Hareketlerimin ağırlaştığını ve kafamın bulanıklaştığını hissettiğimde Moda' ya kadar geldiğimi fark ettim. Öyle hızlı adımlarla ilerlemişim ki beni görenler bir şeyden birinden kaçıyorum sanmışlardır. Doğru, kaçıyordum aslında. Kaçmaya çalıştım. Yakalandım.
Moda, bende bir sığınak görevi görüyormuş meğer. Gerçeklerden uzaklaşmak için evde nasıl odama kapanıyorsam dışarıda da Moda' ya koşarak gidiyor ve kendimi dış dünyanın hareketliliğine karşı kapatıyorum. Hatta yağmurdan ıslanmış banklar umrumda bile olmuyor, ıslanmak bir nebze koymuyor. Çok dramatik olacak ama kendimi sokak köpekleriyle muhabbet ederken buldum bugün. Onların bana zerre zararı yok çünkü.. Öyle hemen bırakıp da gitmiyorlar beni,dinliyorlar falan sadıklar yani. Eyvallah.
Bazı günler uyandığında, günün devamında gerçekleşeceklerden haberi olsa, hiç o yataktan kalkmadan battaniyenin altında sessizce ve saatlerce durmak ister insan. Güneşin doğması doğmaması önemli değildir, daimi bir karanlık sarıvermiştir zaten etrafını.
Şimdi tek ihtiyaç bir şişe şarap ve fasıl şarkılarıdır. Sarhoşluktan ayıklığa geçmemek gerek, can acıtır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder