Bir lakaytlık var ruhumda, oldukça hoşuma gidiyor. Ehh siktir olup gitsinler, diyebiliyorum her şeye, herkese. Hep böyle olabilmektir, ana fikir bence. Tam bir yaz tembelliği var üzerimde. Güneşin alnında saatlerce uyumak, kitap okumak ve müzik dinlemek istiyorum mesela. Harıl harıl çeviri yapmak istemiyorum mesela, ehe. Ekonomik adaletin olmadığı bu dünyada biz it gibi çalışmak biran önce paramızı kazanmak zorundayken, Avrupa insanı o ülkeden o ülkeye gezip dursun zaten. Biz para kazanmak için didinelim, onlar da yüksek değerli paralarıyla bize pahalı onlara ucuz gelen topraklarda fink atsınlar. Öeh, dolmuşum baya patladım.
Neyse ne diyordum. Yaz gelsin falan filan. Yaza da hani staj yaparak gireceğim, büyük başarı. Bir aylık stajımdan sonra belki hasretini çektiğim güneş, deniz, kum üçlüsüne ulaşabilirim. Daha okul başlamamışken, yaz tatilinin hayalini de anca ben kurarım zaten..
Bu sabah kahvaltıda gerçekten de bir kibrit kutusu büyüklüğünde peynir yedim. Merak ediyordum bakalım ne olacak yiyince diye. Bir bok olmadı lan. Ama azimliyim bu beslenme programı konusunda. Sebzemi balığımı salatamı eksik etmeyeceğim. Aynı anda hem tembel hem azimli olmayı başarabilen ilk insan da benim.
Geçelim bunları da bu perşembe öyle güzel olacak ki. Çok değil daha geçen hafta vedalaştığım Mücan geliyor bu perşembe. Bir kaç gündür de onun hayaliyle yaşıyorum işte. Bir yanım hemen perşembe olsun istiyor, bir yanım da hiç gelmesin de sonra da bitmesin istiyor. Bana yine esmer günler düşecek galiba.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder