23 Ekim 2011 Pazar

victim of disaster.

Hay kendi ağzıma sıçayım diyorum bazen. Evet, bazı bazı sağlam salaklıklar yapıyorum.

Nereye çeksen oraya gelen insanı sevmedim, sevmeyeceğim. Hele iki yüzlü insana pek bir gıcığım var. Seviyorsan seviyorsundur, sevmiyorsan seviyorum triplerine girmezsin. Girme.

Evdeki gerginlik beni derhal yurt dışına gitmeye zorluyor. Evdeki gerginliğinin temel sebebi ise komik bir şekilde kardeşimin ağır ders çalışıyor olması. Nasıl bir insanın ders çalışması, evde sorunlara sebep olabilir diyecekseniz, şöyle; Kardeşim o kadar ama o kadar çok ders çalışıyor ki sürekli atarlı sürekli sinirleri bozuk ve evdeki herkes onun egemenliğinin altına girmiş ondan adeta korkuyor. Ben de bu egemenlik altına girme durumuna boyun eğmediğim için 'problem çocuk' sıfatını alıyorum hemen. Sonra da biri çok ders çalışıyorken biri gezip tozuyor oluyor, evet lan gezip tozuyorum. Böyle de devam edeceğim.

Bu çocuğun çok ciddi sorunları olacak diyorum kimse dinlemiyor, dinleseler de ne yapacaklarını bilmiyorlar. Ben de ne yapılması gerekir bilmiyorum ama harbiden çok geç olmadan bir şey yapmalı, benden söylemesi.

Bugünlerde eşzamanlıyla aramız pek bir iyi. Kabin stresini aşmış gibiyim. Herkese söylediğim gibi, kabini bir terk ettim sonra rahatladım. Nasıl olsa kabini terk edip beklentileri düşürdüğüm için stres mitres hiçbir şey kalmadı bende. Çözüm buradaymış meğer: Beklentileri en aza indirgemek.

Bugünün özlü sözü de, 'geçmişinle hesaplaşmadan geleceğe bakamazsın' olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder