12 Ekim 2011 Çarşamba

huzursuz bacak sendromu.

Salt yaşama amacımız mutlu olmak iken şu hayatta, mutluluğun genelde kısa süreli karşımıza çıkması da ironinin ta kendisidir bence.

Şimdi bir odaya girdiniz, karşınızdaki koltukta sizden bir şeyler anlatmanızı bekleyen bir insan var. Ne anlatacağınızı bilmiyorsunuz ama sessizlik büyümesin diye konuşmaya başlıyor ve sonra da bir saat boyunca susmuyorsunuz. Terapi de böyle bir şeymiş işte.

Pek de sizi etkilemediğini düşündüğünüz olaylar da sizi çok etkiliyor olabilirmiş. Sadece bu durumu göremiyor olabilirsiniz.

Sorunlarımın büyük çoğunluğunun tek bir insandan kaynaklanıyor olma ihtimali büyük aslında. Ne insanmış arkadaş, biz en iyisi söz konusu şahsı kitle imha silahı olarak kullanalım. Bir işe yarasın bari.

Kabinlerde tıp çevirisi bile yapan insanlarız bizler artık. Demanstı, deliryumdu, huzursuz bacak sendromuydu hepsini bilirim. Ha doktor ha tıp çevirmeni canım. (wtf!?)

Huzursuz bacak demişken bende de huzursuz kafa sendromu var, tedavisi yok.

Not: Haluk Bilginer' le evlenmek istiyorum. (Seviyorum, ne yapayım!?)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder