3 Ekim 2011 Pazartesi

nowhere to run.

Yeni bir romanın bitişinin mutluluğunu daha yaşıyoruz hep birlikte. Hep birlikte diyorum çünkü ben çeviri saatlerimi çılgınca sosyal paylaşım sitelerinde baya paylaştım ve artık alakasız insanlar bile gelip beni tebrik etmeye başladı. Reklamın iyisi kötüsü olmaz diyerek kendimi teselli edeceğim. Romanın bitişi her ne kadar iş yükümü azaltmış olsa da böyle güzel ve heyecanlı bir romanı bitirmiş olmak da bir yandan beni üzdü. Romandaki dedektiflerle neredeyse kanka olmuş her gün beraber donat yeyip kahve içiyorduk sanki. Şimdi onlar yok ve ben çok yalnızım. Neyse, evet bir roman daha burada bitti. Şimdi teslime kadar kalan son bir ayda redaksiyon dönemine giriyoruz, hepimize hayırlı olsun. Baya liseli ergenvari davranışlar sunarak dersi terk etmiş bir insanım ben. Komik olan böyle bir şeyi hiç lisede yapmamış gelip tam da son senede yapmış olmam. Dersi terk edişim ise kesinlikle hocalarımla ilgili değil, tamamen benim kendi sorunlarımdan ötürüdür. Başarıyı önceden tatmış bir insanın başarısızlığa katlanma gücü zayıf oluyormuş. Şimdi bunu öyle ben çok başarılıyım falan filan diye söylemedim, tek söylemek istediğim insan kendisinden bazı şeyler bekliyor daha doğrusu insan kendisinden çok şey bekliyor ve hayal kırıklığı sonunda kaçma isteği doğuruyor. İşte ben de bu yüzden geçen hafta dersten kaçtım. Artık bunu da yapmamıştım, üniversitede dersi terk edip çıkmamıştım demem ileride. Aslında basit bir dayanamayıp dersten çıkma, fark ettiniz mi bilmiyorum, benim kişiliğimi gözler önüne seriyor. Benim yaşamdaki sorunlarla başa çıkma şeklimi gösteriyor. Demek ki ben sorunlarım karşısında çabuk pes edip kaçma şansım var ise oralardan uzaklaşmayı seçen bir insanım. Demek ki sabırsız bir insanım. Demek ki çok da güçlü bir insan değilim. Ama biliyorum, öyle bir an gelir ki kaçacak yeri olmaz insanın ve savaşmak zorunda kalır. Esen kalınız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder