesaplarsam ki,yaparım deliyimdir, ortaya baya uzun zaman süreçleri çıkacaktır.

Neyse, Subutay' ın Cuci' ye dediği gibi. "Yes, you will die; did you expect me to lie?" (Türkçesini kitapta bulursunuz.) Öleceğiz lan bir gün, valla bak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder