Gece hayatıma hızla devam ederken, hiç gidilmemesi gereken bir mekan daha öğrenmiş bulunmaktayım. Hayalperest' in falan olduğu sokak var ya hah işte o sokakta da ismi Sokak olan bir mekan var ya, işte oraya gitmeyin, sakın ha. Pişman olursunuz beyler, benden söylemesi. Gitme sebebimiz pek sevgili spor salonumun düzenlediği karaoke gecesiydi. Karaoke kısmı da eğlenceliydi evet, doğru. Peki ya gecenin geri kalan kısmı? Bir kere sahnede Murat Kekilli ile Barış Akarsu arası (ölülerin arkasından konuşulmaz ama) bir adam garip bir ses tonuyla anadolu rock yaparken sürekli de saçlarını savurup parmaklarındaki o kocaman kocaman yüzükleri gözümüze sokmaya çalışıyordu. Saat 22' de başlaması gereken karaoke bu çok sevgili Murat Kekilli yüzünden anca saat 24'te başlayabildi. Sevgiyle değil, nefretle anarım.
Öyle ya da böyle biz sahneye çıktık I will survive' dan girdik, Wonderwall' a daldık, Why does it always rain on me?' den çıktık. Gel gör ki mekanda bizi pek sevmediler. Şarkılarımıza eşlik etmediler. İlla Cem Karaca, Barış Manço' mu söyleyecektik yani. Arada çalan misket havasından hiç bahsetmiyorum bile bak. Ben ki her türlü müziğe ayak uydurmaya çalışan yeri geldiğinde göbek atabilen bir insanım ancak dünkü mekana ben de ayak uyduramazdım, uydurmazdım. Yılbaşından kalma eski süsler de cabasıydı. Neyse bir şekilde geceyi atlatmış bulunmaktayız.
Dün yeni bir spor programım ve beslenme programım oldu. Beslenme programım hiç gerçekçi değil mesela sabah kahvaltıdan önce 2 adet ceviz, kahvaltıda bir kibrit kutusu kadar peynir yememi söyleyen bir program. Neden kibrit kutusu o konuda da bir bilgim yok. Yasaklar bölümüne baktığımda, ana besin kaynaklarımı görüverdim. Kola, alkol, salam, sucuk, sosis, kırmızı et. Hadi len dedim içimden, ben et olmadan yaşayabilir miyim hiç? Sonra gittim kendime yarım ekmek arası bir kokoreç ısmarladım kendime geldim. Neymiş? Ceviz yicekmişim. Küfür edesim geldi valla.
Ara ara özel hayatım karışır ya benim birbirine, arap saçına falan döner yine öyle bir durumdayım. Düşününce bir sürü insan var gibi, hissetmeye kalkınca ise hiçbirisi yok. Ya da hiçbiri tamam değil falan. Hepsini bir araya toplasan belki anca bir adam ederler.
Kitabın yarısından çoğunu çevirmiş bulunmaktayım geriye kaldı mı 260 sayfa? Biter mi, bitmez mi ne zaman biter bilemiyorum da, bitene kadar bana rahat yüzü yok be anacım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder