Pazar günlerini sevmiyorum işte blog. çünkü haftasonu bitiyor, haftasonunun bütün yorgunluğu feci bir şekilde hissedilir hale geliyor, yeni hafta yeni işler yeni sorunlar vs. derken sevmiyorum işte. ha ama istanbulda severdim, çünkü istanbuldaki haftasonu böyle güzel bir kahvaltıyla başlar, sonra ailecek dışarı çıklınır falan. o güzel ona lafım yok hatta özledim de o pazar ları. ama burda pazarlar evde tembellik yaparak falan geçiyori halbuki bugün ev temizleyp ders çalştım ama yine de ııh saçma sapan günler pazar lar. ha bir de neden bütün şanssızlıklar beni buluyor biri bana açıklasın! çamaşırlar yıkanırken bari evi süpüreyim dedim fena mı ettim. çat elektrkler gitti sigorta attı. kendim baktım beceremedim komşuya sordum uraştı falan sonunda halloldu. mikrodalgaya süt koyarım, süt taşar bütün mikrodalga süt olur falan amaan. ev karısı mod işte.neyse.
Ama haftasonu da az eğlenmedik blog yahu. çok dans ettik çok yorulduk, dans dans dans. güzeldi yani. ve az atkasiyonlu, sorunsuz, belasız bir haftasonuydu çok hoşuma gitti bu iş benim. dünya varmış oh bea.
O değil de ben insanlardan korkuyorum blog.insanlara güvenemeyip onlardan uzak durmaya çalışıyorum.herkesin beni incitebileceğini bu yüzden onlardan uzak durmanın en iyisi olduğunu düşünüyorum. buzamana kadar hep anneme soruyordum neden çok insanla görüşmediğini, neden tek tük arkadaşı olduğunu da anladım artık. ama bunu 19 yaşında anlamak biraz erken değil mi sanki? beni böylece insanlardan ilişkilerden korkutan insanlara çok kızıyorum.
ilişki demişken.. ya neden bir ilişkiyi yürütebilmek bu kadar zor ki? yani tamam kızla erkek birbini seviyordur, ama ilişki yürümez eğer sevgi varsa daha neye gerek var. ama öyle olmuyor işte bir yerden sonra monotonlaşan sıkıcı hale gelen ilişkiler, karı koca kavgasına dönen tartışmalar.hatırladıkça korkuyorum ya bundan sonraki ilişkilerim de böyle olursa diye.. bu yüzden de ilşki olasılığı çıktığı anda bir şekilde geriliyorum, tedirgin oluyorum vs. üzülmek istemiyorum.. bir daha öyle hayatıma giren bir insanın beni bu kadar üzmesine izin vermek istemiyorum, inanmak,güvenmek sonra pişman olmak.. tabi yine de bir süre sonra eskileri güzel hatırlıyor insan, harbiden. böyle herhangi bir şey geliyor aklına ya da kazara bir resim görüyorsun ve ah ulan ne güzel günler de yaşadık hehe diye sırıtyorsun falan, ha o üzüntüleri sorunları unutuyormusun hayır! ama zamanla hepsi katlanılabilecek hale geliyorlar.
31 Ocak 2010 Pazar
29 Ocak 2010 Cuma
I hate hungover!
Sınav zamanlarında kendimi işte tam bir öğrenci gibi hissediyorum ha. çok hoş bir duygu böyle bir şeyler yapmak için çabalayan insancıklarız hepimiz. ha bir de mesela yılda 2 kere derse gelmiş öğrencilerin hepsi ortaya çıkar sınav zamanı. "Aa sen de mi burda okuyordun lan?ben seni derslerde hiç görmedm ama.. " öyle öğrenci tipleri vardır işte onlar başka bir tür blog. ben onlara özeniyorum böyle yıl boyu partilerde takılırlar sonra snavlara gelirler bir de ne yapar ederler geçerler ha sınavları. e olan bana oldu. ben her gün yaz kış demeden kar yağmur demeden derslere gittim. çok enayi hissediyorum böyle zamanlarda.
Haa diceksin ki erasmusta sen onlardan farklı mıydın? valla yine de farklıydım. tamam yani ders ekmedim değil, ektim de yine de bir yerden hep devam etmeye çalıştım nebiliym ben hocalar beni tanıdı en azından ya,gitmesem nerden tanıyacaklar. ya da kendime yediremiyorum o tür öğrencilere döndüğümü haha. çünkü ben şöyle bir öğrenciydim lise zamanında: bütün sınıf kaçmaya karar verir ki artık yıl sonu falandır hocalar ellerinden gelse kaçın ulan zorla okula getirtmeyin beni diceklerdir de diyemiyorlardır, neyse işte bütün sınıf kaçmaya karar verir ben ise bu fikri uzun uzun düşünürüm, doğru bulmam kaçmak istemem ama tek başıma kalmak da bir o kadar salakçadır. zorla oflaya puflaya insanlara takılır çıkarım okuldan hatta bi kaç kere koşa koşa geri okula girmek isterim de arkadaşlar kolumdan tutup izin vermezler geri dönmeme. işte ben lise de böyleydim şmdi böyle oldum, neydim değil ne oldum diyeceksin azizm.
Şimdi hungover diye bir şey ya ben ondan nefret ederim blog. yani ne gerek vardır öyle bir kavrama hisse acıya vs. bir önceki gece ne güzel içiyorsun eğleniyorsun ertesi gün bütün hayat felç. miden dışarı çıktı çıkacak falan amaan. ertesi gün yine içmenin zevikini çıkartabiliyorsun falan valla bilmiyorum tek bildiğim hungover dan nefret ettiğimdir.
Bazen bir şeyin olacağı varmış oldu falan diyerek kendimizi teselli ederiz ya bu iyi şeyler içinde geçerlidir değil mi blog? yani bazı şeylerin gerçekten olacağı vardır ve er ya da geç o şeyler olurlar değil mi? "evet" de de mutlu olayım haha. inanmak istiyorum! ama sonra inanıp da hayal kırıklığına uğramak istemiyorum o ayrı. ama sanırım inanmanın sonu yok, sürekli devam edeceğiz inanıp sonra da hayal kırıklığına uğramaya ama hayat böyle bir şey değil mi !?
Haa diceksin ki erasmusta sen onlardan farklı mıydın? valla yine de farklıydım. tamam yani ders ekmedim değil, ektim de yine de bir yerden hep devam etmeye çalıştım nebiliym ben hocalar beni tanıdı en azından ya,gitmesem nerden tanıyacaklar. ya da kendime yediremiyorum o tür öğrencilere döndüğümü haha. çünkü ben şöyle bir öğrenciydim lise zamanında: bütün sınıf kaçmaya karar verir ki artık yıl sonu falandır hocalar ellerinden gelse kaçın ulan zorla okula getirtmeyin beni diceklerdir de diyemiyorlardır, neyse işte bütün sınıf kaçmaya karar verir ben ise bu fikri uzun uzun düşünürüm, doğru bulmam kaçmak istemem ama tek başıma kalmak da bir o kadar salakçadır. zorla oflaya puflaya insanlara takılır çıkarım okuldan hatta bi kaç kere koşa koşa geri okula girmek isterim de arkadaşlar kolumdan tutup izin vermezler geri dönmeme. işte ben lise de böyleydim şmdi böyle oldum, neydim değil ne oldum diyeceksin azizm.
Şimdi hungover diye bir şey ya ben ondan nefret ederim blog. yani ne gerek vardır öyle bir kavrama hisse acıya vs. bir önceki gece ne güzel içiyorsun eğleniyorsun ertesi gün bütün hayat felç. miden dışarı çıktı çıkacak falan amaan. ertesi gün yine içmenin zevikini çıkartabiliyorsun falan valla bilmiyorum tek bildiğim hungover dan nefret ettiğimdir.
Bazen bir şeyin olacağı varmış oldu falan diyerek kendimizi teselli ederiz ya bu iyi şeyler içinde geçerlidir değil mi blog? yani bazı şeylerin gerçekten olacağı vardır ve er ya da geç o şeyler olurlar değil mi? "evet" de de mutlu olayım haha. inanmak istiyorum! ama sonra inanıp da hayal kırıklığına uğramak istemiyorum o ayrı. ama sanırım inanmanın sonu yok, sürekli devam edeceğiz inanıp sonra da hayal kırıklığına uğramaya ama hayat böyle bir şey değil mi !?
27 Ocak 2010 Çarşamba
"happiness is somewhere to be found." "Really??"
Happiness is somewhere to be found.. harbiden öylemi la. Canım Samuel Johnson öle demişse öyledir. benim kafam mutluluk kavramıyla ilgli karışır arada blog. bazen mutluluk şu önümde duran dondurma kadar basit gelirken bazen de çok büyük tatminsizlikler yaşarım. zaten kilit kelime 'tatminsizlik'. bilmiyorum. yine bilmediğim çok şey var. kafam o kadar karışık değil aslında çünkü harbiden bilmiyorum. bilmeyen birinin kafası karışmaz ki..
Ne aradığımı bilmiyorum, bir insan?bir iş?manevi yahut maddi bir şey? çok yakınımda ya da çok uzağımdaki bir şey? daha önce hiç sahip olmadığım veya hep sahip oldup hiç kıymetini bilmediğim bir şey? bilmiyorum. ha belki de bilseydim her şey daha zor olurdu, böyle bilmemek daha kolay belki. eveett saçmalamanın doruklararına çıkmadan bu muhabbeti durduruyorum.
bugün normal günlerden biriydi, otostop çekmek gibi faaliyetere ara verdim biraz. ders çalışma,yemek yapma, arkadaş ağırlama faalan gibi insani işlemler yaptım güzeldi hoştu. annemle biraz atıştık o da normal bir faaliyet olduğu için üzerinde pek durmayacağım ancak benim annem bir garip blog bak çok severim kendisini çok iyidr çok fedakardır anne işte lan bildiğin, ama hayatı bazen çok ciddiye alıyor yahu. bugün mesela tee yazın neler yapmayı hayal ettiğimden bahserdeken planlarımdan biri olan İzmir' gitme olayından bahsettim, bahsetmez olaydım. yok daha İstanbula dönmeden izmire gitmek istiyormuşum onları hiç özlememişim e anne ben sana istanbula gelmeden izmire gitcem demedm ki! yazın yahu, böle 6 ay sonra fln sadece 1 haftalığına izmire gitmeyi planlıyorum dedim, bir sakin güzel annecim, bir kriz yaratma dur daha bir yere gittiğim yok, amaaan.
Ha eğer derse ki, "kızım elin İspanya'sına gittin tek başına 5 ay kaldın tanımadığın insanlarla seyahat ettin ama izmire 1 haftalığına en yakın arkadşlarnla gitmene izin vermiyoruz!!" ozaman cevap bile veremem sana anne, sonra bana cevap ver cevap ver deme bozuşuruz ha.bu ne çelişkidir, bu nasıl bir düşüncedir diye kendi içimden çemkiririm ama senle uzuuun kavgalara girmek istemem,nasıl olsa ilerde bir şekilde olur o benim yapmayı istedğim şey,ama yine de seni seviyorum canım unutma.
Tamam çok endişeleniyorsunuz benim için, haklısınız da ben de bazen kendim için çok endişeleniyorum, hatta yaşadığım çoğu şeyi bilmediğiniz halde endişeleniyorsunuz o da komik hani. ne partilerden sabahları eve döndüğümü, ne de otostop çektiğimi bilmiyorsunuz buna rağmen size kötü bir şey anlatmama rağmen endişeleniyosunuz. ben de sizi seviyorum gerçekten. ana,baba olmak zordur azizim anlamak lazım da anlamak da bir o kadar zor hani.amaan hayatta zor çok şey var.
Ne aradığımı bilmiyorum, bir insan?bir iş?manevi yahut maddi bir şey? çok yakınımda ya da çok uzağımdaki bir şey? daha önce hiç sahip olmadığım veya hep sahip oldup hiç kıymetini bilmediğim bir şey? bilmiyorum. ha belki de bilseydim her şey daha zor olurdu, böyle bilmemek daha kolay belki. eveett saçmalamanın doruklararına çıkmadan bu muhabbeti durduruyorum.
bugün normal günlerden biriydi, otostop çekmek gibi faaliyetere ara verdim biraz. ders çalışma,yemek yapma, arkadaş ağırlama faalan gibi insani işlemler yaptım güzeldi hoştu. annemle biraz atıştık o da normal bir faaliyet olduğu için üzerinde pek durmayacağım ancak benim annem bir garip blog bak çok severim kendisini çok iyidr çok fedakardır anne işte lan bildiğin, ama hayatı bazen çok ciddiye alıyor yahu. bugün mesela tee yazın neler yapmayı hayal ettiğimden bahserdeken planlarımdan biri olan İzmir' gitme olayından bahsettim, bahsetmez olaydım. yok daha İstanbula dönmeden izmire gitmek istiyormuşum onları hiç özlememişim e anne ben sana istanbula gelmeden izmire gitcem demedm ki! yazın yahu, böle 6 ay sonra fln sadece 1 haftalığına izmire gitmeyi planlıyorum dedim, bir sakin güzel annecim, bir kriz yaratma dur daha bir yere gittiğim yok, amaaan.
Ha eğer derse ki, "kızım elin İspanya'sına gittin tek başına 5 ay kaldın tanımadığın insanlarla seyahat ettin ama izmire 1 haftalığına en yakın arkadşlarnla gitmene izin vermiyoruz!!" ozaman cevap bile veremem sana anne, sonra bana cevap ver cevap ver deme bozuşuruz ha.bu ne çelişkidir, bu nasıl bir düşüncedir diye kendi içimden çemkiririm ama senle uzuuun kavgalara girmek istemem,nasıl olsa ilerde bir şekilde olur o benim yapmayı istedğim şey,ama yine de seni seviyorum canım unutma.
Tamam çok endişeleniyorsunuz benim için, haklısınız da ben de bazen kendim için çok endişeleniyorum, hatta yaşadığım çoğu şeyi bilmediğiniz halde endişeleniyorsunuz o da komik hani. ne partilerden sabahları eve döndüğümü, ne de otostop çektiğimi bilmiyorsunuz buna rağmen size kötü bir şey anlatmama rağmen endişeleniyosunuz. ben de sizi seviyorum gerçekten. ana,baba olmak zordur azizim anlamak lazım da anlamak da bir o kadar zor hani.amaan hayatta zor çok şey var.
26 Ocak 2010 Salı
erasmus is an intensive Life course.
Sıcak bir duşun yerini hiçbir şey tutamaz sanırım blog. loş ışık,fonda elliott smith ya da johny cash gibi slow parçalar ve sıcak su. dünya varmış. neyse efenim, bugün harika bir haber almış olmanın mutluluğunu yaşamaktayım. o kada mutlu oldum ki resmen ağladım ve karşımdaki insana "merak eyleme bunlar mutluluk göz yaşları" dedim. evet sebeb i mutluluğma gelirsek, benim 'mü' yazın istanbulda staj yapacakmış ve tam 2 ay gibi bir süre istanbulda olacakmış!! gerçi henüz yüzde dokdan ihitmal ama yüzde doksan az bir ihtimal değil be blog. biz bu mü'yle yılda bir iki kere görüşelim( o da bir gün) diye kendimizi parçalarken şimdi bütün yazı birlkte geçirebilmek gibi bir şansımızı var ben ağlamayayım da kimler ağlasın, mutluluktan tabi. bu güzel haberi aldıktan sonra evde kendi kendime dans etmeye ve şarkılar söylemeye başladım. garip bir insan mıyım ben!? evet ne var.
Ama tamam, yani dün erasmus arkadaşlarımla beraber yaptığımız yemek esnasında "ben dönmiceemmm" diye ağlıyordum, bugün ise "oleyy be dönüyorum" diye seviniyorum. ben fazla garibim sanırım.kabul. yarın yine "dönmicemm" diye ağlayabilirm haberiniz olsun da benden söylemesi.
Erasmusun şöyle bir özelliği var blog insan ilişkileri çok çabuk değişiyor daha doğrusu bu erasmusta hayat hızlı akıyor yani hatta ve hatta yoğunlaştırılmış hayat kursu diyebiliriz bu erasmusa biz. mesela birinden mi hoşlanıyorsunuz, yarın çıkmaya başlarsınız, en fazla 3 hafta kadar takılıp çeşitli nedenlerden dolayı ayrılırsınız ve çoktan başka biriyle takılmaya başlamışsınızdır bile. ya da biryle tanışırsınız yarın kanka muhabbetine girersiniz ki bu da benim en uyuz olduğum şeylerden biridir. ben öle kimseyle 2 günde kanka muhabbeti yapmam,yapamam,yapmak da istemem hani. gerek yok yahu! ben ki zaten insanlardan kazık yiye yiye uzak durur olmuşum arkadaş ve dostluk kurmaktan. aman boş işler bunlar. evet aynen dediğim gibi erasmus her çeşit olayın normal hayattakinden daha hızlı bir şekilde yaşandığı zaman dilimidr. bir diğer örnek de mesela gündüz kapınız çalınır, ev sahibi gelir ve evden çıkmanızı ister siz o gün bavulunuzu eşyalarınızı toplar yeni bir ev bulur ve taşınırsınız yahut da bir gün ispanya'dasınızdır ve ucuz bilet bulursunuz ertesi gün istanbula varmışsınızdır. her şeye rağmen erasmus güzeldir be blog. arada sırada da olsa iyi arkadaşlıklar kurarsın ve onları birdaha hiç görememe korkusu yaşarsın hatta böyle bir şeyi düşünmek bile istemezsin. erasmus iyidir,güzeldir.
Ama tamam, yani dün erasmus arkadaşlarımla beraber yaptığımız yemek esnasında "ben dönmiceemmm" diye ağlıyordum, bugün ise "oleyy be dönüyorum" diye seviniyorum. ben fazla garibim sanırım.kabul. yarın yine "dönmicemm" diye ağlayabilirm haberiniz olsun da benden söylemesi.
Erasmusun şöyle bir özelliği var blog insan ilişkileri çok çabuk değişiyor daha doğrusu bu erasmusta hayat hızlı akıyor yani hatta ve hatta yoğunlaştırılmış hayat kursu diyebiliriz bu erasmusa biz. mesela birinden mi hoşlanıyorsunuz, yarın çıkmaya başlarsınız, en fazla 3 hafta kadar takılıp çeşitli nedenlerden dolayı ayrılırsınız ve çoktan başka biriyle takılmaya başlamışsınızdır bile. ya da biryle tanışırsınız yarın kanka muhabbetine girersiniz ki bu da benim en uyuz olduğum şeylerden biridir. ben öle kimseyle 2 günde kanka muhabbeti yapmam,yapamam,yapmak da istemem hani. gerek yok yahu! ben ki zaten insanlardan kazık yiye yiye uzak durur olmuşum arkadaş ve dostluk kurmaktan. aman boş işler bunlar. evet aynen dediğim gibi erasmus her çeşit olayın normal hayattakinden daha hızlı bir şekilde yaşandığı zaman dilimidr. bir diğer örnek de mesela gündüz kapınız çalınır, ev sahibi gelir ve evden çıkmanızı ister siz o gün bavulunuzu eşyalarınızı toplar yeni bir ev bulur ve taşınırsınız yahut da bir gün ispanya'dasınızdır ve ucuz bilet bulursunuz ertesi gün istanbula varmışsınızdır. her şeye rağmen erasmus güzeldir be blog. arada sırada da olsa iyi arkadaşlıklar kurarsın ve onları birdaha hiç görememe korkusu yaşarsın hatta böyle bir şeyi düşünmek bile istemezsin. erasmus iyidir,güzeldir.
25 Ocak 2010 Pazartesi
Otostopçu!
Merhabalar.yine ben blog. sana belki de Oviedo'daki en korku dolu anlarımı anlatacağım bugün. gün: Cumartesi, saat: 06:15, mekan: Ovideo'da bilinmeyen(!) bir yer. baştan başlayayım, cumartesi günü cuma gecesinden kalmaydım ki yine de cumartesiyi mahfetmeyip dışarı çıkmaya karar verdim. keşke çıkmasaymışım.. önce polonyalı arkadaşla bizm evde içip hafif güzelleştikten sonra koyulduk yola bizm herzamanki barlara. içtik dans ettik eğlendik derken saat sabah 6 yı vurmuştu e bir önceki gecenin yorgunluğu da var falan salak ben eve dönmeye karar verdim ve tek başımaydım. Şimdi Oviedo çok küçük bir şehir blog, yani ne kadr yürürsen yürü illa bildiğin bir yere çıkarsın. yola koyulduktan 15 dakika gibi bir süre sonra birden bire farkettim ki nerde olduğumu bilmiyorum.... tamam telaş yapmadım biraz daha yürüyeyim illa bildiğim bir yere çıkarım, devam ettim,devam ettim.. ve bir süre sonra hala nerde olduğumu bilmiyordum saat 7ye geliyordu sokaklar sarhoş kaynıyordu, benim kafam gayet normaldi aslında. hava karanlık. etraf ürkütücü ben tek başımaym ve nerde olduğumu bilmiyorum. artık iyice telaşlandım ne yapcağımı bilemedim ispanyol arkadaşımı aradım tam ben kaybolduummm diye bağırırken kontörüm bitti telefonum kapandı, onun da kontörü yoktu.. Benim eve yakın Carrefour var blog. Carrefour u sormaya başladm insanlara, söylediklerine göre çok yakındı Carrefour ancak ben bulamadım. çok korktum blog, çok anlatamam çok panikledim o an ölmek ve onları yaşamıyor olmak istedim. taksi geçmiyordu,taksi geçse param yoktu.. ve artık son çare olarak otostop çekmeye karar verdim. daha önce otostop çekmişliğim yok tabi, ama korkarım ben öyle şeylerden. utandırıcı geldi bana çok. yolda durdum bekliyorum 4 araba geçti kimse durup beni almadı, daha sonra bir adam durdu nereye gidiyorsun diye sordu söyledim arabaya bindim ama korkudan altıma yapacam yani o kadar. nyse işte bikaç bişe konuştuk öğrencimisn falan filan nerelsin cart curt, snra adamcağız beni evime bıraktı ve gitti. burdan teşekkürlerimi iletiyorum.
Evet ne kadar yanlış bir şeydi, ne kadar doğru, ne kadar korkunç bunlar tartışılır. ama o an başka çarem yoktu ve gözümü kararttım ha adam beni kaçırsa elimden ne gelirdi? hiçbir şey.
Sanırım en büyük maceram bu oldu Oviedo'da. eve geldiğimde saat sabah 8'e çeyrek vardı. kendime gelmem baya zaman aldı, yağmurdan dolayı çok ıslanmıştım üşümüştüm ama artık evimdeydim,güvendeydim ve mutluydum.
Birdaha napıyoruz; ya eve bir arkadaşla dönüyoruz, ya o kadar geç dönmüyoruz ya da dışarı çıkmıyoruz. kendimi kınarım.
Evet ne kadar yanlış bir şeydi, ne kadar doğru, ne kadar korkunç bunlar tartışılır. ama o an başka çarem yoktu ve gözümü kararttım ha adam beni kaçırsa elimden ne gelirdi? hiçbir şey.
Sanırım en büyük maceram bu oldu Oviedo'da. eve geldiğimde saat sabah 8'e çeyrek vardı. kendime gelmem baya zaman aldı, yağmurdan dolayı çok ıslanmıştım üşümüştüm ama artık evimdeydim,güvendeydim ve mutluydum.
Birdaha napıyoruz; ya eve bir arkadaşla dönüyoruz, ya o kadar geç dönmüyoruz ya da dışarı çıkmıyoruz. kendimi kınarım.
23 Ocak 2010 Cumartesi
haftasonlarını sevmeyen var mı!??
geçen haftanın hergününün kütüphanede sabahlayarak geçirdikten sonraa tabiki güzel bir hafta sonunu hakettm. dün çıktık eğlendik çok güzeldi blog ya. erasmus ortamı yoktu dha çok ispanyollarla tanıştım muhabbet ettim falan ha tek canımı sıkan muhabbet ingiliz kızlarla konuşurken aa sen bilmemnenin sevgilisisin değil mi!? demeleri oldu. o eskidendi be anam yok öyle bir şey artık. beni öle onun sevgilsi diye hatırlamayın ama beni öykü diye hatırlayın.ayıp oluyor yani.
geçen hafta çok bir olaylıydı ya. ders çalışmak. sınavlar sunumlar ev arkadaşına veda etmeler falan. valla vedalaştığım insan kim olursa olsun çok yakınım çok uzağım dostum düşmanım, yine de zor geliyor işte birini yolculamak. benim de şaka maka 3 haftam kaldı bu ülkede. nebilyim hiç bitmeyecek gibiydi başında ama.. giderken çok üzüleceğim kesin. gerçi böyle türkiyeye dönüp bir süre kalıp sonra geri gelecekmişim gibi hissediyorum yani asıl evim burasıymış gibi. duygusala bağlamayacaım hayır hayır hayır. kaç gündür ispanyol arkadaşmla ağlıyoruz döneceğim için biraz da alkolün etkisiyle tabi. bu insanları bir daha hiç görmeyeceğim düşüncesi beni korkutuyor, yani tabi ki elbet bir gün bir yerde bir şekilde.. ama burdaki gibi olmaz.
neyse, elim mahkum döneceğim ha dönünce de çok mutlu olacağımdan eminim gerçi bir sürü plan, özlediğim bir sürü insan.. hmm gerçi ebeveynli bir evde yaşamayı okadr da özlemedm blog ama olsun olsun iyidr ebeveyn fln güzel şeyler bunlar.
neyse bulaşık falan beni bekler, cumartesi gecesni güzel geçrimek lazımdır haydin kaçtım.
geçen hafta çok bir olaylıydı ya. ders çalışmak. sınavlar sunumlar ev arkadaşına veda etmeler falan. valla vedalaştığım insan kim olursa olsun çok yakınım çok uzağım dostum düşmanım, yine de zor geliyor işte birini yolculamak. benim de şaka maka 3 haftam kaldı bu ülkede. nebilyim hiç bitmeyecek gibiydi başında ama.. giderken çok üzüleceğim kesin. gerçi böyle türkiyeye dönüp bir süre kalıp sonra geri gelecekmişim gibi hissediyorum yani asıl evim burasıymış gibi. duygusala bağlamayacaım hayır hayır hayır. kaç gündür ispanyol arkadaşmla ağlıyoruz döneceğim için biraz da alkolün etkisiyle tabi. bu insanları bir daha hiç görmeyeceğim düşüncesi beni korkutuyor, yani tabi ki elbet bir gün bir yerde bir şekilde.. ama burdaki gibi olmaz.
neyse, elim mahkum döneceğim ha dönünce de çok mutlu olacağımdan eminim gerçi bir sürü plan, özlediğim bir sürü insan.. hmm gerçi ebeveynli bir evde yaşamayı okadr da özlemedm blog ama olsun olsun iyidr ebeveyn fln güzel şeyler bunlar.
neyse bulaşık falan beni bekler, cumartesi gecesni güzel geçrimek lazımdır haydin kaçtım.
18 Ocak 2010 Pazartesi
çoktular ama hiç yoktular.öyleyse hepsi yalandolan.
Çoktular ama hiç yoktular. keşke, keşke az olsalardı ama harbiden olsalardı blog. çok olmalarına hiç gerek yok eğer gerçekten olmayacaklarsa. çünkü ben az ve özle yetinmeyi öğrendim, az ve öz olay budur. çok damardan girdim birden böyle sanki. ama çok atraksiyonlu günler geçiyor ondan olsa gerek. insan çok şey öğrenior başka insanlardan en çok da kötülüğü sanırım. nasıl kötü oluncağını ya da bir insanın canını nasıl acıtalacağını.. ama her şey sonunda su yüzüne çıkıyor gerçekler anlaşılıyor yalanlar birer birer dökülüyor.. ama acıtıyor bu yalanlar insanı ve acısı öyle çabuk geçmiyor.. salak yerine koyulmak, aptal gibi davranılmanın acısı çabuk geçmiyor. böyle zamanda ne yapacağını iyi bilmek lazım ama zor blog çok zormuş aslında.neyse bu da geçecek.ben kazandığım tecrübelerime bakarım.
Geçirdiğim hafta sonundan sonra çok yorgun hissediyorum kendimi be blog. keşke ders çalştım ondan böyleyim diyeblseydim ama maalesef. gece hayatı içki fln derken 4 gündür baya bir coştuk ama yarndan itibaren ders çalşamya başlıyorum çünkü perşmbe sınavım var.
Biri var blog isim vermeyeceğim, ama kafamı karşıtıran biri ve aslından bir süre sonra hiç görmeceğim o yüzden hayatımda çok çok önemli yeri olan biri değil ama şu anda beni ilgilendiren biri. bazen bazı insanların sırf kafa karıştırmak için yaratıldığına inanıyorum. bu amaçla dünyaya gönderilmiş uzaylılar ya da benzeri yaratıklar olabilirler emin değilim. ama kimse için canımı sıkmıyorum blog boşverdim hele hayatmda çok çok az yeri olan bir insan için hiç canımı sıkamam.
İnsan sürekli öğreniyor be blog,sürekli bazen iyi bazen kötü öğreniyoruz ama tabi bazı şeyleri hiç öğrenmemiş olmak isterdim, meğer hepsi yalandolan imiş.
Geçirdiğim hafta sonundan sonra çok yorgun hissediyorum kendimi be blog. keşke ders çalştım ondan böyleyim diyeblseydim ama maalesef. gece hayatı içki fln derken 4 gündür baya bir coştuk ama yarndan itibaren ders çalşamya başlıyorum çünkü perşmbe sınavım var.
Biri var blog isim vermeyeceğim, ama kafamı karşıtıran biri ve aslından bir süre sonra hiç görmeceğim o yüzden hayatımda çok çok önemli yeri olan biri değil ama şu anda beni ilgilendiren biri. bazen bazı insanların sırf kafa karıştırmak için yaratıldığına inanıyorum. bu amaçla dünyaya gönderilmiş uzaylılar ya da benzeri yaratıklar olabilirler emin değilim. ama kimse için canımı sıkmıyorum blog boşverdim hele hayatmda çok çok az yeri olan bir insan için hiç canımı sıkamam.
İnsan sürekli öğreniyor be blog,sürekli bazen iyi bazen kötü öğreniyoruz ama tabi bazı şeyleri hiç öğrenmemiş olmak isterdim, meğer hepsi yalandolan imiş.
16 Ocak 2010 Cumartesi
vay bana vaylar bana
Kısa bir aradan sonra tekrar yazıyorum. hafta içi sınav telaşı hafta sonu 'gecelere akalım' derken baktım ki yazamamışım bir şeyler. dün ilk finalimi oldum ve güzel geçti ama anlatmaya perşmbe akşamından başlamalı. ben cuma günü finali olsan bir insan olarak perşmbe gecesi dışarı çıktım ancak içmedim. sınavda zaten 1deydi o nedenle sorun olmadı yani. perşmbe gecesi çok bombaydı blog ya ingilizlerle çok eğlendik herkes modundaydı ancak ben sarhoş değildim öyle bir sorun vardı.etrafımda herkes sarhoştu, herkes saçma sapan kahkahalar atıp garip hareketler yapıyorlardı ben de onları izliyordum. tabi o anda bana btün insanlık aptal geliyordu insanlara bakıp gülerek eğleniyordum ancak sonra benm de sarhoş olduğumda böyle aptal olduğumu düşünüp bir hüzünlendim. ama yalan dünya her şey bomboş hancı sarhoş yolcu sarhoş diyip kendime geldim sonra. yine perşembe gecesi bazı insanlarn manyak olduklarını daha bir anladım, çocuk gibi hareketler fln kaç yaşndasın kardeşim benden kaç yaş büyüksün biraz daha olgun olmaya davet ediyorum seni.
Cuma günü finalimi oldum, fena değildi normaldi, yani perşmbe dışarı çıkmayıp evde otursam da aynı olurdu. kaybedilen bir şey yok. ama perşmbe günü okadar sarhoşun içinde içki içemiyor olmak bana baya bir koydu ki dün kendimi alkole verdm akşam 8gibi içmye başlayp gece 2 ye kadar devam ettim kafam önce biraz iyi oldu ama çabuk geçti ve çok sinirlendim.istediğim sarhoşluğu elde edemedim blog hayır olmadı belki bu gece hayrlısyla.
Dün gece pardon sabah 7 de eve döndük, evet insanalr uyanmış işlerine gidiyorlardı ki biz yataklarımıza koşuyorduk uyumak için ama güzel bir geceydi.
Önümdeki sınav perşembe ve çok çalışılması gereken bir sınav of. bir sürü bir şey okuması var şimdi aman. ama dersler bitti muluyum huzurluyum sadece sınavlar kaldı olsun varsın,girelim sınavlara çıkalım bitsin evimize dönelim. dönelim dönelim dönelim.
Ha bir de yine hata yaptım blog, yine güvendim insanlara. kaçıncı kez ama yetti atık salak mıyım neyim ben yoksa!? öğrenemedim güvenmemeyi. zayıf bir anım oluyor güveniyorum işte.ah öykü ah. vay bana vaylar bana.
Cuma günü finalimi oldum, fena değildi normaldi, yani perşmbe dışarı çıkmayıp evde otursam da aynı olurdu. kaybedilen bir şey yok. ama perşmbe günü okadar sarhoşun içinde içki içemiyor olmak bana baya bir koydu ki dün kendimi alkole verdm akşam 8gibi içmye başlayp gece 2 ye kadar devam ettim kafam önce biraz iyi oldu ama çabuk geçti ve çok sinirlendim.istediğim sarhoşluğu elde edemedim blog hayır olmadı belki bu gece hayrlısyla.
Dün gece pardon sabah 7 de eve döndük, evet insanalr uyanmış işlerine gidiyorlardı ki biz yataklarımıza koşuyorduk uyumak için ama güzel bir geceydi.
Önümdeki sınav perşembe ve çok çalışılması gereken bir sınav of. bir sürü bir şey okuması var şimdi aman. ama dersler bitti muluyum huzurluyum sadece sınavlar kaldı olsun varsın,girelim sınavlara çıkalım bitsin evimize dönelim. dönelim dönelim dönelim.
Ha bir de yine hata yaptım blog, yine güvendim insanlara. kaçıncı kez ama yetti atık salak mıyım neyim ben yoksa!? öğrenemedim güvenmemeyi. zayıf bir anım oluyor güveniyorum işte.ah öykü ah. vay bana vaylar bana.
12 Ocak 2010 Salı
film sahnesi gibi.
Oviedo'da kar yağışı yerini önce parçalı bulutlu güzel bir havaya sonra da hafiften bir yağmura bıraktı. yaşam şekli kolaylaştı, bugün düşme tehlikesi atlatmadım mesela. derslerime gayretle gitmekteyim, insan mutlu oluyor derslerini ekmeyince. ders arasında aldım kitabımı üniversitenin önündeki parkta banka oturdum okudum. hani böyle bahsetmiştim ya saçma sapan mutluluklarımdan yine öyle bir his vardı içimde. güneş gözüme giriyordu ve bu beni iyi hissettiriyordu. bir de güzel bir rüzgar vardı. rüzgarın yüzüme çarpmasnı da ayrı bir seviyorum zaten. yaşadığımı hissettiriyor bana adeta ne bileyim ben. mesela bazen garip şeyler hissediyorum,aslında zaten garip bir insanım da neyse. geçen gün karda yürüyüşe çıkmıştım, her yer beyaz benm atkım şapkam eldivenlerim var yürüyorum yavaş yavaş. insanlar bir telaş içinde ya kardan kaçıyorlar evlerine dönmeye çalışıyorlar falan benm kulakla mp3 var yine insanları izliyorum. elimde de içeceğim var. o an kendimi film sahnesinde hissettim ilginçti. ta kii.. yaşlı bir amca beni durdurup bir şey söyleyene kadar. kulaklığımı çıkarıp "perdon?" dedim. meğer bu havada soğuk değil sıcak bir şeyler içsen daha iyi olmazmı, diyormuş. haklsın amca aslında, beni düşündüğün için burdan sana sevgilermi yolluyorum,seviyorum ispanyolları yahu.
Bugün bir kere daha farkettim önyargının ne korkunç bir şey olduğunu. ama evet ben de bazı insanlara bazı olaylara karşı çok önyargılı yaklaşıyorum. bir kız var benm metodoloji ve didaktik adlı sınıfımda. kendisi Alman. belki Alman diye bukadr önyargılıydım bilmiyorum. bir de bi kere onunla aynı evde yaşayan polonyalı arkadşlarda parti yapmştık da kız bir bozulmuştu belki ondan uyuzdum kıza. ama kız hakkında neler neler düşündüm, amma bilmiş, amma havalı, aman uyuzun teki, kendini bir bok sanıyor vesaire vesaire. birde kızla aynı gruba düştük bir sunumla alakalı iyice nefret etmiştm ki bugün ders bitimnde biraz otruduk konuştuk. ben dersle ilgli çok endişeli olduğumu kalacağımı fln söyledim de o benm havalı kendini bilmiş dediğim kız bana oturdu tek tek nasıl çalışmam gerektiğini nelere hazırlanmam gerektiğini kesinlikle dersten kalmayacağımı endişelenmememi öyle sıcak kanlı bir şekilde anlattı ki, kendimden utandın daha önceki düşüncelerimle ilgili. hiç kendini bilmiş bir havası yoktu ve bana çok yardım etti. kendimi kınıyorum,önyargılı olmayacağım!!
Sanırım kimse 'acı' gerçekleri sevmiyor. benim de katı gerçeklerle pek aram yoktur ancak muhabbeti açılmışsa birine onun hakkında gerçeği söylemek ne kadar yanlış ne kadar doğru? bence yanlış şurda ben o gerçeği söylemek için geç kalmışım blog. böyle bir kaç ay önce söylemem gerekiyormuş bugün çıkıverdi ağzımdan. ha bu karşımdakini sinirlendirdi mi? evet öyle.ama ne yapayım canım, doğru ortada. o da zaten doğruyu bildiği için sinir oldu ya bana neyse o kadar önemli değil.
Bugün bir kere daha farkettim önyargının ne korkunç bir şey olduğunu. ama evet ben de bazı insanlara bazı olaylara karşı çok önyargılı yaklaşıyorum. bir kız var benm metodoloji ve didaktik adlı sınıfımda. kendisi Alman. belki Alman diye bukadr önyargılıydım bilmiyorum. bir de bi kere onunla aynı evde yaşayan polonyalı arkadşlarda parti yapmştık da kız bir bozulmuştu belki ondan uyuzdum kıza. ama kız hakkında neler neler düşündüm, amma bilmiş, amma havalı, aman uyuzun teki, kendini bir bok sanıyor vesaire vesaire. birde kızla aynı gruba düştük bir sunumla alakalı iyice nefret etmiştm ki bugün ders bitimnde biraz otruduk konuştuk. ben dersle ilgli çok endişeli olduğumu kalacağımı fln söyledim de o benm havalı kendini bilmiş dediğim kız bana oturdu tek tek nasıl çalışmam gerektiğini nelere hazırlanmam gerektiğini kesinlikle dersten kalmayacağımı endişelenmememi öyle sıcak kanlı bir şekilde anlattı ki, kendimden utandın daha önceki düşüncelerimle ilgili. hiç kendini bilmiş bir havası yoktu ve bana çok yardım etti. kendimi kınıyorum,önyargılı olmayacağım!!
Sanırım kimse 'acı' gerçekleri sevmiyor. benim de katı gerçeklerle pek aram yoktur ancak muhabbeti açılmışsa birine onun hakkında gerçeği söylemek ne kadar yanlış ne kadar doğru? bence yanlış şurda ben o gerçeği söylemek için geç kalmışım blog. böyle bir kaç ay önce söylemem gerekiyormuş bugün çıkıverdi ağzımdan. ha bu karşımdakini sinirlendirdi mi? evet öyle.ama ne yapayım canım, doğru ortada. o da zaten doğruyu bildiği için sinir oldu ya bana neyse o kadar önemli değil.
11 Ocak 2010 Pazartesi
yeniden hayata dönmeeek incinmeek istemeeem
Sosyal olmak için verdiğim sandığım çabaları hiç vermediğimi farkettim aksine benim içim asosyal. Bugün tam normalde az da olsa muhabbetim olan 3,4 insanı görüp resmen görmemezlikten gelip kafamı çevirdim. üşendim iki kelime muhabbet etmeye, şimdi mp3 ümü çıkarıcam da konuşcam da amaan dedim geçtim gittim e ben böyle yaparsam tanıdğım insanlara nasıl o istediğim sosyalliğe ulaşabilirm ki? zaten sosyal olmayı isteyip istemediğime de emin değilim artık. asosyallik mutlu ediyordur belki beni içimde bir yerde.
Okulların açılması belki o kadar da kötü bir şey değildir blog. nebiliyim insanların arasına dönmek, böyle bir işe yarar olduğumu hissetmek, kitap okumak falan bunlar güzel şeylermiş aslında yeniden hayata dönmek gibi haha. sonra ispanyol arkadaşla sokaklara çıkmak mağzalar falan anneye hediye almak sevinmek güzel şeyler bunlar hoş şeyler.
Bir de bugün farkettim ki ben şüpheci bir insanım, çok ilginç ama herkesten her şeyden şüpheleniyorum biri iyilik yapsa hmm bunun bnden bir çıkarı vardır diyorum, yok herangi bir olaya dur bakalm kokusu çıkar yaknda diye bakıyorum haydi hayırlısı. her şeyin başı şüphe demişler yani o da var bir yandan. Bugün sonunda 3 haftadır aradığım kitabı buldum ve okumaya başladım Samuel Johnson'ın Rasselas'ı. Kitap güzel sürükleyici ama ana karakterin mutluluk arayışı asıl beni çeken şey. sanırım kendime benzetyiorum, benzettikçe seviyorum sevdikçe daha çok okuyasım geliyor. hele bir söz var kitapta blog çok houşuma gitti: "Show me the way to break my prison. " Ne güzel demiş ama, şu kendi kendime yarattığım hatta bir de resmen yoktan var ettiğim hapishanemden kaçmayı başarmam lazım. daha konuşurum üstüne de uyku zamanım geldi,öğrenciyiz nihayetinde, haydi kaçtım.
Okulların açılması belki o kadar da kötü bir şey değildir blog. nebiliyim insanların arasına dönmek, böyle bir işe yarar olduğumu hissetmek, kitap okumak falan bunlar güzel şeylermiş aslında yeniden hayata dönmek gibi haha. sonra ispanyol arkadaşla sokaklara çıkmak mağzalar falan anneye hediye almak sevinmek güzel şeyler bunlar hoş şeyler.
Bir de bugün farkettim ki ben şüpheci bir insanım, çok ilginç ama herkesten her şeyden şüpheleniyorum biri iyilik yapsa hmm bunun bnden bir çıkarı vardır diyorum, yok herangi bir olaya dur bakalm kokusu çıkar yaknda diye bakıyorum haydi hayırlısı. her şeyin başı şüphe demişler yani o da var bir yandan. Bugün sonunda 3 haftadır aradığım kitabı buldum ve okumaya başladım Samuel Johnson'ın Rasselas'ı. Kitap güzel sürükleyici ama ana karakterin mutluluk arayışı asıl beni çeken şey. sanırım kendime benzetyiorum, benzettikçe seviyorum sevdikçe daha çok okuyasım geliyor. hele bir söz var kitapta blog çok houşuma gitti: "Show me the way to break my prison. " Ne güzel demiş ama, şu kendi kendime yarattığım hatta bir de resmen yoktan var ettiğim hapishanemden kaçmayı başarmam lazım. daha konuşurum üstüne de uyku zamanım geldi,öğrenciyiz nihayetinde, haydi kaçtım.
10 Ocak 2010 Pazar
Zaman su misali canım,evet.
Günler aylar ne çabuk geçiyor.. dönmeme 33 gün kalmış. evet resmen sayıyorum ama hüzünlüyüm. tamam dönmek istiyorum ancak bu şehri çok özleyeceğim. burdaki insanları,olayları. ve ben çok bir ilgincim bugün. evdeydim, çok canım sıkıldı, aile özlemi,arkadaş özlemi vesaire, çıkayım Calle Uria'da yürüyeym dedim biraz;çünkü orası Kadıköy' benziyor. bir kaç kere düşme tehlikesi geçirdim kar yüzünden ama düşmedim. soğuk, kar, üşümek, sokaklarda başka başka insanlar görmek herzaman iyi gelir ve geldi de.hatta ev özlemimi bırakıp, ilerde bu şehri nasıl özleyeceğime geçtim.böyle bir mod değişikliği yok yahu. ha tabi bu melankoliye eğilimim biraz da 3 haftalık tatilimden sonra yarın okulumn başlicak olması olabilir haha. her ne kadar tatilden sıkılmış, yapacak bir şeylerim olmasını istesem de okula da gitmek istemiyorum canım aa.
Artık, ekim,kasım aylarında yağtığımız şeyleri çok geçmişten hikayelermiş gibi anlatıp gülüyoruz bibrimize bir garip. "ilk dışarı çıktğımz geceyi hatırlıyormusn?" "ahahah evet ya hiç arkadaşımız yoktu daha." vb diyaloglar geçmeye başladı,bu beni korkutuyor sanırım,hüzünlendiriyor beni. bugün her şeye hüzünlenmeye hazırm zaten hah. ama ne bileyim geçen yaz o kadar çok uğraştım ki bu erasmus işiyle,canım çıktı resmen az daha vazgeçiyordum ve şu anda geldim üstünden kaç ay geçti de dönmeme bir ay kaldı. of resmen beni korkutuyor hayatın bu kadar hızlı geçmesi. hani hep derler "bi baktım 40 yaşıma gelmişim ay hiçbir şey anlamadım yahu" böyle mi olacak yani sonumuz. neyse gerçi önemli olan bu zamanların güzel geçmesi hızlı ya da yavaş o kadar önemli olmamalı.
Mesela biri vardır blog, benle ilgilendiği zaman o kadar da önemli değildir gözümde. ama benle ilgilenmeyi bıraktığı an kıymete biner o kişi falan. hatta yine benle ilgilenmeye başlasa yine gözümden düşer falan. galiba bu bendeki bir sorun ya da belki de çok normal bir şey karar veremedim bir türlü. işte öyle bir insan olmalı ki hem benle ilgilendiğinde hem de ilgilenmedğinde gözümde aynı değerinde olmalı. öyle biri var mıdır? daha önce vardı yine olur,yine. bir de bazı insanlar vardır, böyle ukaladırlar. ciddi bir konu tartışılır onlar karşıda konuşanın apayrı bir konudaki yanlışını bulur ve düzeltmeye çalışırlar. o insanları da sevmiyorum. ukalalık yapmaya ne gerek var!? pardon ama kendinizi bir bok mu sanıyorsunuz yoksa? hayır efenim hiçbir bok değilsiniz kusura bakmayın. (birden çok 'bok' kelimesi kullandım, pardon,saygılar.)
Artık, ekim,kasım aylarında yağtığımız şeyleri çok geçmişten hikayelermiş gibi anlatıp gülüyoruz bibrimize bir garip. "ilk dışarı çıktğımz geceyi hatırlıyormusn?" "ahahah evet ya hiç arkadaşımız yoktu daha." vb diyaloglar geçmeye başladı,bu beni korkutuyor sanırım,hüzünlendiriyor beni. bugün her şeye hüzünlenmeye hazırm zaten hah. ama ne bileyim geçen yaz o kadar çok uğraştım ki bu erasmus işiyle,canım çıktı resmen az daha vazgeçiyordum ve şu anda geldim üstünden kaç ay geçti de dönmeme bir ay kaldı. of resmen beni korkutuyor hayatın bu kadar hızlı geçmesi. hani hep derler "bi baktım 40 yaşıma gelmişim ay hiçbir şey anlamadım yahu" böyle mi olacak yani sonumuz. neyse gerçi önemli olan bu zamanların güzel geçmesi hızlı ya da yavaş o kadar önemli olmamalı.
Mesela biri vardır blog, benle ilgilendiği zaman o kadar da önemli değildir gözümde. ama benle ilgilenmeyi bıraktığı an kıymete biner o kişi falan. hatta yine benle ilgilenmeye başlasa yine gözümden düşer falan. galiba bu bendeki bir sorun ya da belki de çok normal bir şey karar veremedim bir türlü. işte öyle bir insan olmalı ki hem benle ilgilendiğinde hem de ilgilenmedğinde gözümde aynı değerinde olmalı. öyle biri var mıdır? daha önce vardı yine olur,yine. bir de bazı insanlar vardır, böyle ukaladırlar. ciddi bir konu tartışılır onlar karşıda konuşanın apayrı bir konudaki yanlışını bulur ve düzeltmeye çalışırlar. o insanları da sevmiyorum. ukalalık yapmaya ne gerek var!? pardon ama kendinizi bir bok mu sanıyorsunuz yoksa? hayır efenim hiçbir bok değilsiniz kusura bakmayın. (birden çok 'bok' kelimesi kullandım, pardon,saygılar.)
9 Ocak 2010 Cumartesi
i will survive
Haftasonu geldi çattı ve bizde kendimizi erasmus olmanın rahatlığına bırakıverdik yine ve ders,final vb konular rafa kaldırıldı ta ki önümüzdeki cumaya yani ilk sınava kadar haha. haftasonu baya beyaz geçiyor öncelikle, harbiden her yerde kar var tuttu da çok bir güzel yahu. cuma gününden itibaren içki,dans vb aktivitelere yani işte 'gecelere akma' eylemine biz de katıldık. dün bnm ev arkadaşın doğumgünüydü blogh. bizde başka bir arkdşın evine toplanıp kendi çapımızda partimizi yaptık. yine bizim polonyalılar falan işte. alkol,cips,pasta derken herkesin kafası güzelleşti tabi. dışarı çıkmak istedik, pek kimse katılmayınca biz iki kişi çıktık,diskoya vardık, salsa falan derken kısaca güzel bir geceydi yani.
Düşünüyorum da, çok kavgacı bir tip olduğumu sanmıyorum. sırf kendi düşüncem de değil aslında şu ana kadar bir sürü insandan "öykü sakin kızdır, kedi gibi kız uysal" vb. (neden bir hayvana benzetildiğim konusunu çok önemsemedim) tepkileri aldım. tamam öyle herhangi bir haksızlığa uğradığımda susup boynumu eğmem orası ayrı. lafımı söylerim. ama inan ki kavgacı bir tip değilim be blog. ve hatta kavgacı insanlrdan resmen nefret ediyorum. öyle en basit şeyden bağırmaya başlayan insanlar ya da karşıdakini küçümser bir ifadeyle konuşup kendini bir bok sanan insanlar, evt ben bu insanlardan nefret ediyorum! benden uzak dursunlar okadar, başka bie şey istemiyorum yahu. bana hiçbir artıları olmayıp sırf zarar veren şu insanlara sesleniyorum, beni rahat bırakabilir misiniz lütfen!? teşekkürler.
Bazen uyuz bir insan oluyorum ben de. öyle kolay bir insan hiç değilim zaten en azından bunu biliyorum kendimle ilgli kesin olarak. mesela, öyle herkesle samimi olamam blog. btün insanlara karşı belli bir mesafem var. yeri geldiğinde evet iyi bir özellik ;ancak sanırım bu özelliğim insanların beni 'soğuk' bir insan olark görmelerine sebep oluyor,bilmiyorum çok da umrumda değil aslında. ya da bir insanla az önce kavga ettiysek ben onu kırdıysam ya da o beni, eğer birbirimize sinirlendiysek 5 dakika sonra ben ona canım cicim rolü oynayamam. yapamam ve yapmam. neden yapayım!? biz seninle 5 dakika önce kavga ettik arkadaşım sen bana bağırdın ben sana sinirlendim neden seninle canımlı cicimli olayım? neden konuyu konuşup çözmeyelim de hiç bir şey olmamış gibi hayatımıza devam edelim? belki ikinciyi yapmak daha kolay geliyor. evet o anda konu kapanıyor ve hiçbir şey olmamış gibi hayatımıza mutlu mesut devam ediyoruz da benim içimde bir yerde bunlar birikip birikip patlamasın sonra!? ki olur, patlar, bilirim, daha önce oldu ve yine olacak. karşımdaki insanın bu tavrı bana, birbirimizin hayatında geçici olduğumuzu bu nedenle sorunlarımızı çözmemize çok da gerek olmadığını gösteriyor, ha buna üzülüyor muyum? hayır, çünkü öyleyse hislerimiz karşılıklı.
Zaten hayatımızıdaki insanlarla bütün hislerimiz karşılıklı olsaydı hiçbir sorunumuz kalmazdı sanırım. bütün sorunlar buradan çıkyor işte. amaan blog öyle böyle bir şekilde yaşıyoruz ve sevdiğimiz yahut sevmediğimiz bu bütün insanlarla aynı ortamı paylaşmak zorunda kalıyoruz. ben buna hayat mücadelesi derim ozaman!
Düşünüyorum da, çok kavgacı bir tip olduğumu sanmıyorum. sırf kendi düşüncem de değil aslında şu ana kadar bir sürü insandan "öykü sakin kızdır, kedi gibi kız uysal" vb. (neden bir hayvana benzetildiğim konusunu çok önemsemedim) tepkileri aldım. tamam öyle herhangi bir haksızlığa uğradığımda susup boynumu eğmem orası ayrı. lafımı söylerim. ama inan ki kavgacı bir tip değilim be blog. ve hatta kavgacı insanlrdan resmen nefret ediyorum. öyle en basit şeyden bağırmaya başlayan insanlar ya da karşıdakini küçümser bir ifadeyle konuşup kendini bir bok sanan insanlar, evt ben bu insanlardan nefret ediyorum! benden uzak dursunlar okadar, başka bie şey istemiyorum yahu. bana hiçbir artıları olmayıp sırf zarar veren şu insanlara sesleniyorum, beni rahat bırakabilir misiniz lütfen!? teşekkürler.
Bazen uyuz bir insan oluyorum ben de. öyle kolay bir insan hiç değilim zaten en azından bunu biliyorum kendimle ilgli kesin olarak. mesela, öyle herkesle samimi olamam blog. btün insanlara karşı belli bir mesafem var. yeri geldiğinde evet iyi bir özellik ;ancak sanırım bu özelliğim insanların beni 'soğuk' bir insan olark görmelerine sebep oluyor,bilmiyorum çok da umrumda değil aslında. ya da bir insanla az önce kavga ettiysek ben onu kırdıysam ya da o beni, eğer birbirimize sinirlendiysek 5 dakika sonra ben ona canım cicim rolü oynayamam. yapamam ve yapmam. neden yapayım!? biz seninle 5 dakika önce kavga ettik arkadaşım sen bana bağırdın ben sana sinirlendim neden seninle canımlı cicimli olayım? neden konuyu konuşup çözmeyelim de hiç bir şey olmamış gibi hayatımıza devam edelim? belki ikinciyi yapmak daha kolay geliyor. evet o anda konu kapanıyor ve hiçbir şey olmamış gibi hayatımıza mutlu mesut devam ediyoruz da benim içimde bir yerde bunlar birikip birikip patlamasın sonra!? ki olur, patlar, bilirim, daha önce oldu ve yine olacak. karşımdaki insanın bu tavrı bana, birbirimizin hayatında geçici olduğumuzu bu nedenle sorunlarımızı çözmemize çok da gerek olmadığını gösteriyor, ha buna üzülüyor muyum? hayır, çünkü öyleyse hislerimiz karşılıklı.
Zaten hayatımızıdaki insanlarla bütün hislerimiz karşılıklı olsaydı hiçbir sorunumuz kalmazdı sanırım. bütün sorunlar buradan çıkyor işte. amaan blog öyle böyle bir şekilde yaşıyoruz ve sevdiğimiz yahut sevmediğimiz bu bütün insanlarla aynı ortamı paylaşmak zorunda kalıyoruz. ben buna hayat mücadelesi derim ozaman!
8 Ocak 2010 Cuma
- çok bir ironi+
Karda mahsur kalmak.. evet. İspanya gibi bir ülkenin Oviedo gibi küçük bir şehrinde karda mahsur kalmak. ve şehir merkezine en fazla yarım saat uzaklıktayken. azıcık kar yağdı diye otobüs seferlerni iptal eden, taksilerni çalıştırmayan bir ülke burası. vay bana vaylar bana. bunlar kar görmemişler blog ya, biz olsak o karda işe de giderzi okula da otobüsler çalşır her şey çalşır be amma keyiflerine düşkünler yahu. toplam 2 saat önce otobüs sonra da taksi bekledik ancak ikisi de gelmedi.. 8 gibi otobüs beklmye başladık. ancak büyük bir insan kalabalığı vardı bir bok olacağı belliydi yani ahaha. sonra bir otosbüs geldi, 45 dakka sonra falan. biz de heycan yaptık ancak otobüs şöförü indi ve seferlerin iptal olduğunu söyledi. o anda bütün ispanyollar bir vücut olup şöföre bağırmaya başladılar. bir kız "ne yani burda mı uyuyalım!?" diye bağırdı şöför "amaan bana ne be nerde uyursan uyu" der gbi bir bakış fırlattı. biz de taksi aradık hem de 3,4 kere. ancak bizden önce taksi durağında yaklaşık 45 dakika beklemiş olan kadın gelmez gelmez beklemeyin dedi. biz artık umudu kesmiştik blog. donarak öle fikrine kendimizi alştrmaya başlıorduki ki sevgili ev arkadşım "otostop çekeliimm!"diye bağırdı. genç bir çocuk görüp arabasına yaklaşıp camını çaldık "vamos a Oviedo, Ovedo!" dedik ancak adam meğer Avilés e gidiyormuş. yine 'vay bana vaylar bana' neyse efenim. otostop fikri de işe yaramamış ve biz ölüme bir adım daha yakındık. nihaha. böyle anlatınca daha bir eğlenceli oluyor canım ondan atraksiyon yapıyorum. sonra tren istasyonu geldi aklımıza! koşa koşa tren istasyonuna gittik ve ne görelim? evvet tren. Oviedo'ya tren bulduk bindik ve 10 dakika sonra evimzdeydik ki saat onbir olmuştu. Ne yani bunca acı, bunca ızdırap dondurucu soğuk ve ayakkabımın göl olması sadece 10 dakika için miydi? anlayamıyorum ben bu Oviedo'yu yok yok.
Tabi bunca atraksiyonun yanı sıra çok güzel bir gün geçrdik. alışveriş çılgınlığına kendimizi resmen bıraktık. kendime bir kaç bluz,eldiven falan aldım. hatta hediyeler bile aldım İstanbul'daki insanlarım için. kısaca güzel bir gündü acısıyla tatlısıyla haha.çünkü eve geldik ben biramı fletmeyt rakısını içiyor mezelerimiz var falan her şey süper yani şu anda. uzun zamandan sonra böyle eğlenceli günlermin olması tabii ayrıca bir heycan kaynağı oldu bnm için. e yarın da zaten ev arkadaşımn dgünü. onun için gecelere akacağız. yani yine erasmus hayatına başlıyoruz 2 hafta aradan sonra. gerçi son 1 bçuk ayıma falan girdim ama olsun eğlendik eğleneceğmz kadar.
Bugünlerde bazı insanlar beni şaşırtıyor blog. beklemediğim tavırlarda falan bulunuyorlar. eğer çok birbirmzden hoşlanmadığımz bir arkadaşımsa aramız iyi oluyor, garip şekilde beni mutlu ediyorlar. yok eğer hani normalde iyi anlaştığımız bir insansa ters davranabiliyor bana. dur bakalım ikisinde de bir iş vardır. ya birinin benden bir çıkarı var ya diğerinin bir kurnazlık var kafasında bir süre sonra ortaya çıkar göreceğiz artık zamanla. ama şu eğer normalde pek birbirmizden hoşlanmadığımız da bu günlerde bana iyi davranan arakadşlar hep böyle kalsalar beni mutsuz etmeseler onlara daha bir minnettar olurum ama değil mi? haha.
Tabi bunca atraksiyonun yanı sıra çok güzel bir gün geçrdik. alışveriş çılgınlığına kendimizi resmen bıraktık. kendime bir kaç bluz,eldiven falan aldım. hatta hediyeler bile aldım İstanbul'daki insanlarım için. kısaca güzel bir gündü acısıyla tatlısıyla haha.çünkü eve geldik ben biramı fletmeyt rakısını içiyor mezelerimiz var falan her şey süper yani şu anda. uzun zamandan sonra böyle eğlenceli günlermin olması tabii ayrıca bir heycan kaynağı oldu bnm için. e yarın da zaten ev arkadaşımn dgünü. onun için gecelere akacağız. yani yine erasmus hayatına başlıyoruz 2 hafta aradan sonra. gerçi son 1 bçuk ayıma falan girdim ama olsun eğlendik eğleneceğmz kadar.
Bugünlerde bazı insanlar beni şaşırtıyor blog. beklemediğim tavırlarda falan bulunuyorlar. eğer çok birbirmzden hoşlanmadığımz bir arkadaşımsa aramız iyi oluyor, garip şekilde beni mutlu ediyorlar. yok eğer hani normalde iyi anlaştığımız bir insansa ters davranabiliyor bana. dur bakalım ikisinde de bir iş vardır. ya birinin benden bir çıkarı var ya diğerinin bir kurnazlık var kafasında bir süre sonra ortaya çıkar göreceğiz artık zamanla. ama şu eğer normalde pek birbirmizden hoşlanmadığımız da bu günlerde bana iyi davranan arakadşlar hep böyle kalsalar beni mutsuz etmeseler onlara daha bir minnettar olurum ama değil mi? haha.
6 Ocak 2010 Çarşamba
*Tombe la neige*
Blooogg... kar yağıyorr! biz de hiç kar görmemiş gibi döküldük İspanya sokaklarına.. hani böyle filmlerdeki gibi lapa lapa yağar ya işte aynen öyleydi. ahh çok güzeldi be blog. hele böyle kafamı kaldırıp gökyüzüne baktığımda her yeri beyaz beyaz görmek çok ilginç aslında ya. ben karı, yağmuru, güneşi her şeyi seviyorum sanırm! doğa ana işte blog ya nasıl sevilmez hele hele yağmur.. yağmur yağınca bir başka oluyorum ben; ya fazla melankolik ya da fazla mutlu yani her iksinin de aşırısı oluyorum. yağmurda Moda'da yürüyüş yapmak mesela.. bnm favori etkinliğim odur yağmur yağdığında. yine tabi yanımda hayat kurtaran olarak mp3 üm olur takılırz biz onla ikimiz. bir de deniz çok güzel olur yağmur yağdığında böyle gri bir renk alıyor hani.. bugün de kar yağdığını görünce pencereden montumu giyip çıktım dışarı böle salak salak gülüyorum hani o aptal gülümsemem oluyor benim bazen kıhkıh. işte ondan yürüyorum tek başıma ama gülüyorum da, bir ara hatta sesli gülmeye başladım insanlar bakıyor bu kız ne yapıyor diye, ben de kendimden korktum o an işte acaba deliriyor muyum!? yok canım sadece çok mutlu hissediyordum ve ondan tutamadm kahkahalarımı, ne güzel!
Benim bazen böyle saçma sapan mutluluklarım oluyor işte, garip. hiçbir şey olmadan kendi kendime gülüyorum ya da kendimi özgür veya güçlü hissediyorum. o anları, yani o aslında 'hiçbir şey' olmayan anları okadar seviyorum ki. işte aynı bugün kar yağarken dışarı çıktığımda ki gibi, ya da rüzgarın yüzüme çarptığı an gibi; başka bir güç oluyor içimde, bütün hüzünlerimi bir kenara bırakıyorum 23 Nisan'daki çocuklar gibi şen oluveriyorum ilginçtir..evet evet beni en çok mutlu eden şey sanırım doğanın ta kendisi.
Blog, bilirsin bazı insanlar vardır, sana yalnızken değişik,yanınızda başkası varken bir değişik davranır. ben bu insanları sevmem. anlayamam bu insanları, gerçi insanlarla ilgli anlayamadığım daha bir sürü şey var da. ben aslında zamanında daha genç iken psikoloji okumak istedim böyle oturup bir insan psikolojisi ile ilgli düşünmek hep hoşuma gitmiştir benim de. ama kısmet değilmiş. neyse, işte ben bu insanla ilgli oturur düşünürüm, arkadaş bu insan neden biz yalnızken bana farklı davranır da neden başka insanlar varken yanımız da farklı davranır?ya da neden bazı insanlar bazı diğer insanları paylaşmak istemez hatta o insanların yanındayken beni uyuz etmeye çalışırlar. bu insanların amacı nedir? bunu bilerek mi yapıyordur yoksa istem dışı mı? bilerekse neden yapıyor? istem dışıysa bir diyeceğim yok benm o arkaşda ancak beni sinirlendirmesin. neyse efenim ben sakinim. ancak yine de bu kötülük üreten nebliym kötülük yapmayı seven işi gücü kötülük olan, bundan zevk alan insanlara burdan sesleniyorum bisiktirin gidin hayatımdan. evet evet sakinim ben sorun yok.
Yarından itibaren artık Christmas sebebiyle memleketlerine dönen erasmus insanları yuvalarına, İspanya'ya dönüyorlar ve buralar daha bir hareketleniyor yihuu. ancak tabi final dönemi yaklaştığı için pek okadr yüksek bir yihuu olamicak bu. heycanım kursağımda kalcak sanırım sınavlardan ötürü ya da sınav heycanım da bunun üstüne binecek ve ben fazla heycandan kalp krizi geçireceğim haha şmdi hangisi daha iyi bilemedim eğer ölürsem sınavlara girmeme gerek kalmaz her şey daha iyi olur belki haha. tabi erasmus insanlarının geri dönmesiyle birlkte biz de gece hayatına döneceğiz sanırım. 2 haftadır sadece 2 kere dışarı çıktım. o da christmas ve yılbaşı gecesiydi buradaki normal hayatımla bağdaşmıyorlar. hele hele ilk geldiğimiz aylarda her gece her gece dışarı çıkmak istiyorduk da sonra fazla alkol ve uykusuzluk nedeniyle sağlıksızlaştığımızı, çok ders astığımızı vs farkedip gece hayatımızı haftada 2 ye falan indirdik. 2 yeter kıvamında bırakmak lazım bazı şeyleri değil mi! sonra alkol, sarhoş olmak, kızlar, erkekler derken nolduğunu şaşırıyor be insan haha.
İşte bu gece hayatı konusunda da meraklandığım bir şey ben İstanbul'a yani sevgili anne babamın yanına döndüğümde ne olacak? dışarı çıksam erken gel derler, haydi geç gelcem desem içki içtikten sonra ve sarhoş olduktan sonra benim o eve dönmeyip İstanbul sokaklarında şarapçı arkadaşlarla bir yerde uyuya kalmak benim için daha hayırlı olur sanırm blog haha. dur bakalım göreceğiz benim Türkiye'deki hayatımda bundan sonra neler olacağını. hepsini hepsini paylaşacağım senin ile ben.
Benim bazen böyle saçma sapan mutluluklarım oluyor işte, garip. hiçbir şey olmadan kendi kendime gülüyorum ya da kendimi özgür veya güçlü hissediyorum. o anları, yani o aslında 'hiçbir şey' olmayan anları okadar seviyorum ki. işte aynı bugün kar yağarken dışarı çıktığımda ki gibi, ya da rüzgarın yüzüme çarptığı an gibi; başka bir güç oluyor içimde, bütün hüzünlerimi bir kenara bırakıyorum 23 Nisan'daki çocuklar gibi şen oluveriyorum ilginçtir..evet evet beni en çok mutlu eden şey sanırım doğanın ta kendisi.
Blog, bilirsin bazı insanlar vardır, sana yalnızken değişik,yanınızda başkası varken bir değişik davranır. ben bu insanları sevmem. anlayamam bu insanları, gerçi insanlarla ilgli anlayamadığım daha bir sürü şey var da. ben aslında zamanında daha genç iken psikoloji okumak istedim böyle oturup bir insan psikolojisi ile ilgli düşünmek hep hoşuma gitmiştir benim de. ama kısmet değilmiş. neyse, işte ben bu insanla ilgli oturur düşünürüm, arkadaş bu insan neden biz yalnızken bana farklı davranır da neden başka insanlar varken yanımız da farklı davranır?ya da neden bazı insanlar bazı diğer insanları paylaşmak istemez hatta o insanların yanındayken beni uyuz etmeye çalışırlar. bu insanların amacı nedir? bunu bilerek mi yapıyordur yoksa istem dışı mı? bilerekse neden yapıyor? istem dışıysa bir diyeceğim yok benm o arkaşda ancak beni sinirlendirmesin. neyse efenim ben sakinim. ancak yine de bu kötülük üreten nebliym kötülük yapmayı seven işi gücü kötülük olan, bundan zevk alan insanlara burdan sesleniyorum bisiktirin gidin hayatımdan. evet evet sakinim ben sorun yok.
Yarından itibaren artık Christmas sebebiyle memleketlerine dönen erasmus insanları yuvalarına, İspanya'ya dönüyorlar ve buralar daha bir hareketleniyor yihuu. ancak tabi final dönemi yaklaştığı için pek okadr yüksek bir yihuu olamicak bu. heycanım kursağımda kalcak sanırım sınavlardan ötürü ya da sınav heycanım da bunun üstüne binecek ve ben fazla heycandan kalp krizi geçireceğim haha şmdi hangisi daha iyi bilemedim eğer ölürsem sınavlara girmeme gerek kalmaz her şey daha iyi olur belki haha. tabi erasmus insanlarının geri dönmesiyle birlkte biz de gece hayatına döneceğiz sanırım. 2 haftadır sadece 2 kere dışarı çıktım. o da christmas ve yılbaşı gecesiydi buradaki normal hayatımla bağdaşmıyorlar. hele hele ilk geldiğimiz aylarda her gece her gece dışarı çıkmak istiyorduk da sonra fazla alkol ve uykusuzluk nedeniyle sağlıksızlaştığımızı, çok ders astığımızı vs farkedip gece hayatımızı haftada 2 ye falan indirdik. 2 yeter kıvamında bırakmak lazım bazı şeyleri değil mi! sonra alkol, sarhoş olmak, kızlar, erkekler derken nolduğunu şaşırıyor be insan haha.
İşte bu gece hayatı konusunda da meraklandığım bir şey ben İstanbul'a yani sevgili anne babamın yanına döndüğümde ne olacak? dışarı çıksam erken gel derler, haydi geç gelcem desem içki içtikten sonra ve sarhoş olduktan sonra benim o eve dönmeyip İstanbul sokaklarında şarapçı arkadaşlarla bir yerde uyuya kalmak benim için daha hayırlı olur sanırm blog haha. dur bakalım göreceğiz benim Türkiye'deki hayatımda bundan sonra neler olacağını. hepsini hepsini paylaşacağım senin ile ben.
yüksek doz aşk!!!
Yüksek doz aşk alıp burda mutlu ölsek ya.. ne güzel demiş Teoman be blog. ben severim Teoman'ı bayaca. şarkı sözleri falan iyidir o adamın hele 2009 yazın çıkan 'insanlık halleri' adlı albümü çok bir güzeldi resmen albümü gidip alıp bütün bir yaz da dinlemiştim. tabi yüksek doz aşk alıp mutlu ölmek güzel olurdu heralde blog. ben de bir ara yüksek doz aşk alıp hadi ölmesem de baygınlık geçirmek istiyorum haha. aşk güzeldir lazımdır, gereklidir. can yakıcı olmadığı sürece tabi. ben acı veren aşklara karşıyım, onları protesto ediyorum. ben insanı mutsuz eden her şeyi protesto ediyorum sanırım şu anda. aşk olsun hayatımda tabi beni mutlu edecekse..
Daha önceki aşklarımı dşünüyorumda.. çoğu bana tamam hadi mutluluk da verdi haksızlık etmeyeyim ancak daha çok hüzün ve sorun verdi. öyle aşkı hayatmızda istemiyoruz artık değil mi. Mfö'nün bir şarkısından alıntı yapacağım: "bu cinnet aşkını bitir, bana temiz aşklar getir." bana temiz aşklar lazım blogh.neyse kader kısmet haha.
Efenim bugn çok sevgili fletmeyt'im Alamanyalardan geldi. sonunda. kendisi bana sucuk ve rakı getirmş olmakla dünyanın en iyi insan ödülünü aldı, alkış. haydi rakı yne okadr da önemli değil çok içemiyorum ben rakı da sucuk! ah o sucuk. bir de okadr lezzetli ve acı ki. ben etçil bir insanım doğruya doğru. hani öle çok sebze sever biri değilim ama et severim özellkli de sanırm kırmızı et yani sağlıksız ne varsa seviyorum ben sanırım blogh ama dünyada en lezzetli şeylerde sağlksız olanlar ben n'apiyim? e biz de açtık rakımızı, pişrdik sucuğumuzu ve ispanya'da yine bir turkish night yaparak eğledik kendimizi. ha bundan öncesnde benm pişrimiş olduğum biribinden lezzetli yemekleri yedik haha. ki sevgili ev arkdşm da yemekleri çok beğendiğini söyledi umarrm öyledir blog'cum.
Yani benm bugn 12 günlük yalnızlığım sona ermiş bulunmakta. ben yalnzlığı severim demiştim daha önce ancak bir yere kadar. hatta çoğu zaman dışarı çıkıyorsam yalnız olmayı tercih ederim mp3ümü de takarım kulağıma onunla gezerim, zaten mp3ümün hayatmdaki önemi ve yeri tartışılmaz. neyse efenim, insanın evinde biri olması çok önemlymş be blog. bir ses bir hareket konuşcak paylaşcak dert yancak ya da otrup gülebilecek biri olması harbiden önemlymiş hani. en en önemlisi uyanınca birine 'günaydın' diyebilmekmiş meğer. hiç böyle düşünmezdim yine bir şeyler öğrendim blog. insan önemli şey.
Şu bilgisayarlara çok karşıyım bugünlerde hele hele bilgsayar oyunlarına! insanalrı resmen asosyalleştirip bir de onların beyinlerini yıkıyorlar. sonra adam gününün 12 saatini oyun oynayarak geçiriyor, 6 saat uyusa gerisi okulda şurda burda. bir de kendilerini çok mutlu sanıyorlar oyun oynarken, bilmiyorlar ki bir süre snra bıkacaksınız siz o oyundan arkadaşlarınızı özleyeceksnz.. belki de biliyorlar da bile bile oynamaya devam ediyorlar. öyleyse bu daha feci. hatta size bir hikaye anlatayım bu bilgisayar denen şey beni de aslında feci ele geçrmiş bulunmakta.. 3 türk, ispanyada bir evde otururlar. 2 si ev arkadaşıdır dieri de onlara misafirliğe gelmiştir ancak misafir elinde bilgisayarıyla gelmiştir ev sahipleri öyle söylemiştir. bu 2 arkadaş yaklaşık 3 saat aynı odada birbirleryle tek kelime etmeden şu bilgisayar ekranına bakrak otururlar herkes kendi bilgisayarnda tabi.. herkes birileryile chat yapıyor ancak odadaki insanlar birbirlerni tek kelime etmiyor. ben bunu asosyallik olark ve hatta çok ağır bir hastalık olarak nitelendirmeyeyim de ne yapayım? ulen ispanyadasın hadi onu geçtim arkadaşınlasn dön de bir kelime et arkadaşına ama yok bilgisayar teknoloji bunlar dha önemli arkdşlardan! tabi evet ben de onu diyorum zaten. bilgisayar çağı dedik de bukadr da olmaz yahu. insan önemlidr blogh unutma, bu teknoloji zırvalığından daha önemlidir.
Daha önceki aşklarımı dşünüyorumda.. çoğu bana tamam hadi mutluluk da verdi haksızlık etmeyeyim ancak daha çok hüzün ve sorun verdi. öyle aşkı hayatmızda istemiyoruz artık değil mi. Mfö'nün bir şarkısından alıntı yapacağım: "bu cinnet aşkını bitir, bana temiz aşklar getir." bana temiz aşklar lazım blogh.neyse kader kısmet haha.
Efenim bugn çok sevgili fletmeyt'im Alamanyalardan geldi. sonunda. kendisi bana sucuk ve rakı getirmş olmakla dünyanın en iyi insan ödülünü aldı, alkış. haydi rakı yne okadr da önemli değil çok içemiyorum ben rakı da sucuk! ah o sucuk. bir de okadr lezzetli ve acı ki. ben etçil bir insanım doğruya doğru. hani öle çok sebze sever biri değilim ama et severim özellkli de sanırm kırmızı et yani sağlıksız ne varsa seviyorum ben sanırım blogh ama dünyada en lezzetli şeylerde sağlksız olanlar ben n'apiyim? e biz de açtık rakımızı, pişrdik sucuğumuzu ve ispanya'da yine bir turkish night yaparak eğledik kendimizi. ha bundan öncesnde benm pişrimiş olduğum biribinden lezzetli yemekleri yedik haha. ki sevgili ev arkdşm da yemekleri çok beğendiğini söyledi umarrm öyledir blog'cum.
Yani benm bugn 12 günlük yalnızlığım sona ermiş bulunmakta. ben yalnzlığı severim demiştim daha önce ancak bir yere kadar. hatta çoğu zaman dışarı çıkıyorsam yalnız olmayı tercih ederim mp3ümü de takarım kulağıma onunla gezerim, zaten mp3ümün hayatmdaki önemi ve yeri tartışılmaz. neyse efenim, insanın evinde biri olması çok önemlymş be blog. bir ses bir hareket konuşcak paylaşcak dert yancak ya da otrup gülebilecek biri olması harbiden önemlymiş hani. en en önemlisi uyanınca birine 'günaydın' diyebilmekmiş meğer. hiç böyle düşünmezdim yine bir şeyler öğrendim blog. insan önemli şey.
Şu bilgisayarlara çok karşıyım bugünlerde hele hele bilgsayar oyunlarına! insanalrı resmen asosyalleştirip bir de onların beyinlerini yıkıyorlar. sonra adam gününün 12 saatini oyun oynayarak geçiriyor, 6 saat uyusa gerisi okulda şurda burda. bir de kendilerini çok mutlu sanıyorlar oyun oynarken, bilmiyorlar ki bir süre snra bıkacaksınız siz o oyundan arkadaşlarınızı özleyeceksnz.. belki de biliyorlar da bile bile oynamaya devam ediyorlar. öyleyse bu daha feci. hatta size bir hikaye anlatayım bu bilgisayar denen şey beni de aslında feci ele geçrmiş bulunmakta.. 3 türk, ispanyada bir evde otururlar. 2 si ev arkadaşıdır dieri de onlara misafirliğe gelmiştir ancak misafir elinde bilgisayarıyla gelmiştir ev sahipleri öyle söylemiştir. bu 2 arkadaş yaklaşık 3 saat aynı odada birbirleryle tek kelime etmeden şu bilgisayar ekranına bakrak otururlar herkes kendi bilgisayarnda tabi.. herkes birileryile chat yapıyor ancak odadaki insanlar birbirlerni tek kelime etmiyor. ben bunu asosyallik olark ve hatta çok ağır bir hastalık olarak nitelendirmeyeyim de ne yapayım? ulen ispanyadasın hadi onu geçtim arkadaşınlasn dön de bir kelime et arkadaşına ama yok bilgisayar teknoloji bunlar dha önemli arkdşlardan! tabi evet ben de onu diyorum zaten. bilgisayar çağı dedik de bukadr da olmaz yahu. insan önemlidr blogh unutma, bu teknoloji zırvalığından daha önemlidir.
5 Ocak 2010 Salı
ana fikir: az insan öz insan
Hayatımda az insan öz insan politikası uyguluyorum blogh. böylesi daha bir iyi inan bana. benim ailem vardır, bütün ailem 5 kişiden oluşur benim. annem,babam,kardeşim,ananem ve ben. benm teyzem vardı kuzenlerim vardı artık onlar da yok blogh, olmasınlar daha iyi. az insan az sorun. benm 2, 3 tane dostum var blog. onlar yeter bana kalabalığa hiç ihtiyacım yok. öğrendim valla bak insan demek sorun demekmiş, hep annem söylerdi de inanmazdım.ben anneme çok sordum niye bukadar az arkdşın var anne, diye. hep açıkladı ben anlamadım artık anlıyorum annemi.
ne insanlar geldi geçti hayatımızdan be.. hatırlıorm ilkokul,orta okul, lise ve şu an üniversite. her seferinde de sanırdım ki o insanlr benm sonsuz arkdşlarm olcaklar, hep onlarla birlkte olacağım. yine annem söyledi, bak kızım bu insanlar hep senin yanında olmicak onu bil , ama ben inanmadım anneme, hadi canım diyordm işte filanca benm en yakn arkdşm hep de öyle kalcak hiçbir şey bizi ayıramaz. hadi len! diyorum kendime şu an. ilkokuldan kimsem yok. orta okuldan ilginçtir ki çok yakın bir insanım var. biz birbimize Mü deriz. artık Mü'den bahsetme zamanı da gelmişti zaten. Mü bnm arkadşım, dostum kardeşim bir sürü şeyim. hayatımda sahip olabilceiğm nadir insanlardan o, çok severim onu ben.hani biri vardır, seni anlicaından eminsindr, seni dinleyeceğinden ve sen üzgünsen onunda üzüleceğinden eminsindr işte Mü, odur. liseye baktığımızda, ben lise de çok eğlendim blog ve hala o günlerimi çok özlüyorm benm üniversite hayatm henüz o şeklde eğlenceli değil. ve buna rağmen bana liseden 2 bilemedin 3 kişi kaldı ki onlarda vazgeçilmez insanlarımdır bnm.
Üniversite.. insan çok büyütüyor gözünde üniversiteyi. ben söyliim lise gibi olamaz hiçbir yer, aklınzda bulunsun da. var, üniversitede gerçekten harika insanlarım var bnm onları da çok sverim ben, ve umarm daha eğlenceli olur üniversite hayatm ben İstanbul'a dönünce, umut edyiorum.
işte böyle düşünüyordum da hayatımdakileri, bu aralar baya bir düşünüyorum onları zaten, beni üzen insanların hayatımda yeri yok arkadaşım. üzülmek için hayat çok kısa be blog. kimse kimseyi üzmese keşke de.. işte olmuyor. bir şekilde birbimizi üzüyoruz, kırıyoruz, hatalar yapıyoruz sonra belki pişman oluyoruz belki özür diliyoruz ya da umursamayıp yolumuza devam ediyoruz. insan denen şey garip blog'cum, çok garip.
ne insanlar geldi geçti hayatımızdan be.. hatırlıorm ilkokul,orta okul, lise ve şu an üniversite. her seferinde de sanırdım ki o insanlr benm sonsuz arkdşlarm olcaklar, hep onlarla birlkte olacağım. yine annem söyledi, bak kızım bu insanlar hep senin yanında olmicak onu bil , ama ben inanmadım anneme, hadi canım diyordm işte filanca benm en yakn arkdşm hep de öyle kalcak hiçbir şey bizi ayıramaz. hadi len! diyorum kendime şu an. ilkokuldan kimsem yok. orta okuldan ilginçtir ki çok yakın bir insanım var. biz birbimize Mü deriz. artık Mü'den bahsetme zamanı da gelmişti zaten. Mü bnm arkadşım, dostum kardeşim bir sürü şeyim. hayatımda sahip olabilceiğm nadir insanlardan o, çok severim onu ben.hani biri vardır, seni anlicaından eminsindr, seni dinleyeceğinden ve sen üzgünsen onunda üzüleceğinden eminsindr işte Mü, odur. liseye baktığımızda, ben lise de çok eğlendim blog ve hala o günlerimi çok özlüyorm benm üniversite hayatm henüz o şeklde eğlenceli değil. ve buna rağmen bana liseden 2 bilemedin 3 kişi kaldı ki onlarda vazgeçilmez insanlarımdır bnm.
Üniversite.. insan çok büyütüyor gözünde üniversiteyi. ben söyliim lise gibi olamaz hiçbir yer, aklınzda bulunsun da. var, üniversitede gerçekten harika insanlarım var bnm onları da çok sverim ben, ve umarm daha eğlenceli olur üniversite hayatm ben İstanbul'a dönünce, umut edyiorum.
işte böyle düşünüyordum da hayatımdakileri, bu aralar baya bir düşünüyorum onları zaten, beni üzen insanların hayatımda yeri yok arkadaşım. üzülmek için hayat çok kısa be blog. kimse kimseyi üzmese keşke de.. işte olmuyor. bir şekilde birbimizi üzüyoruz, kırıyoruz, hatalar yapıyoruz sonra belki pişman oluyoruz belki özür diliyoruz ya da umursamayıp yolumuza devam ediyoruz. insan denen şey garip blog'cum, çok garip.
4 Ocak 2010 Pazartesi
Bisküvi,süt ve between the bars
Bugün şu sosyallik-asosyallik durumunu iredelemek istiyorum sevgili blogh. şu sıralar sürekli arkaşlarla konuşup sosyal olmak uğruna yaptığım planlar bugün "ulan ben niye bukadr sosyal olmaya çalşıorm!?" sorusunu kendime sormama sebep oldu.harbiden de kafamda sürekli bir "aman istanbul'a dönünce spora gidiyim dansa gidiym dur gitara da mı gitsem daha neler yapabilirm nasıl sosyal olabilrim?" düşünceleri dolaşmakta. sonra sevgili arkdşla otrduk düşündük ve mutlu olmdadığımıza bundan dolayı mutluluğun sosyal olmaktan geçtiğini düşünüğümüze karar verdk ve sonra da "hayır efendim mutluluk insanın içinden gelir!" diyerek kendimize itiraz ettik. evet mutsuzuz dedik de neden diye soracak olursanız hiç de "işte bundan dolayı" diye cevap veremeyiz belki mutsuz bile değiliz de öyle sanıyoruz valla karışık işler bunlar blogh. ben almışım bisküvilermi yanında da sütüm var, bilgisayarda da müziğim, ne isterm ki daha şu an en mutlu benim valla haha.
Bugün kitapçı kitapçı dolaşıp yine de bulamadım Rasselas'ımı. sonunda bir kitapçıya sipariş verdim geitrticez dediler de haydi bakalım ulen sınav olcam ben o kitaptan getirtceksiniz tbi ki!hani internetten okuma seçeneği var kitabı ancak ben onu hiç sevmiorum blior musun blogh ya. böyle kitap insanın elinde olmalı onu hissetmelisin falan. sonra market alşverişimi evime sebzemi sütümü etimi aldım geldim. evimi bir güzel temizleyip yine "evkarısıyam" moduma girdim haha. haa daha da bitmedi yarn gelcek olan fletmeytime güzel yemkler pişirdim beğenir umarm. ders bile çalştım bir miktar süperim ben yahu.
O değil de ben rüyamda İstanbul'a dönmüştüm be blogh güzel rüyaydı böyle kadıköy'de hani Migros'tan yukarı çıkan bir sokak var ya böyle solda kitapçı dergici falan var tam ordaydım "döndüüm döndüümm" diyerek sevinçten çığlık atıyordum. tabi dönmek güzel şey. ama bugün de dedmki kendi kendme, ulen dönünce ne olacak sanki beni bekleyen bişey mi var, bnm acele kavuşmak istediğim bir şey mi var yoh valla öyle bir şey. ora da aynı bura da aynı. ha belki gidip düzenli hayatıma geçerm onu istiyor olabilirm evet, erasmus hayatı pek düzenli bir hayat değil de hani haha.
Erasmus eğlence demektir, hasret demektir, ev temizliği ve yemek yapmak demektir, hayatının en rezil sarhoş anıları demektir, 3 gece üst üste mide bulantına rağmen içmeye devam etmek demektir,gece 1 de dans etmeye başlayp sabh 7 olup gün ışıdğında kendini hala dans pistinde bulmak demektir, sonra sınav zamanı gelince stresten ne yapacaını bilmemek demektir, Şekil A1. erasmusla ilgli daha çoook konuşacağım da sindirmeyi bekliyorum yaşadığım tecrübeleri, bir yerine otursun, hepsini seninle paylaşcağım blogh merak eyleme.
Bugün kitapçı kitapçı dolaşıp yine de bulamadım Rasselas'ımı. sonunda bir kitapçıya sipariş verdim geitrticez dediler de haydi bakalım ulen sınav olcam ben o kitaptan getirtceksiniz tbi ki!hani internetten okuma seçeneği var kitabı ancak ben onu hiç sevmiorum blior musun blogh ya. böyle kitap insanın elinde olmalı onu hissetmelisin falan. sonra market alşverişimi evime sebzemi sütümü etimi aldım geldim. evimi bir güzel temizleyip yine "evkarısıyam" moduma girdim haha. haa daha da bitmedi yarn gelcek olan fletmeytime güzel yemkler pişirdim beğenir umarm. ders bile çalştım bir miktar süperim ben yahu.
O değil de ben rüyamda İstanbul'a dönmüştüm be blogh güzel rüyaydı böyle kadıköy'de hani Migros'tan yukarı çıkan bir sokak var ya böyle solda kitapçı dergici falan var tam ordaydım "döndüüm döndüümm" diyerek sevinçten çığlık atıyordum. tabi dönmek güzel şey. ama bugün de dedmki kendi kendme, ulen dönünce ne olacak sanki beni bekleyen bişey mi var, bnm acele kavuşmak istediğim bir şey mi var yoh valla öyle bir şey. ora da aynı bura da aynı. ha belki gidip düzenli hayatıma geçerm onu istiyor olabilirm evet, erasmus hayatı pek düzenli bir hayat değil de hani haha.
Erasmus eğlence demektir, hasret demektir, ev temizliği ve yemek yapmak demektir, hayatının en rezil sarhoş anıları demektir, 3 gece üst üste mide bulantına rağmen içmeye devam etmek demektir,gece 1 de dans etmeye başlayp sabh 7 olup gün ışıdğında kendini hala dans pistinde bulmak demektir, sonra sınav zamanı gelince stresten ne yapacaını bilmemek demektir, Şekil A1. erasmusla ilgli daha çoook konuşacağım da sindirmeyi bekliyorum yaşadığım tecrübeleri, bir yerine otursun, hepsini seninle paylaşcağım blogh merak eyleme.
Üst Üste Üstündür. (!?)
Merhaba blogh. ben bugn çok hamarattım yahu. çamaşır yıkayp astım, bulaşıkları yıkadım, banyo yaptım, vee bir dee yemek yaptımm ki en önemlisi haliyle budur. fırında güveç yaptım ben blog'cum. evet artık böyle şeyler yapabliyiorum ve biliyor musun ki o fırında güveç ne kadar lezzetli oldu. evet ilginçtir ki pişmesi bir 2 saati buldu ancak pişince de çok lezzetli oldu meret yine bana bir bravo geliyor,alkış. tabi aslında ben o güveci çok sevgli arkdşlarm için pişirmiştm ki meğer onlr da pide yapcaklarmış gelemediler yemeğe, ne diyeyim canları sağ olsun ben artık oturur yerim hepsini nihaha. gerçi kabakları doğrayayım derken kolumu doğradım biraz ama olsun okadr.
Hani bazen her şey üst üste gelir de, bunların içinde en saçma olan şeye ağlarsın ya blog işte öyle bir gündü bugün. tam bir hayatamı sorgulama evresindeyken ki ben bunu yaparım sık sık, hayatmdaki yeni ve eski bütün insanların bana bir garezi varmş gibi gelmeye başladı artık. canımı acıtan arkdşlara sesleniyorum burdan noldu şmdi iyi mi oldu?başınız göğe erdi mi? erdiyse ne mutlu bana. e işte tam bir üst üste gelme günündeyken ben annemin "n'oldu kızım suratın niye asık bir şeye mi üzüldün?" sözleri ağlamama yetti blog. böyle bilgsyr karşısında web cam'e baka baka ağladm e üzüldü kadın anlattıklarıma tabi ancak ben anamla konşnca daha bir rahatlıyorm yahu, beni en iyi o anlar valla bak.
Bir de sınavların stresi çok bindi üstüme bea, çalşıorm çalşıorm da sanki birşeyler olmicakmş gibi geliyor bana. haftaya başlayacak sınavlarım, düşünmekten kafayı yicem onları da amaan ya. yarın da işlerim var bir sürü, kitap alıcam, market alışverişi, ev temizliği falan e salı günü sevgili fletmeyt'im gelior temizlik ve yemek yapmak lazım ona.evvet salı günü fletmeyt geliyor ve bu yalnız geceler sona eriyor. artık uyandığımda "günaydınnnn" diyebilceğim bir insanım olacak, sevinç doldum şmdi ben.
Uyusam iyi olur be blog yarınki işler beni bekler, tembelliği atmak lazım üstümüzden,iyi geceler diliyorum efenim.
Hani bazen her şey üst üste gelir de, bunların içinde en saçma olan şeye ağlarsın ya blog işte öyle bir gündü bugün. tam bir hayatamı sorgulama evresindeyken ki ben bunu yaparım sık sık, hayatmdaki yeni ve eski bütün insanların bana bir garezi varmş gibi gelmeye başladı artık. canımı acıtan arkdşlara sesleniyorum burdan noldu şmdi iyi mi oldu?başınız göğe erdi mi? erdiyse ne mutlu bana. e işte tam bir üst üste gelme günündeyken ben annemin "n'oldu kızım suratın niye asık bir şeye mi üzüldün?" sözleri ağlamama yetti blog. böyle bilgsyr karşısında web cam'e baka baka ağladm e üzüldü kadın anlattıklarıma tabi ancak ben anamla konşnca daha bir rahatlıyorm yahu, beni en iyi o anlar valla bak.
Bir de sınavların stresi çok bindi üstüme bea, çalşıorm çalşıorm da sanki birşeyler olmicakmş gibi geliyor bana. haftaya başlayacak sınavlarım, düşünmekten kafayı yicem onları da amaan ya. yarın da işlerim var bir sürü, kitap alıcam, market alışverişi, ev temizliği falan e salı günü sevgili fletmeyt'im gelior temizlik ve yemek yapmak lazım ona.evvet salı günü fletmeyt geliyor ve bu yalnız geceler sona eriyor. artık uyandığımda "günaydınnnn" diyebilceğim bir insanım olacak, sevinç doldum şmdi ben.
Uyusam iyi olur be blog yarınki işler beni bekler, tembelliği atmak lazım üstümüzden,iyi geceler diliyorum efenim.
3 Ocak 2010 Pazar
'uykusuz her gece' modu.
Uyuyamıyorum. hayır uyuyamıyorum olmuyor işte. beynimi rahatsız eden düşünceleri bir kenara atıp da uyuyamıyorum. gecenin sessizliğinde çok gürültülü bir şekilde rahatsız ediyorlar beni. yorgunum, halsizim, uyumak istiyorum ancak susturamıyorum onları. bu odadaki sessizliği de sevmiyorum ürkütüyor beni şu anda. karanlık, sessizlik ve beynimdeki gürültü. haha çok mayak bir atmosfer hakim şu anda burada blog. sırf belki şuraya bir şeyler yazarsam kurtulurum onlardan da uyuyabilirim diye geçtim bilgisayar karşısına. bakalım işe yarar belki, ancak şu anda sana, ona, buna, kendime, hepinize/hepimize bsg demek istiyorum. saygılarımı sunuyorum.
"Güç bende artııkkk!!"
Ben gücü severim blog. ama öle parayla cartla curtla gelen güçten bahsetmiyorum. ben insanın içinden gelen gücü severim. bu gücü kimi zaman kaybetsem de şu an öyle bir hissediyorum ki. evvet. kendimi bulmuş, yenilenmiş gibiyim adeta. çok bir gaza gelmiş durumdayım şu an.
İnsanlar değşir mi bilmiyorum da blog insanların insanlara hissettirdkleri değişir. yani bir insanın bnm için anlamı, önemi ona beslediğim iyi kötü vb hisler değişir. bu aslında o insan değiştiği için midir değil midir hala bilemiyorum onu. sonuç olarak bir şeyler değişti ya, ben rahatım huzurluyum ya, herkes öyledir umarım blog.
Ancak farkettim ki insan kendi kuyusunu kendi kazarmış, insan her şeyi kendi kendisine yaparmış bütün kötülükleri de iyilikleri de, herşey insan beyninde başlarmş, ben istedikten sonra her şey olurmuş falan filan. uydurmuorm, bu gerçek bir hikaye..
dersdersders.finallerim yaklaşmakta.ve ben burada, bu ders çalışmanın imkansız olduğu ortamda kasıp almanca çalışmak, evet işte bu, bunu başardım ancak sonunda beynimde hasara yol açtı bu işlem. çünkü almanca çalşrken aklıma sürekli ispanyolca kelimelerin gelmesi beni delirtti. ama yine de yaptm işte bişeyler. sevmioyurm yahu almancayı sevmiorm işte zorla mı!?
blog resmen gün sayıyorum yurduma dönmek için, ha burayı sevmediğimden mi yoo burayı da çok seviyorum ama yetti sanırım bana artık, dönmek için heyecan yapıyorum. Moda.. Moda'ya gitmek için şöyle yine bankıma oturup denizi izlemek için huzur içinde oh be diycem oh döndüm evime! şöyle bir kayalıklarda yürürüm çimenlere otururum, köpeklerini gezdiren yaşlı amca teyzeleri izlerm ve param olduğunda satın almayı planladığım eve bakarım. hayal kurarım..
O ev de bir fenomen. kimle modaya gitsem ilerde param olunca satın alacağım evi gösterip bir saat üzerine konuşuyorum, ama öyle bir manzarası varki blog o evin of of of anlatamam yani böle sağ cepheden sol cepheden her yerden uçsuz bucaksız deniz görüyor. böle kocaman terası var falan orda ne mangal geceleri yapılır şmdi bak of açarsın bir de büyük yanına,değme keyfime.öf böle düşününce bir duygusal oldum ben yahu, az kaldı az. yarim İstanbul kavuşacağız, merak eylemeyesin..
İnsanlar değşir mi bilmiyorum da blog insanların insanlara hissettirdkleri değişir. yani bir insanın bnm için anlamı, önemi ona beslediğim iyi kötü vb hisler değişir. bu aslında o insan değiştiği için midir değil midir hala bilemiyorum onu. sonuç olarak bir şeyler değişti ya, ben rahatım huzurluyum ya, herkes öyledir umarım blog.
Ancak farkettim ki insan kendi kuyusunu kendi kazarmış, insan her şeyi kendi kendisine yaparmış bütün kötülükleri de iyilikleri de, herşey insan beyninde başlarmş, ben istedikten sonra her şey olurmuş falan filan. uydurmuorm, bu gerçek bir hikaye..
dersdersders.finallerim yaklaşmakta.ve ben burada, bu ders çalışmanın imkansız olduğu ortamda kasıp almanca çalışmak, evet işte bu, bunu başardım ancak sonunda beynimde hasara yol açtı bu işlem. çünkü almanca çalşrken aklıma sürekli ispanyolca kelimelerin gelmesi beni delirtti. ama yine de yaptm işte bişeyler. sevmioyurm yahu almancayı sevmiorm işte zorla mı!?
blog resmen gün sayıyorum yurduma dönmek için, ha burayı sevmediğimden mi yoo burayı da çok seviyorum ama yetti sanırım bana artık, dönmek için heyecan yapıyorum. Moda.. Moda'ya gitmek için şöyle yine bankıma oturup denizi izlemek için huzur içinde oh be diycem oh döndüm evime! şöyle bir kayalıklarda yürürüm çimenlere otururum, köpeklerini gezdiren yaşlı amca teyzeleri izlerm ve param olduğunda satın almayı planladığım eve bakarım. hayal kurarım..
O ev de bir fenomen. kimle modaya gitsem ilerde param olunca satın alacağım evi gösterip bir saat üzerine konuşuyorum, ama öyle bir manzarası varki blog o evin of of of anlatamam yani böle sağ cepheden sol cepheden her yerden uçsuz bucaksız deniz görüyor. böle kocaman terası var falan orda ne mangal geceleri yapılır şmdi bak of açarsın bir de büyük yanına,değme keyfime.öf böle düşününce bir duygusal oldum ben yahu, az kaldı az. yarim İstanbul kavuşacağız, merak eylemeyesin..
2 Ocak 2010 Cumartesi
Bana bravo, bravo bana..
Bazen hayatta büyük adımlar atmamız gerekiyor benm bugün yaptığım gibi. hani aslında çok uzun zamandır yapmanız gereken bir şeydir ancak bir türlü cesaret edememişsinizidir ancak bir şey olur ve artık onu yapmanın zamanı geldiğini kesnlkle anlar ve yaparsınız. ne olduğunu söylemeyeceğim. ben kafa netliğini çok seviyorum blior musun blog? öle karşk durumlar, ne olduğu belli olmayan askıda kalan mevzular benim sinirimi bozuyor daraltıyor beni. durum ne olursa olsun kötü de olsa iyi de olsa net olmalı ki en azndan insan ona göre düşüncesni belirler. ve bazen olur ki böle bir şeyler inceldiği yerden kopar ben rahatlar huzura ererim bilmece gibi mi konuşuyorum bugn ne?
Dünkü yılbaşı kutlamamıza gelince, güzel bir geceydi çok farklı bir gece değil ancak güzeldi. en güzel şey polonyalı arkdşlarn annemler araynca onlara "mutlu yıllar" diye baırmaları oldu, baya hoşuna gitti benm anne babanın. çok ağladm dün telfonda yahu. annemlerle konşrken falan. snra en yakın iki arkdşmla konşurken.. ha mp3 ümü kaybettm ben dün gece, bu sabah farkettim ki yok ve ben onsuz yaşayamam. ancak daha demin haber geldi Cansu'larda bulunmş mp3. kaybettiğin şeyin bulunması da bir başka sevinç kaynağı azizim.
43 günüm kaldı bu ülkede. aslında dönmek için can atıyorum yurduma ama burdaki son günlerin de değerini bilmeli blog değil mi. her yer her şehir sıkıyor insanı bir süre sonra zaten.
Bugün bir başka önemli bnm için, büyük karar günü bugn. böle büyük kararları seviyorum ben içimde değişik bir heycan yaratıyorlar. unutmayın unutturmayın 1 Ocak 2010 ( gerçi saat 12 yi geçtii için artk 2 ocak ama olsun) büyük karar günüdür,bravo bana,çok gizemliyim bugün yahu!saygılar..
Dünkü yılbaşı kutlamamıza gelince, güzel bir geceydi çok farklı bir gece değil ancak güzeldi. en güzel şey polonyalı arkdşlarn annemler araynca onlara "mutlu yıllar" diye baırmaları oldu, baya hoşuna gitti benm anne babanın. çok ağladm dün telfonda yahu. annemlerle konşrken falan. snra en yakın iki arkdşmla konşurken.. ha mp3 ümü kaybettm ben dün gece, bu sabah farkettim ki yok ve ben onsuz yaşayamam. ancak daha demin haber geldi Cansu'larda bulunmş mp3. kaybettiğin şeyin bulunması da bir başka sevinç kaynağı azizim.
43 günüm kaldı bu ülkede. aslında dönmek için can atıyorum yurduma ama burdaki son günlerin de değerini bilmeli blog değil mi. her yer her şehir sıkıyor insanı bir süre sonra zaten.
Bugün bir başka önemli bnm için, büyük karar günü bugn. böle büyük kararları seviyorum ben içimde değişik bir heycan yaratıyorlar. unutmayın unutturmayın 1 Ocak 2010 ( gerçi saat 12 yi geçtii için artk 2 ocak ama olsun) büyük karar günüdür,bravo bana,çok gizemliyim bugün yahu!saygılar..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)