Sevdiğin biri tarafından uğurlanmak mı daha zordur yoksa sevdiğin birini uğurlamak mı bilemedim pek. İkisi de oldukça zor orası kesin. Sanırım giden değil de kalan kişi olduğunda hissettiğin yalnızlık çok daha büyük oluyor. Tren düdüğünün çalması, trenin harekete geçmesi ve trenden sana bakan insana el sallayarak onu yolculamak...
İki hafta içinde iki kere vedalaşmak çok canımı yaktı bu sefer. Belki bu acı, tren garlarının zaten hüzünlü ortamlar olmasından kaynaklanıyordur, bilemiyorum. Bütün bu vedalaşma muhabbetlerinin ana kahramanı Mü tabi ki. Bugün Haydarpaşa' ya Eskişehir bileti sorduğumuzda erken saatteki trene bilet kalmadığını duyunca ben, Mü duymasın ama içimden pek bir sevinmiştim. Beraber geçirilen her bir saniyeyi kar sayıyorum sanırım. Zamanla kavgalıyım onun yüzünden.
Mümkünse vedalaşmayayım kimseyle. Ya kimse bir yere gitmesin ya da öyle bir gitsin ki farkına varmayayım. Hava alanları ve tren garları zaten depresyona meyilli olan şu bünyeme, inanın iyi gelmiyorlar. Vedalaşma kısmını atlayıp bir sonraki görüşme kısmına geçelim, her şey güzel olsun sonra. Mutlu olalım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder