
"That's what the present is. It's a little unsatisfying because life is unsatisfying."
Dün izlediğim bir filmden alıntı yaparak başladım bu sefer. Canımın içi Woody Allen' ın yazıp yönettiği Midnight in Paris gibi güzel ve şeker bir film izledim dün. Woody Allen bu sefer Paris' i tanıtıyor bize. Evet, tam bir aşk şehri imiş Paris meğer. Fransızca da aşkın dili kesinlikle, ikna oldum. Filmin sadece hoş, güzel olmasını beklerken çok beklemediğim bir kurguyla karşılaştım. Şimdi burada filmin inciğini cıncığını anlatmayacağım sadece bu filmi bilin izleyin isterim.
Neyse, bugün öğrendim ki İÜ' nün öğrencilerine verdiği yepyeni bir hizmet varmış. Psikolojik Rehberlik ve Danışma Hizmeti. Dedim madem böyle bir hizmet veriyor sevgili İÜ o halde sonuna kadar kullanmak gerekmez mi? Verdiği hizmet ne kadar iyidir tartışılır, tabii. En azından bir psikolog tecrübesi yaşar ve ne olup ne olmadığını görürüm, diyorum ben. Bakalım.
Psikolojik durumumun iyi olmama sebebi bence tamamen haftada altı gün dersimin olmasıdır. Cumartesileri bile sabah dokuz buçuktan öğlen iki buçuğa kadar dersi olan bir insanın iyi olması nasıl beklenebilir? Belki de formasyon almıyor olsam, hayatım daha güzel olacaktı, bilemiyorum. Bir de hafta içi derslerimin tüm günümü alması, akşamları ispanyolca kursumun olup eve onbirlerde dönmem de cabası. Tamam ispanyolcama laf yok. En büyük aşkı yaşıyorum ispanyolcayla ama yorgunluk denen şey insanın hayat sevincini de elinden alıyormuş.
Yaşlanmışım gibi gibi geliyor. Sağlıcakla.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder